10 Mayıs 2012 Perşembe

Çilek Şerbeti (Lohusalar ve Emziren Anneler İçin)



                                                   Limon Ağacı Hikayesi
              Bir bahçede iki limon ağacı varmış. Bu limon ağaçlarından birisi oldukça heybetli, diğeri ise nispeten daha küçükmüş. Sahibi büyük olan ağaca daha çok limon yapıyor diye daha güzel bakarmış. Bolca sular ve çapalarmış. Halbuki küçük limon ağacına ise zoraki yapar, birinde sulasa bir diğerini "Nasılsa kuruyacak, boş yere uğraşmanın gereği yok." dermiş.
             Bir gün uzak diyarlardan birinden çok güzel çiçek tohumları, rüzgara takılmış , limon ağaçlarının olduğu bahçeye gelmiş. Heryer parsellendiği için sadece limon ağaçlarının dibinde boş toprak varmış. Önce büyük ağaca gitmişler, toprağa düşüp, çiçek açmaları için onun dibinde yer istemişler. Ama büyük ağaç, büyüklüğünün ona verdiği kibirle, onları reddetmiş.
             Küçük ağaç ise, kendi rızkını verenin onun kurumasını istemezse kurumayacağını düşünürek, bu yeni misafirleri kabul etmiş. Böylece kısa sürede toprağa düşen çiçek tohumları rengarenk, mis kokulu çiçekler oluvermişler. Sahibi ise bir gün bahçeye geldiğinde bakmış bu güzel kokuların geldiği yöne. Güzel çiçekleri görünce içi gitmiş. Her gün gelip bu çiçekleri sulamaya ve en iyi gübrelerle beslemeye başlamış.
             Böylece bizim cılız limon ağacı çiçeklerin sayesine iyice beslenmiş, ta dipteki köklerine kadar güçlenmiş. Kısa sürede bahçenin en büyük ve heybetli ağacı oluvermiş...  

           
               Hikayemizdeki gibi, birbirine yardımcı olarak büyüyen, gelişen dostlar ve dostluklar bulmak dileğiyle Hayırlı Cumalar Herkese... Cumanın bereketi üzerinize olsun inşallah.
               Limon ağaçlarının hikayesine benzemez ama ben de günün anlam ve önemine riayeten, arkadaşım için yaptığım çilek şerbetini paylaşacağım bugün. 
              Doğum yapan komşumdan bahsetmiştim sizlere. İşte o arkadaşımın ikiz bebekleri oldu. Sütü yetmez endişesiyle evde 1 kg çilekten yaptım bu şerbeti. Sütü artırmak için yapılan bir şerbet. Ama açıkçası ben bu şerbeti içince, kendim de evde, çocuklar için yapmaya karar verdim. Gerçekten çok güzel. Ben her ihtimale karşı içine karanfil koymadım, ama lohusa şerbetinde olduğu gibi o da eklenebilir. Sadece kök tarçın kullandım, arkadaşım da beğendi tadını. Denemek isteyen olursa, tam da mevsimi gelmişken serin serin ne hoş olur...


Malzemeler:
  • 1 kg çilek
  • 2 kg içilebilir su
  • 1 büyükçe su bardağı şeker
  • 1 kabuk tarçın
  • İsteğe göre 3-4 tane karanfil(Ben koymadım)

Yapılışı:
  1. Çilekler yıkanıp temizlenir tenceyere su ile birlikte konur.
  2. Su kaynamaya başlayınca içine tarçın ilave edilir.Karanfil koyacaksanız bu esnada koymalısınız.
  3. Çileklerin rengi beyazlaşıncaya kadar kaynamaya devam edilir.
  4. Çilekler beyazlayınca şekeri ilave edilir. Bir miktar da bu şekilde kaynatılarak. Süzgece alınır.
  5. Cam bir sürahiye soğuması için bırakılıp, soğuyunca içime uygun hale gelir. Afiyet Olsun...

