Yöresel Yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yöresel Yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2013 Salı

Yayla Çorbası


            " Bir kaşık aşım kaygısız başım."

                   Çorbalar, yeni evli ailelerin hepsinin olmasa da çoğunun mutfağına geç giriyor, tabii eğer hazır çorbalardan bahsetmiyorsak.

                  Niyeyse ben de dahil yeni gelinken, (yani çoook uzun zaman önce :)) çorba pişirmek yerine, hamurişlerini tercih ederdim. Yeni tarif denemeyi (çoğu hüsran olsa da) çorba yerine pişiririrdim. 

                  İlk kızımın doğumunda, ilk altı ayını geçince, başladı mı bir telaş. Mercimek çorbası yada tarhana yerine, içine mevsim sebzeleri ve etsuyu ile yaptığım çorbalar mutfağımda bolca yerini aldı. Bunların çoğu, biz büyükler tarafından, "bebek maması" şeklinde algılanıyor yenilmiyordu, o başka tarafı işin. 

                   Sonra baktım ki bu sebze çorbası hatta daha genel olarak alırsak çorba işi, hem kolay hem de gerekli. Misafirlerin mi var akşam yemeğinde, çorba ile başla menüye, yemek yapmaya geç mi kaldın, çorba kurtarıcı, yada hasta mısın çorba pişir. Bakmışım en sevdiğim yemekler çorbalar olmuş çıkmış.

                 Yayla çorbasına gelince, bu klasik çorba bir yerlerde unutulmuş, paylaşılmamış. Ben de bu günkü çorba konuma istinaden, es geçmiyeyim ve bulunsun bir köşede istedim. Sıcacık çorba tadında sofralarınız olsun emi :)

Malzemeler:
  • 1/2 su bardağı piriniç
  • 5 su bardağı su
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ
  • pul biber, nane

Yapılışı:
  1. Pirinçler yıkanıp, tencereye alınır, içine 5 su bardağı su ilavesi yapıp, kaynatırız.
  2. Pirinçler yumuşayınca, bir kasede yoğurdun içine yumurta ve un ilavesi yapar iyice çırparız. Bu karışımın içine pirincin suyundan birkaç kaşık alır ılıtır, kısık ateşte bir taraftan iyice çırparak, pirinçlere ilave ederiz.
  3. Çorbamızı sürekli karıştırarak, içindeki unu topaklatmadan pişiririz, kaynamaya bırakırız. (kısık ateşte)
  4. Bir küçük tavaya, tereyağ katarız, içine pul biber ve nane ile şöyle bir çevirip, pişen çorbamıza ilave ederiz. (İsteğe göre bu işlem tencerede değil de servis esnasında da yapılabilir.) Afiyet Olsun...


30 Eylül 2013 Pazartesi

Tereyağlı Katmer


           Mutlu haftalar Sevgili dostlar...
Pazartesi sabahında sizlerle mis gibi katmerlerle merhaba diyorum. Katmeri ilk kez yaptım. Kayınvalidemden aldığım tarife göre içine süt ve sıvıyağ katılmıyordu fakat ben dayanamadım çok az sıvıyağ ve az biraz süt ekledim. Daha dirençli daha inatçı bir hamur oldu fakat bir o kadar da lezzetli idi.
Katmerleri aslında haşhaşlı yapmayı da seviyorum. Evde haşhaşım bittiği için, dışarı çıkmak da zor geldi bu ağır ve hantal halimle, tereyağlı yaptım. Tereyağlı tadıyla takdire şayandı o kadar diyorum.
Katmer yapmayı gözünüzde büyütüyorsanız, aslında tek iş hamurun mayalanması, ondan öte bir zorluğu yok. E ben bile yaptıysam, daha ne olsun. Bizim evin zor beğenen ahalisi ve bir küçük misafirimiz vardı hepsi de çok severek tükettiler. Sıra sizde. Buyurun tarife...



Katmer için Malzemeler:

  • 5 su bardağı un
  • 1/2 paket yaşmaya
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1/2 yemek kaşığı tuz
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı süt (büyük)
  • 1 çay bardağı su (büyük)
  • İçine Sürmek için: 100 gram tereyağ ve 1 küçük çay bardağı sıvıyağ




























  Yapılışı:
  1. Sütün içine yaşmayayı ve şekeri katıp eritiyoruz.
  2. Un ekleyip, tuz,sıvıyağ,su katıp yoğuruyoruz.
  3. İki katı büyüklüğünde kabarıncaya kadar mayalandırıyoruz.
  4. 1 küçük çay bardağı ve 100 gram tereyağını birlikte tavada eritiyoruz. Soğutuyoruz.
  5. Hamuru 7 bezeye ayırıyoruz. Resim 4 'deki gibi açıyoruz ve 2 kaşık katar tereyağlı karışımdan katıyoruz.Kenarından başlayarak rulo halinde kapatıyoruz.
  6. Yuvarlatıp şekil 6'daki şekli veriyoruz. Temiz bir bezin üzerinde oda sıcaklığında 2 saat mayalandırıyoruz. (Bu esnada aceleniz varsa fırınınızın mayalandırma kısmını kullanabilirsiniz.)
  7. Her bir parçayı, yuvarlatarak açıyoruz.
  8. Hafifçe tereyağlı karışımdan dökülmüş teflon tavada arkalı önlü pişiriyoruz. Gerektikçe yağ eklemeyi unutmayın.Afiyet olsun...
Bugün yine bir hediye çekilişi paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar hiç böyle çekilişlerde hediye kazanamamış hatta amorti bile tutturamamış biri olarak inatla şansımın üzerine gitmeye karar verdim. Buna istinaden yine son anda gördüğüm İncir Çekirdeği 'nin hediye katılıyorum. Pembe sever biriyseniz bu şal ve bilekliği kullanmak isteyebilirsiniz. Çanta konusunda şüphelerim olsa da bende iki kız evlat var ne olcak sanki :)


25 Eylül 2013 Çarşamba

Zeytinyağlı-Domatesli Yeşil Mercimek Yemeği


              Bu mercimekleri annem gönderdi. Bildiğimiz yassı ve büyük olan mercimeklerden değil. Tamamen yerli, ve doğal üretilmiş, hatta biraz tıknazca kalmış bir tür. Ayrıca bildiğimiz mercimeklerden daha koyu renk suyu oluyor.
              Mercimek yemeğini babamız yemez fakat ben sık sık yaparım. Mercimeğin tadını çok sever, pişerken kokusuna bayılırım. Hele de bol domatesli ve zeytinyağlı olursa. İstenirse içine erişte katılabilir yada bulgur... Fakat ben en çok bu şekilde tercih ediyorum.  Et yemeyenler, çocuklar ve hatta benim gibi bakliyat konusunda daha dikkatli davranmak zorunda olan hamileler için yeşil mercimek iyi bir tercih olur kesinlikle.


