Kahvaltılklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahvaltılklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2013 Pazar

Pırasalı-Ciğerli Börek


            Hamilelik döneminde mutlaka yediğim sakatatlardandır ciğer. Hele de kansızlığımın başgösterdiği şu sıralar. Ciğeri, börek halinde yemek lezzetli oluyor bence. Havuç ve pırasa da ayrıca yakışıyor. Denemeniz dileğiyle...
                     Malzemeler:

  • 3 adet el açması yufka
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağı su
  • 1 küçük havuç
  • 2 pırasanın beyaz kısmı
  • 150 gram ciğer
  • karabiber, tuz
  • üzeri için, yumurta sarısı ve haşhaş 

Yapılışı:
  1. Ciğerler tavaya alınıp, az yağda kavrulur.Pırasalar ince ince doğranır ve rendelenmiş havuç eklenir,  ikisi birlikte yeniden kavrulup, tuz ve baharat ilave edilir ciğerlere eklenir. Soğumaya bırakılır.
  2. Yufkalar 4'e bölünür. Sıvıyağ ve su bir kapta karıştırılır.
  3. Her bir yufka parçasının içine fırça ile sıvıyağlı karışımdan sürülür. Yufkanın geniş kısmına, hazırladığımız ciğerli haçtan koyarız.
  4. Kenarlarını içe katlayarak rulo halinde sararız.(Fazla ince olmayacak)
  5. Üzerlerine yumurta sarısı ve haşhaş dökülerek 180 dereceli fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Afiyet Olsun...





9 Ekim 2013 Çarşamba

Buzluk Böreği (Patatesli)


                            Bilmem ki şimdiye kadar kaç kez yaptım bu böreği. Kaç misafirimi ağırladım. Her daim buzlukta hazırda bekleyen bir rulom bulunuyor.Ben en çok patateslisini yapsam da tabiiki siz, peynirli yada diğer çeşitlerini yapabilirsiniz. Tercih size kalmış...

Malzemeler:
  • 3 adet yufka
  • 1 yumurta
  • 4-5 kaşık yoğurt
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 3 adet haşlanmış patates
  • 1 kuru soğan
  • karabiber, nane,pulbiber ve isteğe göre baharatlar

Yapılışı:
  1. Haşlanmış patatesleri rendeden geçiriyoruz yada çatalla eziyoruz. Soğanı küp küp doğrayıp sıvıyağda şeffaflaşana kadar kavuruyoruz. Soğanlara patatesleri ekleyip şöyle bir karıştırdıktan sonra altını soğuması için kapatıyoruz. Tuz ve baharatlarını ekleyip karıştırıyoruz.
  2. Yumurta, sıvıyağ, yoğurtu bir kaseye alıp, karıştırıyoruz.
  3. Yufkanın birincisini serip, içine yoğurtlu karışımdan döküp, fırça ile yayıyoruz. Sonra üzerine patatesli haçtan alıyoruz her yerine aralıklarla serpiyoruz.
  4. İkinci yufkayı, birinci yufkanın üzerine serip, aynı işlemi tekrarlıyoruz. Üçüncü yufkada da işlemi tekrarlıyoruz. Yani araları yoğurtlu ve patatesli  üst üste 3 adet yufkamız oluyor. İki kenarını biraz kıvırıp, rulo halinde sarıyoruz. Streç filmle kaplayıp, buzluğa atıyoruz.
  5. Börek böylece buzlukta saklanabiliyor. Kullanacağımız zaman, 5 dakika önceden çıkartıp, 1 santimlik dilimler halinde kesiyoruz. Yağlı kağıt üzerine bu dilimleri yatırıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, 180 derecede kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...


30 Eylül 2013 Pazartesi

Tereyağlı Katmer


           Mutlu haftalar Sevgili dostlar...
Pazartesi sabahında sizlerle mis gibi katmerlerle merhaba diyorum. Katmeri ilk kez yaptım. Kayınvalidemden aldığım tarife göre içine süt ve sıvıyağ katılmıyordu fakat ben dayanamadım çok az sıvıyağ ve az biraz süt ekledim. Daha dirençli daha inatçı bir hamur oldu fakat bir o kadar da lezzetli idi.
Katmerleri aslında haşhaşlı yapmayı da seviyorum. Evde haşhaşım bittiği için, dışarı çıkmak da zor geldi bu ağır ve hantal halimle, tereyağlı yaptım. Tereyağlı tadıyla takdire şayandı o kadar diyorum.
Katmer yapmayı gözünüzde büyütüyorsanız, aslında tek iş hamurun mayalanması, ondan öte bir zorluğu yok. E ben bile yaptıysam, daha ne olsun. Bizim evin zor beğenen ahalisi ve bir küçük misafirimiz vardı hepsi de çok severek tükettiler. Sıra sizde. Buyurun tarife...



Katmer için Malzemeler:

  • 5 su bardağı un
  • 1/2 paket yaşmaya
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1/2 yemek kaşığı tuz
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı süt (büyük)
  • 1 çay bardağı su (büyük)
  • İçine Sürmek için: 100 gram tereyağ ve 1 küçük çay bardağı sıvıyağ




























  Yapılışı:
  1. Sütün içine yaşmayayı ve şekeri katıp eritiyoruz.
  2. Un ekleyip, tuz,sıvıyağ,su katıp yoğuruyoruz.
  3. İki katı büyüklüğünde kabarıncaya kadar mayalandırıyoruz.
  4. 1 küçük çay bardağı ve 100 gram tereyağını birlikte tavada eritiyoruz. Soğutuyoruz.
  5. Hamuru 7 bezeye ayırıyoruz. Resim 4 'deki gibi açıyoruz ve 2 kaşık katar tereyağlı karışımdan katıyoruz.Kenarından başlayarak rulo halinde kapatıyoruz.
  6. Yuvarlatıp şekil 6'daki şekli veriyoruz. Temiz bir bezin üzerinde oda sıcaklığında 2 saat mayalandırıyoruz. (Bu esnada aceleniz varsa fırınınızın mayalandırma kısmını kullanabilirsiniz.)
  7. Her bir parçayı, yuvarlatarak açıyoruz.
  8. Hafifçe tereyağlı karışımdan dökülmüş teflon tavada arkalı önlü pişiriyoruz. Gerektikçe yağ eklemeyi unutmayın.Afiyet olsun...
Bugün yine bir hediye çekilişi paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar hiç böyle çekilişlerde hediye kazanamamış hatta amorti bile tutturamamış biri olarak inatla şansımın üzerine gitmeye karar verdim. Buna istinaden yine son anda gördüğüm İncir Çekirdeği 'nin hediye katılıyorum. Pembe sever biriyseniz bu şal ve bilekliği kullanmak isteyebilirsiniz. Çanta konusunda şüphelerim olsa da bende iki kız evlat var ne olcak sanki :)