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Browni (Cevizli-Kahveli)


                    Çikolata herhalde bu dünyada herkes tarafından sevilen çok nadir şeylerin başında gelir. Kokusu bile mutluluk hormonunu  (endorfini) harekete geçirmeye yetiyor. Antioksidan deposu ayrıca kalsiyum ve fluorid bakımından zengin... Saymakla bitmiyor son olarak bağışıklık ve üreme için faydalı olan demir ve çinkoyu bol oranda içeriyor Muş. Neymiş efendim fazla çikolata sadece kilo olarak değil de küçük bir bebek olarak da dönebilir Miş. Hanımlarımızın dikkatine :)
                   Neyse bu kadar geyik yeter. Hani şarabın yada sigaranın birkaç yararı yerine birçok zararı olur ya, öyle demeyelim ama benzer biraz... Bir parçası iyi fakat gerisi gelmeyince iyi, tabi kendini tutabilirsen...                       
                   "  Ne alaka Elif, bu kadar çikolatadan bahsedip te sanki çikolata yaptın." diyenleriniz olabilir haklı olarak. Sebebi ise çok basit: Browni bende çikolata çağrışımı yapıyor.Ne zaman canım yoğun çikolata tadı çekse, aklıma browni yapmak geliyor.Kekten daha fazlasını arayanlara, çocuklara,büyüklere önerilir. Kahveli yaptım ben bu sefer. Fazla söze ne hacet. Tarifi vereyim gitsin :)
                  Tarif buradan alınmıştır.



Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı ceviz
  • 100 gram bitter çikolata
  • 125 gram tereyağ
  • 2 çorba kaşığı granül kahve
  • 1 çorba kaşığı kakao
  • 1 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
Üzeri İçin:
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 80 gram bitter çikolata
  • 1 kaşık şeker
Yapılışı:
  1. Tereyağı ve çikolatayı benmari usulü erit.
  2. 3 yumurta ve şekeri iyice çırp. Tereyağ karışımı biraz bekletip yumurtalara ekle.
  3. Kahve, kakao, kabartma tozu, 3 yemek kaşığı un kat, karıştır. Kıvamına göre unu azar azar eklemeye devam et. En son içine cevizleri ekle.
  4. Kelepçeli kalıbın altına yağlı kağıt ser. Önceden ısıtılmış fırında pişir. Biraz beklettikten sonra, kelepçeli kalıptan çıkar.
  5. Aynı şekilde üzeri için malzemeleri benmari usulü eritip, sıkma kalıbıyla browninin üzerine çikolata ile süslenir. Afiyet Olsun...

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Balkabaklı Mısırunlu Sütlü Tatlı (Glutensiz Beslenenler İçin)

                  
                                 
                             1 Mayıs'ta komşum doğuma gitti. Kızlarını da bana göz kulak olmam için tembihledi. Anneleri doğumda olan bu minikler için, akşamdan hazırladığım  tatlıydı, Mısırunlu Sütlü Tatlı.
                             Küçükken kızıma mama hazırladığım zamanlarda, bazen mısır unuyla muhallebi yapardım. Aklıma ordan düştü aslında. Mısır unu yapısı gereği yumuşak bir un. Genelde balıklarda kullanmaya alışık olduğumuz bu tadı bizimkiler de yadırgamadılar değil.
                              Yayınlayıp yayınlamamak konusunda tereddütler yaşadım ilk önce. Sonra düşündüm ki, glutensiz beslenmek zorunda kalan (çölyak hastalığı gibi)  hastalar var. Belki onlara göre bir tarif olabilir yada fikir verebilir.
                             Neden balkabağı dediğinizi duyar gibiyim. Birincisi akşam akşam verdiğim bir karardı sütlü tatlı yapmak ve elde hali hazırda yapılmış bir kabak tatlısı vardı. İkincisi, buzluktaki stokları tüketme çabası diyebilirim. Bunun açıklaması ise; ben daha önce yaptığım, artan kabağın fazlasını buzluğa kaldırmıştım. Şimdi artık bu buzluktaki sebzeleri, meyveleri tüketme konusunda hummalı bir çabaya giriştim.Bir gün önceden hazırlamış olduğum balkabağı tatlısını, muhallebinin tabanına koymak aklımda yoktu. O an ortaya çıktı. Buzluklar boşalsın ki yeni tazeliklere yer açılsın öyle değil mi?