Zeytinyağlı-Domatesli Yeşil Mercimek Yemeği İçin Malzemeler:

  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 2 adet orta boy domates
  • 5,5 su bardağı su
  • zeytinyağı

Yapılışı:
  1. Mercimekleri yıkayıp, tencereye alınız. İçine 3 su bardağı su ekleyip biraz da tuz ilavesi ile yumuşayıncaya kadar haşlayınız.
  2. Soğanları ince ince doğrayıp, zeytinyağında şeffaflaşana kadar pişiriniz.
  3. Domateslerin kabuklarını soyup küçük küpler halinde doğrayıp, soğanlara ekleyiniz. Birlikte domatesi pişiriniz. 
  4. Haşladığınız mercimeklerin suyunu süzüp çok az ılık su tutun. 
  5. Mercimekleri tencereye ekleyip, bir iki kavurun. Sonra 2,5 su bardağı ılık su ekleyerek tuzunu da ekleyip, pişmeye bırakın. Afiyet olsun...

19 Eylül 2013 Perşembe

İç Pilavlı Biber Dolması


           
            Annesi yorulmuş, akşam sofrayı toplamak için kızından yardım istiyor. Annesi tabakları akıtacak, kızı ise bulaşık makinesine yerleştirecek. Her seferinde kızından aynı şeyi işitiyor. "- Anne madem ki biz bu tabakları böyle yıkayacağız peki makine ne iş yapacak?"
         
            İzgi ile benim mutfakta sıkça yaşadığımız diyaloglardandır bu. Ben her seferinde tabakları akıtmayı abartırım, İzgicik ise buna bir anlam veremez kuzum. Ne yapayım elimde değil. Nerdeyse sabunlayıp akıtıp öyle koyacağım o kadar.
         
             Bu aralar yine yeniden , çamaşır suyuna takmış durumdayım. Birazcık gözüm açıldı, kokulara karşı duyarlılığım azaldı ya, yine o müthiş çamaşır suyu takıntım hortlayıverdi. Sanki çamaşır suyu kullanmasam temizlenmiyormuş hissi. Halbuki biliyorum zararlarını, hatta doğaya verdiği zararları... Fakat bu öyle bir takıntı ki, ellerimin üzerinde minik çiller bile çıkmaya başladı. Ne yapacağım bilmiyorum. Biraz kendimi dışarıya atmanın vakti geldi sanırım. Evde otur otur, orası pis burası temiz diyerek takıntılı oldum yine...

 Yaz olsun, kışlık dolaba kaldırdığım dolmalık biberleri olsun, incecik kabuklularından ve küçücüklerinden seçerim. Hele de böyle iç pilavla doldurulunca değmeyin keyfime.
              Her sofraya yakışır kendisi. Hem göze hem mideye hitap eder. Mutlaka yapıyorsunuzdur böylesini, ben ister zeytinyağlı, ister etli isterse böyle içpilavlısı olsun her türlü dolmayı severim. Midye dolma hariç :( Malesef deniz börtü böceğiyle aram iyi değil. Ne cesaret ederim ne de yiyebilirim.

Malzemeler:

  • 10 adet küçük dolmalık biber
  • 8 kaşık pirinç
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 2 kaşık dolmalık fıstık
  • 1 kaşık kuşüzümü
  • bir tutam dereotu
  • bir tutam maydanoz
  • 1 çay kaşığı yeni bahar
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı kişniş
  • tuz
  • zeytinyağı
  • üzeri için 1 yada 2 adet domates

Yapılışı:
  1. Pirinci iyice yıkayıp, ılık suda bekletiyoruz. Dolmalık biberleri ayıklayıp, yıkıyoruz ve altına çatalla bir küçük delik açıyoruz. Dolmalık biberlerin içini işaret parmağımıza tuz sürerek tuzluyoruz.
  2. Soğanı incecik kıyıp, zeytinyağında şeffaflaşana kadar kavuruyoruz. Dolmalık fıstıkları ekleyip, rengi dönene kadar kavuruyoruz. 1 kaşık salçayı da ekleyerek, salçanın çiğ kokusunu çıkartıyoruz. En son pirinçleri yıkayıp atıyoruz, bir iki de onu tavada çevirip altını kapatıyoruz.
  3. Ocaktan aldığımız iç harcımıza tuz, ve baharatları katıyoruz. Önceden suya ıslattığımız kuşüzümünü ve ince kıyılmış dereotu ve maydanozu da ekleyerek karıştırıyoruz.
  4. Biberlerimizi bu harçla dolduruyoruz. En üstüne küçük parçalar haline getirdiğimiz domateslerle kapatıyoruz. Bir kaba 1/2 kaşık salça, su ve biraz da tuz ekliyoruz. Tencerenin kenarından dolmaların boyuna 1 parmak kalana kadar bu sudan ekliyoruz. Önce harlı ateşte, suyu kaynayınca da kısık ateşte pişiriyoruz. Benim bir daha su ilavesi yapmama gerek kalmadı, fakat siz yine de bir tane dolma alarak içinin pişip pişmediğine karar verebilirsiniz. Afiyet olsun...