9 Eylül 2013 Pazartesi

Dereotlu - Peynirli Ekmek Dilimleri


                Yaz tatilinin, son pazar gününde ufaklıklarla yaptığımız kahvaltımız. Pazar sabahı, biraz keyif yapsınlar, okula başlıyacaklar düşüncesiyle sabah geç kalktık. Tabi geç kalkan biz idik. Babamız, yine her zamanki gibi sabahın erken saatinde kalkıp, bizden çok önce uyanmıştı. Sonra başladı "Karnım acıktı" demelere. 
                Ona laf yetiştireyim, bir taraftan da bir karecik olsun görüntü alayım derken, bu kareleri zor yakalıyabildim.


                 Peynirli ekmek dilimlerini, pek çoğunuz yapıyordur. Bizim evde de sevilerek tüketilir. Çıtır ekmek sever aile olarak, peynirli yerine başka malzemelerle de yaptığımız olur. Pratik olan bu tarif arşivde yerini alsın, belki bilmeyenlere de fikir verir dedik. Umuyoruz ki iyi ettik :)

Peynirli -Dereotlu Ekmek Dilimleri için malzemeler:
  • 1 küçük kase beyaz peynir
  • 1 tutam ince doğranmış dereotu (maydanoz yada başka bir yeşillik de olabilir)
  • 1 adet yumurta
  • 1 küçük kase rendelenmiş kaşar peyniri
  • kibrit kutusu kadar tereyağ
  • isteğe göre pul biber ve başka baharatlar (ben kullanmadım)
  • Yeterince ekmek dilimi (Ben 9 dilim ekmek kullandım)
Yapılışı:
  1. Bir kasede, beyaz peynir, dereotu, yumurta ve baharatlar karıştırılır.
  2. Ekmek dilimlerine, ince ince tereyağ sürülür.
  3. Üzerine hazırladığımız peynirli dereotlu karışım sürülür.
  4. En son üzerine kaşar rendesi serpilerek, orta ısıda fırınlanır. Üzeri kızarıncaya kadar kızartılır. Afiyet Olsun...

           



24 Ağustos 2013 Cumartesi

Kızılcık Şerbeti ve Kızılcık Marmelatı

              Kızılcık yada bilinen diğer adıyla kiren meyvesinin yararları o kadar çok ki... Bunlardan birkaçını söylemeden geçemeyeceğim dostlarım.

  • Mideyi güçlendirir
  • Vücut direncini artırır
  • Bağırsak yaralarına iyi gelir
  • Ateş düşürücü etkisiyle özellikle menepoza iyi gelir
  • Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur
  • Gazı önler
  • Ağız yaralarını giderir
  • Mikrop öldürücüdür.
  • İltihaplanmayı önler ve alerjileri azaltır.   

              Kızılcık şerbetine bayıldım ben doğrusu. 1 kg kızılcıktan hem şerbet, hem de küçük bir kavanoz marmelat yaptım. Hem de ayrı ayrı değil, şerbet yapımında kullandığım kızılcık taneleriyle... İçim elvermedi o güzelim taneleri atmaya. Siz de bir taşla iki kuş tutabilirsiniz. Önce suyunu içer sonra, marmelatını yersiniz. Şiddetle öneririm.

Kızılcık şerbeti için malzemeler:

  • 1 kg kızılcık
  • 3-4 su bardağı toz şeker (damak tadınıza göre)
  • 3 litre su
  • 1 adet kabuk tarçın
  • birkaç damla limon suyu
Yapılışı:
  1. Kızılcıkları ayıklayıp yıkıyoruz. Tencerede suyunu koyup, tarçını da ekleyip,  kaynamaya alıyoruz.
  2. 15 dakika kaynayınca, içine şeker ve limon suyunu ilave ediyoruz. Biraz da bu şekilde kaynatıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz. Afiyet Olsun...
             
               Kızılcık şerbeti bitmeden önce 2 su bardağı kadar şerbetten ayırın, bunu marmelat için kullanacağız. 
Kızılcık marmelatının yapılışı:

  •               Kızılcık şerbeti için suyunu süzünce, geriye kalan tanelerini bir süzgece alın. Elinizle bastırarak püresinin alta geçmesini sağlayın. (Bu kısım biraz zor olacaktır.)
  • Bu pürenin üzerine 1 su bardağı toz şeker ve 2 su bardağı kızılcık şerbetinden ekleyin. Kaynamaya bırakın. Kıvam alınca ocaktan alıp sıcak sıcak kavanoza alın. Afiyet Olsun...

13 Ağustos 2013 Salı

Mayalı Pişi ( Hamur Kızartması)


           Bir fırsatını bulup bloğa birşeyler eklemek istedim. Ama nerdee... Önce kızlar, aralarında tartışmaya başladılar yine... Bu sırada karnımdaki, deli gibi tekmeler savuruyordu. Bense, bayramda köyde çektiğim fotoları yüklemek yerine, bilgisayara önceden attıklarıma göz atıyorum çünkü fotoğraf makinemi köyde unutmuşum :(
          Bir günlüğüne, Ankara'ya döndük, benim kontrolüm olduğu için.Yarın Allah nasip ederse, 10 günlüğüne, tekrar yolcuyuz. Dönüşte, topladığımız mantarları, gezdiğimiz yerleri paylaşırım sizlerle inşallah.

         İşte böyle sevgili dostlar... İki çocuklu hamile bir kadının bütün bunlara yetişmesi, her geçen gün zorlaşıyor. Rabbim yine de onları eksik etmesin. 