Malzemeler:
  • 1 kg süt
  • 2 kaşık mısır unu
  • 3 kaşık pirinç unu
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 tatlı kaşığı dolusu tereyağ
  • 1 paket şekerli vanilin
  • Üzerini süslemek için ceviz
  • Tabanına koymak için istediğiniz bir meyveli yada çikolatalı tarzı bir tatlı









Yapılışı:
  1. Sütü tencereye alıp içine mısır unu, pirinç unu ve şekeri katıp karıştırıyoruz.
  2. Ocağa alıp başında durarak sürekli karıştırıyoruz. Koyu kıvama gelince içine tereyağ katıp karıştırıyoruz. İndirdikten sonra vanilin katıyoruz.
  3. Kaselerin tabanına robotta çekilmiş balkabağı tatlısını (yada herhangi başka bir malzemeyi ) 1 kaşık koyup, üzerini düzleştiriyoruz.
  4. Sütlü tatlımızdan bir kepçe alıp kaselerin üzerine ekliyoruz. En üstünü istediğimiz bir malzemeyle süslüyoruz. (Ceviz uygun olacaktır bence, benim evde yoktu ben fıstık kullandım.)
Not: Tatlıyı bir gece buzlukta bekletmekte yarar var. Afiyet Olsun...

                         

Fındıklı - Muz Tadında Kurabiye

                           
                              Mutlu haftalar Sevgili Dostlar. Geçenlerde kızlarımla kurabiye yaptım demiştim hatırlarsanız. İzgi Baharatlı Tuzlu Kurabiye yapmıştı. Yukardaki tatlı kurabiye ise Bengisu'nun yaptığı.
                                Kurabiye, biraz sert, fakat taş gibi de değil. İçindeki fındıklar çok yakışsa da kurabiyeye asıl tadını veren hamuruna eklediğim muzlu puding. Yerken, arkadan arkaya nefis bir muz aroması hissedeceksiniz. Mutlaka deneyin derim. Kahvenizin yanına iyi eşlik edeceği şüphesiz...


Malzemeler:
  • 1/2 margarin (Oda sıcaklığında)
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 2 yemek kaşığı hazır muzlu puding tozu (tepeleme)
  • 1/2 su bardağı fındık (irice kırılmış)
  • 1 yumurta
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 vanilin
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu (tepeleme)
  • 11 yemek kaşığı un (tepeleme)
Not: Unu koyarken son iki kaşık kala azar azar eklemenizi tavsiye ederim. Hamurun yumuşaklığına göre son iki kaşığa karar verebilirsiniz.




Yapılışı:
  1. Margarin, pudra şekeri, sıvıyağ, yumurta çırpma teliyle iyice çırpılır. Tabi bunu elinizle de yapabilirsiniz.
  2. İçine puding, vanilin, kabartma tozu, fındık eklenir ve 9 kaşık un eklenir. Sonrası elimizle hamuru yoğurdukça eklenir ki fazla katı olmasın
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır ve yağlı kağıt serili bir tepsiye yuvarlatılarak konulur. Bunu hamur bitene kadar devam ederiz. Kurabiyelerin üzerine çatalla hafifçe bastırırız.
  4. Buzdolabına kaldırırız. 15 dakika buzdolabında tepsiyle tutarız. Önceden ısıtılmış fırında hafifçe kızarana kadar bekletiriz. Tepsiyi çıkarınca soğumasını bekler öyle kaldırırız.Afiyet Olsun...

    2 Mayıs 2012 Çarşamba

    Zerdeçallı Armut Marmelatı ve Ödüllerim


                                 Merhabalar sevgili dostlar. Bugün bir sürü hediye aldım sevdiğim arkadaşlardan.