12 Eylül 2013 Perşembe

Domatesli Bulgur Pilavı


                Bengisu'nun okulda 4. günüydü. Öğretmenimiz toplantı yaptı. Beslenme saatinde, öğle yemeği tarzında şeyler koymamızı istedi. Mutlaka doğal olan şeyleri istedi. Bulgur pilavı, dolmalar, köfteler vs. Bugün için bulgur pilavı yapmak öyle aklıma geldi.
                Domateslerin şu en güzel ve en tatlı olduğu sıralar,  domatesle bolca,  haşır neşir olmak istiyorum.
                Bulgur pilavı yapmışken, domateslisini yapmalıydım. Hakikaten umduğum gibi oldu. Bu mevsim domates yemenin keyfi bir ayrı.
               Yanına da cacık ve kuru soğan ikilisini tercih ettik. Küçük kızım tam bir cacık hastası iken, büyüğü kuru soğansız yapamıyor. Bana da onlara bulgur yedirmenin keyfi kalıyor. Kalın sağlıcakla...

                  Domatesli Bulgur Pilavı için malzemeler:

  • 1,5 su bardağı iri bulgur
  • 2 su bardağı rendelenmiş domates
  • 1 adet büyükçe kuru soğan
  • 1-2 adet küçük sivri biber
  • 1 su bardağı etsuyu
  • 2 çay kaşığı tuz
  • isteğe göre baharatlar

Yapılışı:
  1. Soğanlar yemeklik doğranır, sıvıyağda şeffaflaşana kadar kavrulur. Doğranmış sivri biberler eklenir.
  2. Domates püresi eklenir ve kaynamaya bırakılır. 
  3. Bu arada bulgurlar sudan geçirilir.
  4. Domateslerin çiğ kokusu çıkınca, bulgur eklenir, tuz ilavesi de yapıldıktan sonra, etsuyunu koyup, ocağın altı kısık ateşe alınır.
  5. Suyunu çekene kadar pişirilir. Afiyet Olsun...
Not: Bizim evin ahalisi menüde bulgur pilavı olunca mutlaka yanına cacık isterler, tabi bir de klasikleşen o tad olan kuru soğan vardır ki... Yufka ekmekle de iyi gider, bilen bilir :)

30 Temmuz 2013 Salı

Tavuklu Topalak Çorbası


            "Topalak" yuvarlak anlamına geliyor. Göcenin elimizde küçük yuvarlaklar yapılması ile oluşuyor. Göce, buğdayın iri çekilmesiyle oluşmuş, irice buğday. Ayranlı Göce Çorbası da sıkça yaptığımız çorbalardan biridir. Doğruyu söylemek gerekirse, elimde göce varken, bulgurla köfte yapmak hiç işime gelmedi. Ayrıca, göce ile yaptığınız bu küçük köfteler, kesinlikle dağılmıyor, içinde ne yumurtası var ne başka birşey. Buğdayın, kendine has yapışkanlığı gerekli birleşmeyi sağlıyor. Küçük, şirin köfteleriniz oluyor.
            İçine eklediğimiz nohut ve tavuk, çorbaya ayrı bir lezzet verdiği gibi besin değerini de artırıyor. Özellikle, çocuklar için önereceğim bu çorbayı, iftar akşamları için de misafirlerinize hiç çekinmeden sunabilirsiniz. Denemeniz dileğiyle...

Tavuklu Topalak Çorbası İçin Malzemeler:

  • 1 küçük kase ince göce
  • 1/2 tavuk göğsü (haşlanmış)
  • 1 küçük kase nohut (haşlanmış)
  • 2-3 diş sarımsak
  • 2 kaşık domates salçası
  • 2 su bardağı tavuk suyu
  • 6 su bardağı ılık su
  • 1 yemek kaşığı iri bulgur
  • 1 kaşık kavrulmuş un
  • 1 kaşık tereyağ
  • pulbiber-karabiber



Yapılışı:
  1. Çorbamızı yapmaya, göceyi yoğurup şekil vermekle başlayabilirsiniz. Göceyi yoğurma kabına alıp, içine tuz, karabiber ve bir kaşık sıvıyağ ekliyoruz. Azar azar ılık su ilavesi ile göceyi yoğuruyoruz. Nohut büyüklüğünde parçalar koparıp, küçük parmağımız yardımıyla üzerini hafifçe bastırıyoruz. Yassı şekil veriyoruz böylece. 
  2. Bir taraftan, sıvıyağ ile salçayı kavuruyoruz. İçine kavrulmuş un, tavuk suyu ve 6-7 bardak su ekliyoruz. Kaynamaya başlayınca içine, iri bulgur, tavuk eti ve nohutu ekliyorum. (Benim nohutum biraz sert idi sizinki yumuşaksa en son da ekleyebilirsiniz.)
  3. En son bu hazırladığım göce yuvarlaklarını ekleyerek, kısık ateşte pişmeye aldım. (Ara sıra karıştırarak, çorbanın suyunu kontrol ediniz, gerekirse daha ekleyiniz)
  4. Çorbamız piştikten sonra, üzerine küçük parçalara doğranmış sarımsakları, tereyağının içinde şöyle bir kavurdum, ve en son pul biber katarak, bu tereyağlı karışımı çorbaya ekledim. Afiyet Olsun...

25 Temmuz 2013 Perşembe

Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı yada Taşlı Pilav ile Merhabalar...