         
 
           Pişiye gelince,  yapımı çok kolay bir hamur kızartması. Daha önce kolayına kaçıp, Mayasız pişi yapmıştım. Şimdi ise mayalısını paylaşıyorum sizinle. Bizim evde kızartılmış hamurlar çok seviliyor. Pişi yaparken, bazıları daha yumuşak bir hamur elde ediyor, bazıları ise daha sert. Ben sert sevenlerdenim. Çünkü şekilleri böylece daha belirgin oluyor. İsterseniz değişik kalıplarla kesip, öyle de kızartabilirsiniz. Ben karelere ayırmayı yeterli gördüm. Yapmak isterseniz buyurun ölçülere...

Mayalı Pişi İçin Malzemeler:
  • 3 su bardağı un
  • 1/2 paket yaşmaya
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • aldığı kadar ılık su
  • kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:
  1. Bir kaseye, 1 tatlı kaşığı tuz ve unu karıştırıp, ortasını açıyoruz.
  2. Maya ve şekeri buraya koyup, ılık sudan azar azar koyarak, mayayı ve şekeri eziyoruz.
  3. İstediğimiz kıvama gelen hamuru, üzerine temiz bir bez örtüp, ılık bir yere çekiyoruz. Hamur 2 katına gelinceye kadar mayalanıyor.
  4. Derince bir tencereye yeteri kadar sıvıyağ koyup, ocağa alıyoruz.
  5. Hamurdan istediğimiz büyüklükte parçalar alıp, merdane ile 1/2 cm kalınlığında açıyoruz. İster karelere kesin, ister kurabiye kalıbı ile... Kestiğiniz parçaları iyice kızmış yağa atın, ters yüz edip, havlu kağıda çıkartın. Afiyet Olsun...

Not: Pişilerinizin puf puf olmasını istiyorsanız, tek püf noktası, yağın iyice kızgın olması, aksi taktirde böyle kabarmayacaktır.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Ayva Reçeli


         Hani bazen, ayva yerken, boğazımıza dizilir, bir türlü yutamayız ya... İşte bu ayvalar da onlardandı. Yutmayı beceremeyince, bende kendilerinden reçel yaptım, zira atmaya kıyılamıyacak kadar mevcuttu elimde.
        Uzuuun zamandır bekledi güzelim reçelim. Hatta öyle ki çoğu bitti azı kaldı bizim dolapta :) Tembellik mi desem fırsat falan mı desem bilmiyorum ama, reçeli gerçekten nefis. Hafif sert oluşu bir ayrı hoşuma gidiyor yerken. Sevenlere gelsin Gülen Ayva Reçelim...

Malzemeler:

  • 8 adet ayva
  • 4 su bardağı şeker
  • 5 su bardağı su
  • 1/2 limon


Yapılışı:
  1. Ayvaların kabukları soyulup, küçük küpler halinde doğranır.
  2. Ayvalar bir tencereye alınıp, çekirdeklerini de ilave ederek, haşlarız. Ayvalarımız yumuşayınca, ayvaları sudan ayırıp, bir süzgece alırız.
  3. Ayvaları haşladığımız suyun içine, şekeri ilave edip, bir iki fokurdatırız.Sonra ayva tanelerini de içine atıp, normal reçel kıvamına gelene kadar pişiririz.
  4. İndirmemize yakın, içine limon sıkıp, çok az daha ocakta tutup, sıcak sıcak kavanozlara doldururuz. Afiyet olsun...

   

13 Kasım 2012 Salı

Lalanga Tarifi


Her şey yolunda gidecek mi sandın
Barikatsız, setsiz yolların hani
Sen de dünyanın yalanına kandın
Altının, gümüşün, pulların hani

Sen böyle değildin, sana ne oldu
Feleğin oyunu seni mi buldu
İnsanlar kapında köleydi, kuldu
Nerde kölelerin kulların hani

Sen çareydin, gerisi hep naçardı
Kederler, elemler senden kaçardı
Gülünce yüzünde güller açardı
Cemalinde açan güllerin hani

İmkanların vardı, dağlar aşardın
Nasıl istiyorsan öyle yaşardın
Yel gibi eser, sel gibi coşardın
Rüzgârların dindi, sellerin hani

Dediğim kişi herkes olabilir
İsteyenler üstüne alabilir
Kamil'in de başına gelebilir
Derler ki: Görkemli hallerin hani


             Nasıl, güzel olmuş değil mi? Ben yazmadım tabiiki de. Şiirin, şairi kuzenim olur. Kendisi türkçe öğretmenliği mezunu olup, yatkındır böyle şeylere. Facede görünce ben de sizlerle paylaşayım istedim. Ben beğendim şahsen, umarım sizler de beğenmişsinizdir bu acemi şairi :)

             Lalangaya gelince,  yıllardır yaparım. Tarifi nerden öğrendim, onu bile hatırlayamıyacak kadar uzun süre oldu. Kahvaltılık, hatta öğlen atıştırmalık harika bir şey bu. Belki krep, belki cızlama, belki adı başka birşey oluyor. Ben dereotlusunu seviyorum, bu yüzden bir kısmını sade yapsam da bir kısmını dereotlu yapıyorum. Bu tabağın tamamını yedim sanmayın, tombul dediysem o kadar da değil yani... 

           
           
Malzemeler:

  • 2 yumurta
  • 2 su bardağı süt
  • 4 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar
  • 1 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı tuz (silme)
  • aldığı kadar un
  • kızartmak için biraz sıvıyağ
  • isteğe göre dereotu

Yapılışı:
  1. Yumurtayı derince bir kasede çırp. İçine tuz ekle, sıvıyağ ekle, süt ekle karıştır.
  2. Azar azar unu ekle, boza kıvamına gelince üzerine kaşar rendesini de ekle ve istersen dereotu yada maydanoz gibi yeşilliklerde ekleyebilirsin. Karıştır.
  3. Yanmaz tavaya biraz sıvıyağ kat. Kepçeyle (dolu olmadan) al ve küçük yuvarlaklar halinde dök. 
  4. Kısık ateşte, bir tarafı pişince, zaten hamuru kaldırabilir hale gelir, böylece diğer tarafını da çevirerek, pişir.
  5. Sıcak servis yap. Afiyet Olsun...