    Öncelikle Sevgili Bir Kase Lezzet  Bana çok yönlü blogger ödülü vermiş. Kendisine teşekkür ediyorum. Sevgili Yaz Yağmurları... 'nın ödülünü de aldım kabul ettim. Kendisine teşekkür ediyorum. Sevgili PaSaSofraM  beni Çok Yönlü Blogger ödülüne layık görmüş. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Yine Ardaşlarımdan SevgiliAmak_ı Hayal çok yönlü blogger ödülüne layık görmüş. Kendisine teşekkür ediyorum. Sevgili Özlemden bana çok yönlü blogger ödülünü vermiş. Kendisine teşekkür ederim. Sevgili Mutfaktaki Acemi arkadaşım da beni ödüle layık görmüş. Kendisine teşekkürlerimi bildiriyorum. Hepsine çoook teşekkür ediyorum ve  çook sevgiler gönderiyorum.
                             Daha önce hayatımdaki 7 gerçek Sorusunu burada cevaplamıştım. Ve benden de bütün sevdiğim dostlarıma ve bu postu okuyan herkese gelsin. Bütün isteyenler cevaplandırsın.
                             Ve gelelim bugünkü tarifimize;  aldığım armutları eve geldiğimde ezilmiş buldum. Hemen buna bir çare bulmak lazım diyerek, ezilen armutları ayırdım, marmelat  yaptım. Daha önce de bahsettiğim zerdeçalı da armut marmelatını renklendirmek için kullandım.
                                Armutlar takriben, 1,5 kg kadardı. Ben yine de sizler için tam ölçtüm. İçine kattığım karanfilleri büyük kızım beğenmedi. Fakat küçük olanı bayıldı. Zevk sizin...



    Malzemeler:
    • 4 su bardağı armut rendesi
    • 1 su bardağı su
    • 2 su bardağı şeker
    • bir tutam karanfil (isteğe göre)
    • 1/2 tatlı kaşığı zerdeçal
    • 1 küçük limonun yarısı







    Yapılışı:
    1. Armutların kabukları soyulup rendelenir. Tencereye alınır ve üzerine 1 bardak su eklenir.
    2. İlk anda başında durmakta yarar var, dibi tutmasın diye, sonra armutlar suyunu salınca kaynatılacak.
    3. Kaynamaya başlayınca içine karanfil ve şekeri eklenecek. Böylece daha da kaynatılacak. Her zamanki şeker marmelat pişirme tekniğine göre pişirilecek. (Bu süre armutların sululuk miktarına göre değişebilir.)
    4. Siz bir kaşığı marmelata koyun karıştırın ve havaya kaldırıp bakın en son damlanın düşmesi yavaşlamışsa olmuş demektir. Biraz da soğuyunca koyulaşacağını düşünüyoruz.
    5. İndirmeden önce limon suyunu ve zerdeçalı ekliyoruz. 4-5 dakika kadar daha ocakta tutup alıyoruz. Sıcakken kavanoza dolduruyoruz. Soğuyunca kapağını kapatıp dolaba alıyoruz. Afiyet Olsun...

    1 Mayıs 2012 Salı

    Peynir Yapımı


                                Evet Sevgili Dostlar. Sonunda bu da oldu. Evde peynir yaptım. Yağlı 5 kg süt buldum. Peynir mayası aldım. İlk peynirimi yaptım. Nasıl keyif alıyor insan kendi yaptığı peyniri yiyince. Bu güzelliği hepinizin tatmasını öneririm şiddetle.
                               Peynir kahvaltının , böreklerin, çeşitli hamurişlerinin vazgeçilmezi... Nasıl ortaya çıktığı konusunda çeşitli rivayetler olsa da , en bilineni ve kabul göreni; 8000 ila 10 000 yıl önce, Mezopotamya'da İndus vadisinde hayvan güden çobanlarca yapıldığı. İlk zamanlar peynir, zengin yiyeceği imiş. Babil 'de peynire soyluların yiyeceği olarak bakılır, Tevrat'ta ise "kahramanların yiyeceği " olarak bahsedilirmiş. Evet yanlış duymadınız, şimdi peynir - ekmek diye küçümsediğimiz bu ikili, malum zamanlarda mayalama teknikleri bilinmediği için sadece  tapınaklarda yapılıyor, zengin  kesim tarafından tüketilebiliyormuş.