  Merhabalar Sevgili Dostlar...
                     Öncelikle geç de olsa, bütün müslüman alemine, ramazan ayının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim bu ayda yaptığınız bütün ibadetlerinizi misliyle kabul etsin inşallah.
                    Artık üzerimden şu rehavet kalksın, tekrar döneyim istedim. Sağlığım epeyce düzeldi, mutfağa girip yemek yapabiliyorum mesela. Soğan, sarımsak ve fazla salça kullanmayarak idare ediyorum durumu.
                   19. haftaya giriyoruz hayırlısıyla. O kara günler inşallah geçmişte kaldı. Bebeğimin olacağına nihayet kanaat getirdim (bundaki kasıt, düşük tehlikesi ve sağlık sorunlarımdan dolayı her an kaybedeceğim endişesiydi). Kendimce ufak tefek eşyalar almaya, beşik vs. bakmaya başlıyorum. (Gerçi yatak, beşik bizim evde son ana kadar alınmaz. Beğenilir, bebek eve gelince beşik de öyle eve gelir. Bunun da bir hikayesi vardır aile geçmişimizde.)
                  Bu arada bebeğimizin cinsiyeti de belli oldu, oğlumuz olacakmış hayırlısıyla. Erkek bebeklerde genelde böyle sorunlar yaşanabiliyormuş. Sanırım bizde de durum böyle oldu.
                 Bu kadar haber havadis yeter. Sizleri, çok bilindik bu pilavla karşılayacağım. Kış günlerinden kalma, arşivden bir tarif bu. Ne yapalım yeni tariflerin gelmesine daha biraz var sanki... Ben bu pilavı komşumdan öğrendim. Bizim oralarda daha önce hiç yapmazdık. Benim kızlarım da et yemeyince, bakliyata ağırlık yermeye çalışıyorum beslenmelerini düzenlemek için. Bu pilav da bu çabaların bir sonucudur.
               Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  •  1,5 su bardağı iri bulgur
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 domates
  • 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
  • 1-1,5 su bardağı tavuksuyu
  • aldığı kadar ılık su
  • tuz

Yapılışı:
  1. Soğanı küp küp doğrayıp, biraz sıvıyağda kavuruyoruz. Domatesleri rendeleliyoruz, soğana ekliyoruz.
  2. Bulguru yıkayıp, suyunu süzdürüp, soğana ekliyoruz. 
  3. Mercimeği ve arkasından tavuk suyunu ekliyoruz.Üzerini hafifçe geçecek kadar kadar ılık su ilavesi yapıyor, kısık ateşe alıyoruz.
  4. Bulgur, suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

20 Mart 2013 Çarşamba

Tavuk Büryan (Büryan Pilavı)


               Büryan Kebabı, kuzu etinin çengele alınıp, kuyuda saatlerde pişmesiyle oluşan bir kebap türü. Özellikle Siirt ve Bitlis bu kebapta kıyasıya mücadele etseler de ben haddim olmayarak, tavuk butlarından yapılan bu pilava, tavuk büryan deme cesaretini gösterdim. Gösterdim çünkü, halk arasında bu pilavın adı da bu zaten.
              Büryan pilavı, içine soğan, domates, ve isteğe göre baharatlar kullanılarak yapılıyor. Eğer ki bu pilavın içinde, soğan var deseydim, ufaklıklar ve babaları başta, "_Biz bunu yemeyük" diyerek anında muhalefete başlarlardı.
              Bu gerçeği bildiğimden, "_Sizlere tavuklu pilav yaptım." diyerek yutturdum. Tabii sadece hane halkı yoktu. Misafirim de olduğu ve toplam 7 kişiye servis edildiği  için kişi başına bir but gelecek şekilde pişirdim pilavımı. Ayrıca bu tepsi, borcamın en büyük boyu. Dolayısıyla epeyce pirinç kullandım. Siz kişi sayısını esas alarak, yapmalısınız. Kalın sağlıcakla...

Malzemeler:

  • 3 su bardağı pirinç
  • 4 su bardağı tavuk suyu
  • 7 adet tavuk budu
  • 1 büyükçe soğan
  • 2 orta boy domates
  • 1kaşık tereyağ, biraz sıvıyağ
  • isteğe göre, karabiber vs.
Yapılışı:
  1. Tavuk butları, yıkanıp, 2 tatlı kaşığı tuz eklenip, bolca su ile haşlanır. Haşlanınca, derileri soyulur.
  2. Pirinç ılık su ile 2 kez yıkanır, ve yine ılık suda 20 dakika bekletilir.
  3. Soğan ince ince küp küp doğranır. Domates rendelenir, bir kaseye alınır.Pilavlık tencereye, biraz sıvıyağ ve 1 kaşık tereyağ eklenir. Bu yağda soğanlar kavrulur. Pirinçler iyice yıkanıp, süzüldükten sonra tencereye eklenir. Tel tel oluncaya kadar kavrulur, üzerine domates rendesi de eklenip bir iki kavrulduktan sonra ocaktan indirilir.
  4. Tepsiyi çok az yağlarız. İçine kavurduğumuz pirinçleri koyarız. Kaşık ile pilavı oyarak, buralara tavuk butlarını yerleştiririz. Üzerine baharatlar ve 4 su bardağı tavuk suyunu ekleriz.(Gerekirse tuz da eklenir.)
  5. Orta ısıdaki fırında pirinçler suyunu çekene kadar pişirilir. Afiyet Olsun...
Not:Tavuk butları daha iyi kızarsın diye, üzerine tereyağ sürebilirsiniz.

15 Mart 2013 Cuma

Kolay İçli Köfte



          Hayırlı Cumalar Sevgili Dostlar. Bu aralar çok yoğun günler yaşıyorum. Bir taraftan hastalık diğer taraftan, öbür evin hazırlıkları, bütün haftamı dolduruyor. Bu yüzden sizlerle sık sık görüşemiyorum. Merak eden dostlara durumum hakkında da böyle bilgi vermiş olayım. Gelelim harika tarifimiz içli köfteye...
          İçli köfteyi sömestr tatilinde, arkadaşım Meral' de yedim. Bayıldım tabi, hemen ölçüleri alıp ben de denedim. Meral'den o kadar çok şey öğrendim ki, o da benim gibi değişik tarifler denemeye açık bir arkadaşım. O deniyor ben de ondan alıyorum, böyle arkadaşları Allah herkese nasip etsin inşallah...
          Eğer içli köfte yapmanın zor olduğunu düşünüyorsanız bir de bu ölçülerde deneyin derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Ayrıca hem pratik hem de çoook lezizzzz...
       Siz, kızartılmış yerine haşlanan içli köfteyi tercih ediyorsanız, arkadaşım Melike'nin yaptığı Elazığ usulü içli köfteye de bir göz atın derim. Tarife buradan bakabilirsiniz.
          Kalın Sağlıcakla....