5 Kasım 2012 Pazartesi

Üzüm Marmelatı ve Tarım Ülkesi Olmak Üzerine




         Bir hayalim var benim, müsadeniz olursa anlatayım:
Türkiye, sağlıklı toplumun, sağlıklı yiyeceklerin, temiz hava, temiz su, temiz toprağın ülkesi olsun istiyorum. Bunu dünyada herkesin kabul ettiği düzeye çıkarabilmemiz mümkün değil mi?
           Türkiye'de GDO 'li hiçbir ürün üretilmesin istiyorum (Bunun yasalarca çok sıkı bir şekilde korunmasını, insan öldürmekle eşdeğer olmasını )  hatta bir o kadar da önemlisi,   dışarıdan hiçbir sağlığa zararlı ürün girememesini. Hibrit tohuma, ifrit kesilmiyelim mesela. Çünkü buna da gerek kalmasın, biz bunları çoktan aşmış olalım. Ülkemiz sınırlarını nasıl koruyorsa, tohumunu ve toprağını da o şekilde korusun istiyorum.       
          Mutfakta çocuklarımın, ailemin yemeğini ben hazırlıyorum. Fakat süt hazır, un hazır, ekmek hazır, yağ hazır vs. Sağlıklı olmak uğruna ekmeğimi, peynirimi, yoğurduğu kendim yapmaya çalışsam da sağlıksız ürünlerden ne kadar sağlıklı ekmekler üretebilirim ki.
         "_ Farkında mısınız bilmem, yeni nesil çürük". Bu benim değil, dün sabah, bakkalda karşılaştığım yaşlı bir teyzenin sözü.
          Benim iki kızım var. Birinde (ufak da olsa ) kalp sorunu, diğerinde astım var. Çevreme bakıyorum, en yakınıma, binamıza. Yukarıdan aşağıya doğru oturanları düşünüyorum. Biri böbrek hastası, biri kalp, ikisi kanser, biri ms, birinde kalsiyum eksikliği var (ileri düzeyde), ikisinde yüksek şeker, üçünde yüksek tansiyon, en sağlıklılarından ben de kansızlık, b 12 eksikliği vs...  Katılmamak elde değil, "Yeni nesil çürük."


      
           Eskiden bize okutulan bir şey vardı. "Türkiye tarım ülkesidir." İşte tam da bunu istiyorum. Tarım ülkesi olmak istiyorum, sağlıklı tarım yapan bir ülkenin, sağlıklı yiyecekleri ile beslenmek istiyorum. Tarım yapanı suçlamak değil niyetim (benim babam da çiftçidir bu arada) Tarım ilaçlarını onlar sokmuyor ya ülkeye, yada onlar üretmiyor ki sonuçta. Zararlı ise niye çiftçiye satılıyor bunlar. Yasadışı yollardan da almıyorlar üstelik.
           Gelin birlikte düşünelim ne yapabiliriz diye. İlk hayal kurup da bu hayalini gerçekleştiren biz olmayız ya ...
           Bugünkü tarife gelince, GDO'suz ve az ilaçlama ile üretilmiş olan üzümlerden yapılan marmelat. Ben de biliyorum GDO nedir, üzümde bu pek rastlanmaz. Bu şekilde, dikkati bu yöne çekmek istedim. Bu üzümler babamın üzüm bağından getirdiklerim. Dalından koparıldığı 15 gün  olduğu halde taş gibi duruyorlar.Nede salkımlarından kopup düşüyorlar.
          Baktım yemekle bitecek gibi değil, bir kısmından marmelat yaptım. Elimdeki üzüm sarı renkli ve kokusuz olanlardandı. O kadar tatlıydı ki şeker ilavesi yapmaya hiç gerek kalmadı. Şimdilik Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:
  • 2 kg tatlı üzüm
  • 3 su bardağı su
  • 1/2 limon suyu  
  • 1 adet kabuk tarçın

Yapılışı:
  1. Üzümleri, salkımından ayırdıktan sonra, derince bir tencereye alalım. (Ben üzümleri tencereye almadan önce tarttım 2 kg geldi)
  2. Üzerine 3 su bardağı su ekleyelim, kaynamaya bırakalım. (Benim üzümlerim çok sulu değillerdi, bu yüzden su ilavesi yaptım. Kullanılacak üzümün cinsine göre su oranını belirlemekte yarar var.)
  3. Üzümler yeterince yumuşayınca, süzgeçten geçirdim.
  4. Tekrar ocağa aldığım üzüm özü, kıvam almaya başlayınca, 1 tane kabuk tarçın attım. İndirmeden 4-5 dakika kadar önce ise limon sıktım. Ocaktan aldığım marmelatı sıcakken kavanoza koydum. Soğuyunca dolaba kaldırdım. Afiyet Olsun...