                             Fransa, Hollanda gibi ülkeler peynir konusunda çok iddialı olup, dünyaca ünlü peynirler üretip bunları tanıtmayı başarmışlar. Örneğin; mozzarella, gravyer, rokfor, parmesan gibi peynirleri sürekli almıyor olsak da duymayanınız yoktur. Fakat ben daha önce de belirttiğim gibi Türkiyenin peynir çeşitliliğini de çok gelişmiş olarak buluyorum. 200 çeşit peynire sahip olan ülkemizin sadece 5 tanesi ülke adına tescillenmiş durumda. Bunlar ise; Erzincan tulum peyniri, Ezine peyniri, Edirne beyaz peyniri, Erzurum civil peyniri ve hellim. Bizim her yörenin, ayrı bir peyniri olmakla beraber, dünyanın en iyi peynirleriyle yarışabilecek peynirlerimiz de mevcut. Hatta öyle ki, bu saydığımız peynirlerin yerine kullanılabilecek ve onları aratmıyacak olduklarını düşünüyorum.


                                     Bakar mısınız şu güzelliğe... Bir de tatsanız. Hele bir de "Bunu ben yaptım " mutluluğu yok mu?
                                     Peynirin mayalanması konusunda bu kez acemiliklerim olmadı değil. Öncelikle evde maya yoktu. Ben sütü kaynattım ve bir gece bekledi kaynamış süt. Sonra ertesi gün sütü ılıttım, ve anneme sorup maya ölçüsünü aldım. Süzmek için, yoğurt süzdüğüm beyaz tülbenti kullandım. Ve asacak yer bulamadığım için, mutfaktaki çeşmeyi kullandım. Altına bir leğen koyarak, buradaki çeşmeye astım. Elimde sürekli sıvazladım suyunun çıkmasına yardım ettim. Sonra elimde yuvarlayarak, üzerine bir tepsi ve onun üzerine 5 kg su bidonu koydum.  Böylece süzdü. Fakat bir hata yapmışım, arada bir kaldırsaydım tekrar yuvarlasaydım, daha kalın dilemlerim olabilirdi. Benimkiler biraz ince oldu.
                                      Bir de küçük bir hatırlatma yapmadan edemiyeceğim. Peynir alt suyu çok yararlı bir su olduğu için, bunu börek, çörek, ekmek yapımında kullanın derim.

    Malzemeler:
    • 5 kg süt
    • 1 tatlı kaşığı peynir mayası
    • Süzmek için beyaz tülbent
    • Tuzlamak için yeteri kadar tuz

    Yapılışı
    1. Sütü iyice kaynattım.( Aslında peynir yapımında sütü tam kaynatmamak gerektiğini biliyorum fakat, ben sütü aldığım yeri tam olarak bilemediğimden emin olmak istedim.Bu seferlik kaynattım.)
    2. Siz sütü ılınması için bırakın. Süt ne soğuk ne sıcak olmalı. Ben derece falan kullanmadım, fakat küçük parmağım ile test ettim. Parmağımı yakmayacak, birazcık da ılık olacak. Nasıl diyeyim,  süt inekten yeni sağılmış gibi olacak sıcaklığı.
    3. 5 kg sütün içine (kaynamamış hali bu miktar idi, tabi kaynayınca azaldı), 1 tatlı kaşığı maya kullandım.
    4. Mayayı karıştırıp, tencerenin ağızını kapatın. Ben tezgahın üzerinde tuttum. Çok serin olmaması mayalanma işlemini kolaylaştıracaktır.
    5. Sütün üzerine sarı suyu biriktiği ve beyaz kısmı çatlak çatlak olup, tabaka halini aldığı zaman, tülbente alabiliriz. Altına bir leğen koyup, bütün tencereyi döküyoruz, tülbentin üzerine.Kenarlarından tutup sıkıca uçlarını büküyoruz. İyice bükün ki süzmesi kolay olsun.
    6. Daha sonra, tülbentin altına başka bir boş leğen koyup tezgahtaki çeşmeye astım. Siz biraz yüksekçe başka bir yer bulursanız oraya asın.
    7. Yeterince süzünce sırada tülbentin ucunu büküp altına alıyoruz. Üzerine tepsi kapatıp içine 5 kglık dolu su bidonunu koyuyoruz.
    8. Böylece süzmesini bekliyoruz. Benimki sabaha kadar durdu.
    9. Tülbentten çıkarınca, peyniri dörde bölüp her tarafını iyice tuzluyoruz. Bir kaba alıp buzdolabına kaldırıyoruz. Afiyet Olsun...