          İçli Köfte için malzemeler:
  • 2  su bardağı bulgur
  • 4 adet yumurta
  • üzerini geçecek kadar kaynamış su
  • 1 tatlı kaşığı pul biber (dolu olmasın)
  • 1 tatlı kaşığı toz biber (dolu olmasın)
  • 1 tatlı  kaşığı karabiber (dolu olmasın)
  • tuz
İç Harcı:
  • 200 - 250 gram kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 3-5 dal maydanoz
  • 1 küçük domates (kabukları soyulmuş)
  • yenibahar,kimyon,tuz
  • 3 yemek kaşığı irice çekilmiş ceviz

Yapılışı:

  1. İnce bulgurun derince bir kaseye alıp, üzerine sıcak suyu ve tuzu ekliyoruz.
  2. Karıştırıp üzerini sıkıca kapatıyoruz (yada streçle kaplıyoruz)
  3. Kuru soğanı ince doğrayıp, az sıvıyağda kavuruyoruz. Domatesin kabuğunu soyup küçük küpler halinde doğrayıp soğana ekliyoruz. Kıymayı ekleyip, çok az soteleyip, tuz ve baharatlarını katıyoruz. Soğumaya bırakıyoruz. 
  4. Soğuyunca cevizleri ekliyoruz. Karıştırıyoruz.
  5. Bulgura 4 tane yumurta tuz ve baharatlar ekliyoruz. Elimizde iyice yoğuruyoruz. 
  6. Cevizden büyük parçalar alıp, resimdeki gibi içini dolduruyoruz. (Şekil verirken, yanınıza bir kase su koyun ve gerektikçe elinizi bu suyla ıslatın böylece içli köfteye şeklini vermek kolaylaşacaktır.)
  7. Kızgın yağda, çevirerek kızartıyoruz. Sıcak tüketiniz. Afiyet Olsun...


17 Ocak 2013 Perşembe

Kesme Aşı (Kars Yöresi) - Yada Erişteli Yeşil Mercimek Yemeği

                 Mehmet Ali Birand'ı kaybettik. Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine de sabır. Bugün sabahtan beri, facede "öldü" haberleri yayınlanıyor. Ben hiç ummuyordum. O kadar sağlıklı, o kadar neşeli duruyordu ki, sanki yakıştıramıyordum. (Hoş ölüm kime yakışmış ki!) Daha geçenlerde, bir programda, türban konusunu paylaşmıştı. Ben de o programı büyük keyifle izlemiştim. Her gün gördüğümüz bu insanlar, sanki yakından tanıdığımız kişiler kadar tanıdık, bildik oluveriyor. Ani ölümüyle de beni  sarstı. Yani demek istediğim, "Ölüm bize o kadar yakın ki, bugün var dediğimiz, yarın toprak oluyor. "  Ve yine düşünüyor insan, bu dünyanın geçiciliğini, aslında gerçek olmayan, güzel bir gölgeden ibaret olduğunu...
               Bu yemeği yayına hazırlarken hiç aklımda bu konulara girmek yoktu. Ama burası benim bloğum. Ne düşünüyorsam, ne hissediyorsam onları da paylaşmalıyım. Yoksa tek derdimiz, yemek yapmak ve yemek olsaydı, Elif bunun neresinde olabilirdi ki?
Yeşil Mercimek 
               
                Kesme Aşı, komşum Naringül Abla'dan öğrendiğim bir yemek (yada çorba ). Her ne kadar kış çorbası olarak söz ediyor olsak da aynı zamanda içindeki malzemelere bakınca başlı başına bir ana yemek bile oluyor bence.
               Yeşil mercimeği bizim evin ahalisi pek sevmez. Ben ise ısrarla yedirmeye çalışırım. Hele de içine erişteler girince başka güzel oluyor.
                Naringül abla, Kars- Sarıkamışlı. Onlar çok severek yapıyorlar, bir gün bana da bir tabak almış gelmişti. Çok beğenince yapılışını sordum. Bildiğimiz yeşil mercimek çorbasına bildiğimiz erişte katılıyor, tek farkı hamurun bir kısmı ile kıtır hamurlar da ilave ediliyor yemeğe.
               Bol naneli, bu yemeği özellikle şu kış aylarında yapmanızı öneririm. İki gündür üst üste çorba vermiş olsam da, farklı zamanlarda yapılıp yenildi. Arayı soğutmadan vermek istedim. Hayırlı cumalar...

Kesme Aşı İçin Malzemeler:

  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • haşlamak için 3 su bardağı su
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 1/2 kaşık domates salçası
  • 1/2 kaşık biber salçası
  • pişirirken ilave edilmek için 7 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
Hamuru İçin:
  • 1 yumurta
  • 8 kaşık un
  • 4 kaşık su
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:
  1.  1 su bardağı yeşil mercimeği, 3 su bardağı su bardağı suda (az tuz ilavesi ile) haşlıyoruz. (Dağılmadan, hafif diri olsun)
  2. Bir kaseye, yumurta kırıp, tuz ve suyu ekliyoruz. 8 kaşık un ilavesi ile biraz katı bir hamur yoğuruyoruz.
  3. Bu hamurun birini büyük birini daha küçük 2 bezeye ayırıyoruz. Bezeleri un yardımıyla açıp, birini şeritler halinde erişte şeklinde  kesiyoruz. ( 3 nolu foto)
  4. Tencereye, çok az yağ koyarak, küp küp doğradığımız kuru soğanı, ölünceye kadar kavuruyoruz. Üzerine salçaları ilave edip, bir iki çevirdikten sonra, haşladığımız mercimeği ilave ederek, 7 su bardağı su ekliyoruz. Tuzunu da damak tadımıza göre belirleyip, kaynamaya bırakıyoruz.
  5. Bu arada, diğer bezeyi,  büyükçe parçalara ayırıp, elimizde oklava gibi uzun yuvarlıyoruz. Bunları una bulayıp, küçük küpler halinde kesiyoruz. (2 nolu foto)
  6. Yemeği kısık ateşe alıp, erişteleri ilave ediyoruz.(Erişte miktarını kendiniz belirleyebilirsiniz, hepsini katmak zorunda değilsiniz)
  7. Bir tavaya, biraz sıvıyağ katıyoruz (Çok az da salça katabilirsiniz). Bu küp şeklinde kestiğimiz hamurları bu yağda kızartıyoruz. Yemeğin altını kapatmadan önce, bu kızarmış hamurları ilave ediyoruz. Çok az daha ocakta tutuyoruz. Afiyet Olsun...