    3 Kasım 2012 Cumartesi

    Kahvaltılık Sos (Lutenitsa ) Tarifi ve Migrenik Durumlarım




                 Küçük küçük, tombul tombul elleriyle, iki avucunun ortasında getirmiş bana iğdeleri.
                 _Anne ben iğde yedim, iyi oldum, sen de ye. " diyor.
                 Başım bana ağır, ben başıma mecbur... Canımdan bezdiğim andır yine,  yaşadığım o tarifsiz ağrılar. Küçük kızım, " _Anne sana iğde getirdim, yersen iyi olursun." diyor.
                 O zaman ağrıdan ağladım kabul.
                 Ama şimdi farklı bir duygu şu an beni ağlatan. Yavrum benim. Küçük kuzum.
                 İğdeyi de o pamuk eller kadar seviyorum artık. İkisi bir noktada birleşti beynimin bir yerlerinde. İğdeler de pamuk pamuk, küçük kuzumun küçük parmakları da...
                Bilenler bilir, migren ne meder birşeydir. İnsanı hayattan da bezdirir, hayatı zehir de eder. Bazen yorgunluk, yada uykusuzluk, bazen üzüntü bazen yediğimiz birşey... Uzar gider bu liste böyle. Sebebi tam olarak bilinemiyor, tedavisi de. İlaçları günlük kullanmam gerekiyor bunu istemediğim için de böyle haftada iki güne kadar artabiliyor.
                 Her zaman güzel şeyler konuşamıyoruz doğal olarak, her zaman mutlu olamadığımız gibi... Hayat tam da böyle olması gerekmez mi sizce de? Karanlık olmadan aydınlığın ne kıymeti var öyle değil mi?
                 Ben bir başladım mı, akıyor kelimeler. Meğer ne çok anlatacak şeyim varmış, neyse ki tariflerin arasına sıkıştırıyorum da döküyorum içimi. "Çok iş az laf " diyemiyeceğim, muhabbetsiz yemek de olmaz nitekim.
                 Yine haftalarca öncesinden kalan bir tarif doğal olarak. Baktım zamanı geçiyor, nihayet görüntüleyebildim sonunda. Herhalde yapmayan kalmamıştır kahvaltılık sosu. Ben bu sene turşu ve soslardan yana bereketli bir yıl geçirdim. Dolabım kışlıklarla dolu. Kış gelsin isterse, hazırım ben evvelallah. Migrene de razıyım aslında, hayatta illaki birşeyler olacak. Benim sepetime de bu düştü ne yapalım.
                   Ve işte karşısınızda benim lutenitsam. Elimdeki malzemelerle yaptım bu sosu. Kanımca herkesin damak tadına göre ayarlayabildiği bir lezzet bu. Bazısı domatesi çok kullanıyor. Ben bu sene için yeterince domates sosu yaptığını düşündüğümden bu tarifte domateste biraz cimriliğe gittim doğrusu. Patlıcan, kırmızı biber ve havuç kendini gösterdi böylece.  Kışın kar dışarda lapa lapa yağarken,  sıcacık çayınızın yanında, kızarmış ekmeğinize sürmek isterseniz şayet, deneyin derim. Zira içinde yok yok... Bu iyi birşey yani :))



    Malzemeler:

    • 2 kg kırmızı biber
    • 2 kg patlıcan
    • 2 büyük havuç
    • 4 orta boy domates
    • 1/2 demet maydanoz (bunu ben kattım)
    • 1/2 baş sarımsak
    • 1 tane kuru soğan
    • 3 yemek kaşığı sirke
    • 1/3  su bardağı zeytinyağı
    • tuz
    • isteğe göre karabiber

    Yapılışı:
    1. Kırmızı biber ve patlıcanları fırında közleyin.
    2. Biberler közlenirken, biz bir tarafta domates ve havuçları rendeleyelim. Biraz tuz ve zeytinyağı ile ikisini  kısık ateşte kavurmaya başlayalım.
    3. Közlenen biber ve patlıcanları soyup, robota atalım. Robotun üstüne, kuru soğan, sarımsak, maydanoz  da atıp iyice çekelim.
    4. Pişmekte olan domatesli havuçlu karışıma ekleyip, birlikte pişirmeye devam edelim. Koyulaşınca indirip, robota tekrar atıyoruz. Bu arada içine baharatlar ve zeytinyağını ve sirkeyi ekliyoruz. Karışımı tekrar ocağa alıyoruz. 
    5. Koyulaşınca ocaktan alıp, temiz ve kuru kavanozlara alıyoruz. Kavanozun kapağını sıcakken kapatıp ters çeviriyoruz. Böylece 12 saat kadar bekliyor. Afiyet olsun...

           

    11 Eylül 2012 Salı

    Papara


                        Papara, bayat yada sert ekmekten yapılan bir kahvaltılık. Bayat ekmekleri hep ekmek köftesi mi yapacağız? Bir de böyle deneyin derim. Şahsen ben çok seviyorum, Denemeniz Dileğiyle...

    Papara için malzemeler:

    • İstediğiniz kadar ekmek dilimi(küp doğranmış)
    • 1 yumurta
    • 1 çay kaşığı kırmızı toz biber
    • 1/2 çay kaşığı karabiber yada beyaz biber
    • 1/2 kaşık kimyon
    • 1/2 çay kaşığı isot yada kırmızı pul biber
    • 1/2 yemek kaşığı salça
    • sıvıyağ
    • 1/2  çay bardağı kadar ılık su




    Yapılışı:
    1. Yanmaz bir tavaya, biraz sıvıyağ koyup, içine salça katıyoruz. Biraz kavurduktan sonra, ekmekleri katıp iyice her tarafını kızartıyoruz. 
    2. Üzerine baharatları katıp tekrar karıştırıyoruz.
    3. Üzerine suyu ekleyip, kapağını kapatıyoruz, kısık ateşe alıyoruz. Biraz buharlaşsın.
    4. Bir yumurtayı küçük bir kasede çırpıp, yemeğe katıyoruz. 
    5. Yemeye hazırdır paparamız afiyet olsun...


    1 Eylül 2012 Cumartesi

    Patates Kroket

             
                  Patates bir evin olmazsa olmazı. Patatesi değişik şekillerde yapmanın bir yolu da, kroket yapmak herhalde. Bizim evde herkes seviyor. Şekli yuvarlak da olabilir tabi ama ben bu şekilde tercih ediyorum. Ayrıca isteğe göre içine, salam, sosis tarzı şeyler de ekleyebileceğiniz gibi, kaşarlı da tercih edebilirsiniz. Fakat siz siz olun sıcak sıcak tüketin çünkü kısa sürede çıtırlığını kaybedecektir. Denemeniz dileğiyle...