    Keten Tohumlu Bahar Ekmeği


                            Hani bazen mutfakta işler ters gider. Birden nasıl olduğunu anlamadan elinizde hazırladığınız malzemenin bir işe yaramadığını düşünürsünüz.
                            İşte böyle günlerin birini yine yaşadım geçen gün. Nasıl mı oldu bu karışıklık? Anlatayım.
                            Benim bir beyaz kaplı defterim vardır. Mutfakta birşeyler yaparken mutlaka masamda durur bu defter. Ben ne kadar malzeme katarsam, onu not ederim bu deftere. Bazen de internetten aldığım tarifleri buraya not ettiğim olur. Lezzet Dergisinden Keten Tohumlu Bahar Çöreği'nin tarifini buraya yazmıştım.
                           Mutfağa geldim başladım malzemeleri kaseye eklemeye. Bir yandan okuyorum, bir yandan da malzemeleri karıştırıyorum. Birden bir şey dikkatimi çekti. " Maya yoktu sanki bu tarifte. Aman Allah'ım nasıl yaptıysam artık, bir altta yazılı olan tarifin malzemelerini koymuşum. E ne olacak bu kadar malzeme dökülmeyecek ya. Hem bazen böyle durumlardan çok güzel şeyler ortaya çıkabiliyor. Örnek kremşantili sultan lokumum mesela." gibi düşünceleri hızla geçirip aklımdan değiştiriyorum tarifi.


                          Ve böylece çörek, ekmeğe dönüşüyor. Kocaman, heybetli bir ekmek oldu bu. Hamuru ikiye ayırmayı yada şeklini de küçük çörek şeklinde yapmayı düşünseydim, içini alması daha kolay olacakmış.
                          O an evde olup fırından gelen nefis ekmek kokusunu duymalıydınız. Sarımsak, susam, keten tohumu vs derken müthiş bir keyif veriyor insana.




    Malzemeler:
    • 4 su bardağı çavdarlı ekmek unu karışımı (Bim'de bulabilirsiniz)
    • 3 yemek kaşığı keten tohumu
    • 1 kaşık susam
    • 1/2 yaşmaya
    • 1,5 çay bardağı sıvıyağ
    • 1 yumurta
    • 1 çay bardağı yoğurt
    • 4 diş ezilmiş sarımsak
    • 5-6 dal dereotu
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • 1 çay bardağı ılık süt
    • 1/2 çay bardağı ılık su



                         Yapılışı:
    1. Sıvıları ve tuzu, yoğurma kabına alıp, yaşmaya ekliyoruz ve eritiyoruz. Sonra un haricindeki bütün malzemeleri katıyoruz. En son unu azar azar ekleyerek yoğuruyoruz.
    2. Ben zamanımın olmadığı için uzunca ekmek şekli verdim. Siz isterseniz daha küçük yuvarlak çörekler yaparsanız çok yakışacaktır. Yağlanmış yada yağlı kağıt serilmiş tepsiye uzunlamasına koydum ve üzerine çizikler attım. Üzerini temiz bir bezle örtüp, sıcak bir yerde (Yada fırının mayalanma ayarında) mayalanmaya bırakın.
    3. Hamur yeterince kabarınca fırını 200 derece açıp pişiriyoruz. Daha sonra fırının ayarını düşürerek içinin de pişmesini sağlıyoruz.
    4. Fırından çıktıktan birkaç dakika sonra kesmeye başlayın. Soğuyunca bu işlem kolaylaşacaktır. Afiyet Olsun...