6 Aralık 2012 Perşembe

Çiğ Börek Yada Çi Börek






              Çiğ Börek yada Çi Börek Eskişehir' e özgü sanıyordum. Biraz araştırdıktan sonra ise, Kırım Tatar böreği olduğunu öğrendim. Şırbörek, çuborek diye söylenirmiş. Bir diğer söylenti ise, böreğin adının aslında Çi börek olduğu bunun ise Kıpçak türkçesinde "lezzetli" anlamına geldiği yönünde.
    Yapımı oldukça basit bu börek çeşidi, diğer yağda kızartılan hamurlar gibi, lezzetli. Denemeniz dileğiyle...

Malzemeler:
  • 3 su bardağı un (gerekirse biraz daha un ilavesi yapabilirsiniz)
  • 1,5 su bardağı kadar ılık su
  • 1 tatlı kaşığı tuz
İç Harcı İçin:
  • 1/2 kg kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 1 adet kabukları soyulmuş doğranmış domates
  • 1/2 demet maydanoz
  • tuz
  • karabiber
  • 1 çay kaşığı kimyon



Yapılışı:
  1. Un derince bir kaseye elenir, ortası açılır, tuz eklenerek, ılık su azar azar ilave edilerek, yoğurulur.
  2. Hamur dinlenmek için bir kenara, üzeri nemli bezle örtülerek alınır.
  3. Bu arada iç harcımız için gereken, malzemeleri bir kasede elimizle yoğururak hazırlamaya başlarız. Soğan ve maydanoz ince kıyılıp baharatlar ve tuz da kıymaya katılınca, biraz iç harcı yoğururuz.
  4. Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler alarak, yuvarlarız. Kahve tabağı büyüklüğünde açıp, bir tarafına, haçtan koyarız. Kapatıp, kesme aparatı ile ile keseriz. Bu işlem aynı zamanda, hamurumuzun uç kısımlarının birleşmesini ve kıymanın kızarırken dışarıya çıkmamasını da sağlayacaktır.
  5. Bir tavaya kızgın yağ koyup, içine böreklerimizi atarız. Arkalı önlü kızartıp, kağıt havlu üzerine çıkarırız. Sıcak tüketilir. Afiyet Olsun...

3 Kasım 2012 Cumartesi

Kahvaltılık Sos (Lutenitsa ) Tarifi ve Migrenik Durumlarım




             Küçük küçük, tombul tombul elleriyle, iki avucunun ortasında getirmiş bana iğdeleri.
             _Anne ben iğde yedim, iyi oldum, sen de ye. " diyor.
             Başım bana ağır, ben başıma mecbur... Canımdan bezdiğim andır yine,  yaşadığım o tarifsiz ağrılar. Küçük kızım, " _Anne sana iğde getirdim, yersen iyi olursun." diyor.
             O zaman ağrıdan ağladım kabul.
             Ama şimdi farklı bir duygu şu an beni ağlatan. Yavrum benim. Küçük kuzum.
             İğdeyi de o pamuk eller kadar seviyorum artık. İkisi bir noktada birleşti beynimin bir yerlerinde. İğdeler de pamuk pamuk, küçük kuzumun küçük parmakları da...
            Bilenler bilir, migren ne meder birşeydir. İnsanı hayattan da bezdirir, hayatı zehir de eder. Bazen yorgunluk, yada uykusuzluk, bazen üzüntü bazen yediğimiz birşey... Uzar gider bu liste böyle. Sebebi tam olarak bilinemiyor, tedavisi de. İlaçları günlük kullanmam gerekiyor bunu istemediğim için de böyle haftada iki güne kadar artabiliyor.
             Her zaman güzel şeyler konuşamıyoruz doğal olarak, her zaman mutlu olamadığımız gibi... Hayat tam da böyle olması gerekmez mi sizce de? Karanlık olmadan aydınlığın ne kıymeti var öyle değil mi?
             Ben bir başladım mı, akıyor kelimeler. Meğer ne çok anlatacak şeyim varmış, neyse ki tariflerin arasına sıkıştırıyorum da döküyorum içimi. "Çok iş az laf " diyemiyeceğim, muhabbetsiz yemek de olmaz nitekim.
             Yine haftalarca öncesinden kalan bir tarif doğal olarak. Baktım zamanı geçiyor, nihayet görüntüleyebildim sonunda. Herhalde yapmayan kalmamıştır kahvaltılık sosu. Ben bu sene turşu ve soslardan yana bereketli bir yıl geçirdim. Dolabım kışlıklarla dolu. Kış gelsin isterse, hazırım ben evvelallah. Migrene de razıyım aslında, hayatta illaki birşeyler olacak. Benim sepetime de bu düştü ne yapalım.
               Ve işte karşısınızda benim lutenitsam. Elimdeki malzemelerle yaptım bu sosu. Kanımca herkesin damak tadına göre ayarlayabildiği bir lezzet bu. Bazısı domatesi çok kullanıyor. Ben bu sene için yeterince domates sosu yaptığını düşündüğümden bu tarifte domateste biraz cimriliğe gittim doğrusu. Patlıcan, kırmızı biber ve havuç kendini gösterdi böylece.  Kışın kar dışarda lapa lapa yağarken,  sıcacık çayınızın yanında, kızarmış ekmeğinize sürmek isterseniz şayet, deneyin derim. Zira içinde yok yok... Bu iyi birşey yani :))