    Patates Kroket İçin Malzemeler:
    • 6 adet patates (siz isterseniz daha az tutabilirsiniz)
    • 4 yemek kaşığı nişasta
    • 3 yumurta ( 1'i içine 2'si dışı için)
    • 2 kaşık beyaz peynir rendesi
    • 2 kaşık un
    • 1 su bardağı galeta unu
    • 1/2 tatlı kaşığı kara biber
    • tuz
    • kızartmak için sıvıyağ

    Yapılışı:
    1. Patatesleri haşlayıp, kabuklarını soyuyoruz ve rendeliyoruz.
    2. Patatesin içine 1 tane yumurta kırıyoruz. Nişasta, peynir, karabiber, tuz ekleyip, yoğuruyoruz.
    3. Diğer taraftan 2 yumurtayı çırpıyoruz ve 2 kaşık unla 1 su bardağı galeta ununu karıştırıyoruz.
    4. Tezgahın üzerine galeta unlu karışımdan biraz yayıyoruzYoğurduğumuz patatesden bir parça koparıyoruz, ve patatese bu unun üzerinde oklava şekli veriyoruz.
    5. Fazla kalın olmasın rulolar. Bir parmak uzunluğunda kesiyoruz ve yumurtaya atıyoruz, oradan da çıkartıp tekrar galeta ununa beledikten sonra kızgın yağa atıp kızartıyoruz. Dikkat edin yağ fazla yüksek ısıda olmasın, düşük seviyede kızarsın.
    6. Sıcak tüketmenizi öneririm. Afiyet şeker olsun...

      30 Ağustos 2012 Perşembe

      Ev Yapımı Patates Cipsi


              Hayırlı cumalar Sevgili Dostlar. Bugün çocuklar için çok basit bir tarifim var. Aslında tarif demek bile haksızlık belki. Hatta pek çoğunuzun bildiği bu şeyi ben bir arkadaşımın kahvaltı sofrasında rastladım. Arkadaşım okula, oğlunun beslenmesine, patatesi bu şekilde yapıp koymuş. Öğrenciler "_Öğretmenim, Furkan beslenmede patates cipsi getirmiş. " demişler. Öğretmen gelip bir tane almış tam ikna olmamış. Bizim Furkan ise "_Öğretmenim benim annem bu şekilde yapıyor, ben seviyorum diye." deyince olay çözülmüş.
               Eşim işi gereği birçok fabrikaya gidiyor. Bu gittiği fabrikalardan birisi ise büyük bir markanın cips fabrikası. Ben şimdi felaket tellalcısı gibi olmıyayım ama, malesef o kadar güvenlik önlemlerine rağmen, cipsten tiksinmiş durumda. Bizlere kesinlikle cips alımını yasakladı. Bu şekilde cips yapmak çocuklar için ve tabi benim için de iyi oldu.
                Patatesleri kızarttıktan sonra isterseniz, üzerine kekik, pulbiber yada sevdiğiniz başka baharatları da ekleyebilirsiniz. Biz sade olanını seviyoruz. Labne peynirli dib sosla güzel gidiyor. Fakat bugün biz kahvaltıda bu şekilde yedik. Sizlere de şiddetle öneririm.


      Patates Cipsi İçin Malzemeler:
      •  3 adet orta boy patates
      • Kızartmak için ayçiçek yağı
      • Tuz
      • İsteğe göre baharat







      Yapılışı:
      1.  Patateslerin kabukları soyulur ve resimdeki kabuk soyma aparatı ile patates ince ince dilimlerir.
      2. Bir taraftan kızartma tenceremize sıvıyağı ekleriz, yağ kızınca içine patates dilimlerini teker teker atarız. Hepsini birlikte atmaya kalkarsak, çıtır çıtır olmuyor.
      3. Bir tabağın altına kağıt havlu sereriz. Yağdan çıkarttığımız patatesleri bu havlunun üzerine alıp, tuz serperiz. Eğer baharatlı yapacak isek baharatını da bu esnada koymamız gerekiyor.
      4. Bu işlem patatesler bitene kadar devam ediyor. Hepsi bu kadar. Afiyet şeker olsun...

      27 Ağustos 2012 Pazartesi

      Erik Marmelatı



                    Bayramı köyde geçirince elimiz boş dönmedik. Hazır bostandan topladığımız taze fasulyeler, yine kendi ellerimizle topladığımız kiren (kızılcık), çerkeşe özgü peynir ve tereyağ ve hatta teyzemin bahçesinden toplayıp getirdiği bahçe erikleri...
                  Her neyse dün bütün gün bu nevaleleri poşetleyip ortadan kaldırmakla meşguldüm.  Marmelat yapımını ben reçel gibi görmüyorum. Yani bence sadece görüntü olarak değişik değil bu iki tür. Bana marmelatlar pek tatlı değil de sanki biraz mayhoş olmalıymış gibi gelir. Bu nedenle ben fazla şeker katmıyorum. O doğal ekşilik hoşuma gidiyor. Denemeniz dileğiyle...

      Malzemeler:
      • 2 kg erik (fazla ekşi olmayanlarından)
      • 3 su bardağı dolusu toz şeker
      • birkaç damla limon suyu
      • 1 su bardağı su

      Not: Benim kullandığım erikler fazla ekşi değillerdi. Bu yüzden bu miktarda şeker yeterli oldu. Eriklerinizin ekşiliği ve kendi damak tadınıza göre şeker oranını ayarlamanızı öneririm.


      Yapılışı:
      1. Erikler yıkanıp derince bir tencereye alınır. İlk etapta dibini tutmasın diye bir su bardağı su ekleriz.  Arada bir karıştırarak eriklerin kabukları iyice soyulup süzgeçten geçmesi kolaylaşacak hale gelince altını kapatıp ılımaya bırakırız.
      2. Büyükçe süzgeci altına bir tencere koyarız. Süzgece erikleri boşaltırız. Suyunu süzmesini bekleriz. İyice soğuyunca elimizle yada bir kepçe yardımıyla bastırarak erikleri süzgeçten geçiririz.
      3. Tencereyi tekrar ocağa alırız. Bir iki fokurmaya başlayınca içine şeker ilave ederiz. Şekeri karıştırarak eritiriz. Marmelat kıvam alıncaya kadar ocakta tutarız. Koyulaşınca dikkat edin sürekli başında durmanız gerekir. Çünkü dibi kolayca tutabilir.
      4. Marmelatın kıvamını kepçeden kolayca akan kıvamda tutarız. Çünkü marmelat soğuyunca hatta buzdolabında aylarca bile kalacağından koyulaşacaktır. Fazla sert bir hal almasını istemiyoruz o yüzden fazla koyu kıvamlı olmadan ocaktan alıyoruz. Ocaktan olacağımıza yakın limon suyunu sıkar birkaç dakika daha tutar ocaktan alırız. Afiyet Olsun...