Malzemeler:

  • 2 kg kırmızı biber
  • 2 kg patlıcan
  • 2 büyük havuç
  • 4 orta boy domates
  • 1/2 demet maydanoz (bunu ben kattım)
  • 1/2 baş sarımsak
  • 1 tane kuru soğan
  • 3 yemek kaşığı sirke
  • 1/3  su bardağı zeytinyağı
  • tuz
  • isteğe göre karabiber

Yapılışı:
  1. Kırmızı biber ve patlıcanları fırında közleyin.
  2. Biberler közlenirken, biz bir tarafta domates ve havuçları rendeleyelim. Biraz tuz ve zeytinyağı ile ikisini  kısık ateşte kavurmaya başlayalım.
  3. Közlenen biber ve patlıcanları soyup, robota atalım. Robotun üstüne, kuru soğan, sarımsak, maydanoz  da atıp iyice çekelim.
  4. Pişmekte olan domatesli havuçlu karışıma ekleyip, birlikte pişirmeye devam edelim. Koyulaşınca indirip, robota tekrar atıyoruz. Bu arada içine baharatlar ve zeytinyağını ve sirkeyi ekliyoruz. Karışımı tekrar ocağa alıyoruz. 
  5. Koyulaşınca ocaktan alıp, temiz ve kuru kavanozlara alıyoruz. Kavanozun kapağını sıcakken kapatıp ters çeviriyoruz. Böylece 12 saat kadar bekliyor. Afiyet olsun...

       

1 Kasım 2012 Perşembe

Osmanlı Tiridi ve Heyecanım




               "_ Aman Allah'ım ! Ben ne yaptım ?" demek oldu ilk tepkim. Korktum evet. Her zamanki gibi, pc 'nin başına geçince, biraz orayı biraz burayı kurcalarken, Bumerang Blok Ödülleri Yarışmasını gördüm. Var mıdır benim gibi internetin içinde bir görünüp bir kaybolan, bilmiyorum. Az zamanım, çok yapılacak işim, ilgilenecek iki haylaz kızım varken, bir de yarışma karıştırıverdim araya.
                Yıllarca okulu tamamlamaya uğraştım (3 yıl). Bu arada, anne olma denemelerim (Nitekim oldum da hem de iki kız annesi). Sonrasında yine internette gezinirken kendi kendime kurduğum bloğum ve onu kaybedip bir ay bulamayışım :) Ah ben neler yapıyorum bir bilseniz. Yapıp bozup, sonra düzeltmeye çalışmakla geçiyor bütün zamanım. Şimdi bunu kim düzeltecek ?
               Bu senenin başlarında, yine 2012 de katiplik sınavına girmiştim. Yine 3 dakikada 90 kelimeyi geçip yine mülakata kalmıştım. Yine çalışmış çabalamış, yine sınavı geçmiştim. Ama kaldım mülakatta, malesef büyük adamları tanımadığım için :(  İşte o mülakatta jürinin karşısına geçtiğim an kadar heyacanlandım. "_Aman Allah'ım Ben ne yaptım?"
               Üstelik, en tarz blok alanına aday oldum. Baktım rakipler dişli. Ooh pek çoğu bu işin kurdu. Kelimelerle iyi oynuyorlar, web işinden iyi anlıyorlar falan falan... Ne yapalım ben de güzel yemek yapıyorum. Benim tarzım da bu olsun bundan böyle.
             Umarım bu yarışma, bana panikatağımı yeniden kazandırmaz. Fazla heyecan bana göre değil vesselam...
             Neyse gelelim Muhteşem Tarifimize. Bu yemek tiritin aslıdır. Babaannemden öğrendiğim şekilde yaptım tiriti. Kabul ediyorum, epey ağır bir yemek oluyor, malum hem yufka, hem de et. Fakat arada yapmadan duramıyacağınız bir yemek bu. Osmanlı tiridi yada Saray tiridi de diyebiliriz. Evet adı böyle olsun :) Koydum gitti...

Malzemeler:

  • 1 kg dana eti  (büyük parçalar halinde) yada kemikli et
  • (isteğe göre kemikli et de kullanabilirsiniz. biz genelde o şekilde yaparız)
  • 2 orta boy soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 2 kaşık salça
  • isteğe göre tane karabiber
  • defne yaprağı
  • tuz
Yufkası için Malzemeler:
  • 3 su bardağı un
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 tatlı kaşığı tuz


Yapılışı:
  1. Öncelikle işe yahniyi pişirmekle başlıyoruz. Siz ister parça et isterseniz benim gibi kemikli et tercih edin, düdüklü tencereye bütün malzemeyi katıp etin yada kemiğin yapısına göre yeteri kadar pişirin. Etler yada kemikler tabiri caizse, lime lime olsun.(Soğanları ben küp şeklinde doğrayarak ekliyorum yemeğe, siz isterseniz, arpacık soğanla da yapabilirsiniz tabi.)
  2. Yahnimiz hazır olunca yufkayı hazırlamaya başlayabiliriz. Yahninin pişmesi uzun süreceğinden, yufkanın da soğumaması için, etler piştikten sonra yufka yapımına başlamak en uygunu olacaktır.
  3. Yufka hazırlamak için bir derince kaseye un, tuz koyup ılık suyu azar eklemek kaydıyla, pek de yumuşak olmayan bir hamur elde ediyoruz. Bu hamuru 10 dakika dinlendirip, 9 bezeye ayırıyoruz. Her bir bezeyi çok ince olmayacak şekilde açıp,(büyükçe tabak kadar) yanmaz tavada, yağsız olarak alt üst değiştirerek pişiriyoruz.
  4. Pişirdiğimiz yufkaları üst üste koyup, her bir yufkanın eklenmesinden sonra üzerini ve heryerini sıkıca örtüyoruz. Bu işlemi yufkaların kurumaması ve sıcaklığını muhafaza etmesi için yapıyoruz.
  5. Yahniyi iyice ısıtırken, biz yufkaları rulo yapıp tepsinin boyunda kesiyoruz. Diklemesine sıralıyoruz. Yufkaların üzerine hazırladığımız yahninin suyundan koyarak ıslatıyoruz. Servis tabağının en üstüne ise yahninin etlerini döküyoruz. (kemikli yapmışsanız kemikleri etlerden ayırarak üzerine ekleyin). Sıcak servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

         

21 Ekim 2012 Pazar

Salatalık Turşusu Nasıl Yapılır?