      Not: Sıcaklarda reçel ve marmelatları iyi muhafaza etmek gerekir. Hele de erik gibi kolayca bozulabilecek türden olanları en iyisi buzdolabında muhafaza etmek bence.

      31 Temmuz 2012 Salı

      Bir Değişik Kayısı Reçeli


                                Kayısı reçelinin tarifi arkadaşım Hicran'a ait. Yapım aşaması farklı geldiği için denemeye değer buldum. Denediğime de değdi doğrusu. Beklediğimden de güzel, kıvamlı ve bol kayısı aroması hissedilen reçelim oldu.
                               Kayısılar da özenle seçildi. Buralara yakın bir köyden sabahın serinliğinde toplayıp getirmiş bir amcadan aldım. Kayısıların yeşile yakın olanlarını, sert olanlarını istedim ondan. Kayısılar tam da istediğim gibiydi. Üzeri çilli, fazla düzgün şekli olmayan, çok albelini olmayan bu kayısı çeşidini aroması kuvvetli olduğu için tercih ediyorum. Kayısıları sert olanlarını seçmemdeki sebep ise bir gün boyunca balkonda güneşletecek olmamdı.
                                Yapım aşamasını kısaca özetleyecek olursak, kayısılar yıkanıp ayıklandıktan sonra, temiz bir bez üzerinde balkonda bir gün boyunca güneşletiliyor. Reçelin farkı da buradan geliyor. Ben şahsen çok beğendim, sizin de benim gibi tereddütleriniz varsa, verdiğim ölçülere ve kayısının özelliklerine dikkat ederek muhteşem bir kayısı reçeline sahip olabilirsiniz. Tabi ev ahalisine de bütün kış boyunca bu muhteşem lezzetten nasiplenmek kalır.
                                 Malzemeleri vermeden önce, şunu söylemeliyim ki; kayısılar yıkanıp ayıklanacak ve bir gün boyunca güneşlenecek, daha sonra bu kayısılar tartılıp şeker ve su miktarı belirlenecek. Reçelin olmazsa olmaz aşaması tam olarak buradan kaynaklanıyor.Bu bilgiyi de verdikten sonra geçelim reçelimizin malzeme aşamasına:

      Malzemeler:
      • 3 kg, ayıklanıp güneşte bekletilmiş kayısı
      • 3 kg şeker
      • 3 kg su
      • 1/2 limon suyu
      Yapılışı:
      1. Kayısılar önce yıkanıp, sonra ikiye ayrılacak. Balkonda yada uygun bir yerde, bir gün boyunca güneşte tutulacak.
      2. Güneşlettiğimiz kayısıların miktarını tartıyoruz. Benim kayısılarım 7 kg falandı. Bu şekilde 3 kg geldi. Kayısılar 3 kg geldiğine göre şekerimizi de 3 kg yapıyoruz.
      3. Reçel yapmaya öncelikle, şerbeti kaynatmakla işe başlıyoruz. 3 kg suya, 3 kg şeker katarak, genişçe bir tencereye ( benim miktarım çok olduğu için iki tencere kullandım), bu ölçülerde şerbet kaynatıyoruz. Şerbeti kaynatırken, dikkat edin fazla koyulaşmadan alın. Çünkü daha kayısılarla da kaynayacak. Şerbetin kıvamı için, kaşığı şerbete daldırdığınızda, akan damlaların son damlası diğer damlarara göre biraz daha geç damlarsa kıvamı olmuş demektir.
      4. Şerbete kayısıları ekleyerek devam ediyoruz. Bir iki taşım kaynayınca, kendimiz kayısıların aldığı renkten ve yumuşamasından dolayı olup olmadığına karar veriyoruz.
      5. 1/2 limon suyunu sıkıp biraz daha kaynatıp, altını kapatıyoruz. İster sıcak kavanozlara doldurun, ister soğuyunca buzdolabına kaldırın, gerisi size kalmış. Afiyet Olsun...

      14 Haziran 2012 Perşembe

      Nektarin Reçeli


                        Ben şeftaliye dokunamayanlardanım. Hatta kayısıyı da zorla yerim, üzerindeki tüyler nedeniyle. Mutlaka soyarak yerim. Nektarin ise bu durumu ortadan kaldıran bir meyve. Tam olarak şeftali tadını vermese de şeftali erik karışımında, tam benlik. Reçeli ise çok renkli çok nefis oluyor. Denemeniz dileğiyle.

      Nektarin Reçeli İçin Malzemeler:
      • 1 kg nektarin (sert ve koyu kırmızılarından)
      • 750 gram tozşeker
      • 1/2 limonun suyu
      Yapılışı:
      1. Nektarinleri yıkadıktan sonra, enlemesine ince dilimler halinde kesin.(portakal dilimi gibi)
      2. Bir tencereye, bir sıra nektarin, bir sıra şeker olarak dizin. En üstüne şeker olsun.
      3. Bir gece buzdolabında bekletin.
      4. Tencereyi ocağa alıp, kaynamaya bırakın.
      5. Biraz kaynayınca, nektarinlerin renkleri dönüp, reçelimsi hale gelince, nektarinleri süzgeç yardımıyla alın.
      6. Şerbetini biraz daha kaynatın. (dikkat edin fazla koyu olmasın, soğuyunca da da koyulaşacağını hesaba katmalıyız)
      7. Tekrar nektarinleri tencereye alıp, üzerine limon sıkıp hafifçe karıştırın. 1-2 dakika sonra ocağı kapatın.
      8. Sıcakken, cam kavanoza alıp, ağzını sıkıca kapatın. Ters çevirip soğumaya bırakın. Afiyet Olsun...

      6 Haziran 2012 Çarşamba

      Dulce De Leche (Süt Karameli)


                            " Ya Rabbi, bana ilim ve hikmet ver ve beni salih kullarının arasına kat. Bana arkamdan hayırla yad edilmeyi nasip et. Beni nimetlerinle dolu cennetin varislerinden kıl."
                                                                                                           Şuara Suresi 83-85 meali.

                            Amin diyerek başlıyorum dostlarım. Bugünlerde Kuran mealini okumaya çalışıyorum. Daha önce de okuduğum bu mukaddes kitabı her okuyuşumda, ayetler bana sanki daha farklı görünüyor, başka hazlar başka tatlar bırakıyor. Sanki her okuyuşumda tekrar keşfediyorum.
                           Beklenen gün geldi. Yarın Bengisu'nun operasyonu var. Gözyaşı kanalından ameliyat olacak. Tamam kolay bir operasyon, ama ben yine çok korkuyorum. Dualarınızı bekliyorum. Kalın sağlıcakla...
                          Sizi daha önce hazırladığım bu tarif ve postla başbaşa bırakıyorum.
                         

                         Bu süt kremasını yapalı epey oldu. Bir türlü yayınlamak nasip olmadı . Temiz bir mandıranın sütünü bulduğunuzda demenizi tavsiye ederim. Özellikle çocuklarınız için, çikolata yerine, doğal sütten yaptığınız bu karameli deneyin derim. Onlar çikolata niyetine yiyedursunlar, siz de güvenli, temiz ve kendi yaptığınız doğallıkta bir şeyle beslemiş oluyorsunuz. Benden Söylemesi...
                         Ayrıca bu krema için bazı küçük hatırlatma yapmadan edemiyeceğim; Öncelikle doğal mandıra sütünü kullanmanızı öneririm. İkinci olarak, sütün yağ oranı, kesinlikle pişme süresini etkileyecektir. Ben diyeyim 1 saat 45 dakika, sen de 1 saat 30 dakika. Üçüncüsü ise, soğuyunca koyulaşacağını hesaba katarak, kaynatma işlemini sürdürün derim. Belki siz daha  akışkan olmasını isteyebilirsiniz mesela.


      Dulce De Leche için Malzemeler:
      • 2 kg süt (pastörize olmayan)
      • 2 su bardağı tozşeker
      • 2 çay kaşığı karbonat(silme)
      Yapılışı:
      1. Sütü derince bir tencereye alıp kaynatıyoruz.(Ben daha önce kaynatmıştım, tekrar ocağa alıp kaynama kıvamına kadar beklettim.)
      2. Kaynayınca şekeri ekle.( Büyük ocağı, kısık ateşte kullandım ben.) İyice eriyene kadar karıştır. Şeker eriyince, içine karbonatı ekle.
      3. Hiç başından ayrılmadan karıştır sürekli. Bu şekilde 1 saat 45 dakika pişirdim ben. Kıvamı  tam çikolata kıvamında oldu. Benim sütüm daha önceden kaynadığı için bu süre yeterli oldu. Zaten biraz da dolapta bekleyerek koyulaşacak. Afiyet olsun...
      Not: Süt karameli, sabah kahvaltılık olarak kullanılabileceği gibi, tart yada değişik tatlılarınızda da kullanabilirsiniz.





      29 Mayıs 2012 Salı

      Kuru Domatesli Menemen

                       
                                 Dün itibariyle, Bengi'nin randevusunu erteledim. Çünkü sabah kalktığımda beni benden geçiren bir baş ağrısıyla uyandım. Migrenim tutmuştu yine. Sanırım bu seferki sebep, Bengi'nin sağlık durumuna fazla takılmış olmamdı. Üstelik bir de ilacımın bittiğini gördüm.
                                 Eşim sağ olsun, sabah çayı, kahvaltıyı kendisi hazırlamış. İzgi ile birlikte kahvaltılarını yapmışlar. Ben zorla saçını tarayıp topladım, o kadar. Sonra eşim İzgi'yi okula bıraktı, bana ilaçlarımı aldı geldi. Ben, o ilaçları alınca bir yatmışım ki 12'ye kadar. Yine eşimin telefonuyla uyandım. Nasıl olduğumu sormak için aramış. Bir de bana sürpriz yapıp çalınan telefonumun yerine, yeni telefon almış gelmiş. Ben senin hakkını nasıl öderim. Sağ ol Aşkım.
                              Bize dualarını ve iyi dileklerini bildiren bütün dostlarıma gönül dolusu sevgilerimi gönderiyorum. Sağ olun, var olun hep hayatımda.
                              Benden haberler bunlar sevgili dostlar. Bu hafta Bengi'yi doktora götürmemeye karar verdim. Kermes falan var okulda, orada görevliyim. Bütün karpuzları bir koltuğa sığdırmaya hacet yok. Stresli, yorgun günler istemiyorum artık. O migren ağrısını bir daha çekmek istemiyorum, en azından uzunca bir süre.


                              Yukardaki menemene gelince, 1 hafta kadar önce yapmıştım. Geçen yaz kendi kuruttuğum domatesler kalınca, artık nasıl olsa mevsimi de geliyor. Evdeki stokları bitirme çabasındayım. Bir tanıdığımdan duymuştum. Onun komşusu, çok miktarda domates kurutuyormuş. Buzluğa atmak yerine, bununla yapıyormuş menemeni. Bütün kış bunu yiyorlarmış. Hiç fena fikir değilmiş. Bende denedim. Tadını çok beğendim. Ben yumurtaları bütün kırmadım. Çırpıp karıştırdım. Hatta 1 yumurta kullandım (çok yumurtayı sevmem çünkü). "-Tadı nasıldı?" derseniz kendine has bir mayhoşluğu var. Bu da çok yakışıyor. Denemeniz dileğiyle...

      Kuru Domatesli Menemen için malzemeler:
      • İstediğiniz kadar kuru domates (Ben küçüçük kase ölçüsü kullandım)
      • 1 orta boy soğan
      • 1 tane yumurta.
      • Çok az sıvıyağ.
      Yapılışı:
      1. Domatesleri, 10 dakika önceden sıcak suda yıka ve sıcak suda yumuşaları için beklet.
      2. Sonra domatasleri doğra.
      3. Soğanları, küp kop doğra, hafif yağda kavur.
      4. Domatesleri ekle, biraz tuz ekle kavur.
      5. Üzerine kırılıp çırpılmış yumurta ekle.Afiyet olsun...