         Turşu tariflerimi paylaşmakta biraz geç kaldım, biliyorum. Biraz geç kurduğum için anca oldu, turşularım. Bayram öncesi , bir bayram temizliği yapayım dedim bloğumda. Bu yüzden bugün yayınlanıyorlar.
        Aslında turşunun hasını annem yapar. Ondan öğrendiğim şekilde yapıyorum turşularımı. Hele de salatalık turşusu, kesinlikle salataların, pizzaların vazgeçilmezi. Yapmasak olmazdı değil mi?



           Malzemeler:

  • 1 kg küçük kornişon salatalık
  • 2 -3 yemek kaşığı kayatuzu
  • 1 su bardağı sirke
  • 1 baş sarımsak (büyükçe)
  • 1 limon (dilimlenmiş)
  • bir avuç nohut
  • 1 tatlı kaşığı limon tuzu
  • Üzeri için maydanoz yada kereviz yaprakları

Yapılışı:
  1. Kornişon salatalıkların varsa sapları kesilir. Üzerine hafifçe küçük kesikler atılır ki sirke içeri girebilsin.
  2. Tuz, sirke,limon tuzu ve kaynayıp soğutulmuş su karıştırılır.(Su ılık olursa iyi olur)
  3. Kavanoza salatalıklar dizilir. Aralarına sarımsaklar ve nohutlar atılır. Limon yuvarlak dilimler halinde doğranır. Aralarına konur. 
  4. Üzerine hazırladığımız suyu dökeriz. Salatalıkların üzerini geçecek kadar, bu su ile doldururuz. Kapağı ile arasında 1-2 santim kadar boşluk kalsın.
Not: Limon tuzunu, salatalıkların sert kütür kütür olması için, nohutu mayalanmayı artırmak için, limon,maydanoz yada kereviz yapraklarını ise aromayı kuvvetlendirmek için kullanıyoruz.

Küçük Acı Biber Turşusu



     
        Bu sene yaptığım üçüncü biber turşusu olur kendileri. Bundan 15 gün kadar önce turşuluk almak için pazara gittiğimde, dayanamadım ne kadar turşuluk malzeme varsa aldım. Bu biberler hane halkı tarafından en sevilen turşulardandır bizim evde. Eminim sizlerden de müptelası olanlar boldur. Öyleyse buyurun birlikte yapalım...



Malzemeler:

  • 1 kg küçük acı biber
  • 1 su bardağı üzüm sirkesi
  • 1 baş sarımsak (irice olandan)
  •  2-3 yemek kaşığı kaya tuzu
  • 1 domates rendesi
  • 1 avuç nohut taneleri
  • 1 adet limon
  • 1 kaşık limon tuzu
  • aldığı kadar su
  • üzeri için kereviz sapı yada maydanoz

Yapılışı:
  1. Biberleri yıkayıp kavanoza yerleştirin. Sarımsakları soyup aralarına sıkıştırın. Limonu dilimleyip aralarına koyun. Üzerine rendelediğiniz domatesi dökün.
  2. Sirke, tuz, limon tuzu ve suyu katıp tuzu eriyene kadar karıştırın.
  3. Bu karışımı turşunun üzerine dökün. Suyu biberlerin üzerini geçsin ve 1 parmak kadar kavanozun kapağı arasında boşluk kalsın.
  4. İki haftada turşu hazır olacaktır. 
Not: Karanlık ve serin bir yerde saklayın. Arada kontrol edin. Bu ölçülerde kavanozunuz almaz ise havuç, yeşil domates gibi turşuluklarla birlikte doldurabilirsiniz. Ben şahsen yeşil domates kullandım, hem de tat verdi.

18 Ekim 2012 Perşembe

İçli Köfte (Elâzığ Usulü)


                 Ben ne bilirim Elazığ usulü içli köfteyi. Tamam içli köfte yaptım tabii ki daha önce. Fakat bu yediğim diğerleri gibi değildi. Arkadaşım Melike bizim için kendi yöresinin içli köftesini yaparken ben de ölçüleri aldım görüntüledim. (Ben bu işe iyi alıştım bugünlerde) Kendi yaptığım şekliyle değil de asıl tariflerle sizleri buluşturmak istediğimde, o işin erbabını bulmaya çalışıyorum. Bu şekilde niyetim, sizlere en iyi tarifleri verebilmek. Bu tarifle mutlaka deneyin derim, kesinlikle pişman olmazsınız.
                Bu tarifimi Yemek Gurmesi Tencere Yemekleri Yarışması ' na gönderiyorum. Buradan bütün bloggar arkadaşları da yarışmaya katılmaya davet ediyorum. Tencere yemekleri kategorisinde, "Tencerede yapılan yemekler" konulu yarışmanın ödülü de süper bir Döküm Tencere. Döküm tencerenin sağlığı ve kullanışlılığı konusuna ise hiç değinmiyorum bile. Bekliyoruz bayanlar...

İçli Köfte İçin Malzemeler:
  • 500 gram dana kıyma
  • 5 adet orta boy soğan
  • 3 su bardağı köftelik bulgur
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı kuru reyhan
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 yumurta
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 kaseye yakın su 
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1/2 kaşık domates salçası



Yapılışı:
  1. Kıymanın yarısını ve ince doğranmış yarım soğanı,bulgur, nane, reyhan,karabiber,yumurta,un,tuz ve salçaları teker teker ekleyerek, yoğuruyoruz.Bu yoğurma işlemi 45 dakika ile 1 saate yakın sürüyor. Yoğururken, yanımıza bir kase soğuk su koyuyoruz. Bu sudan azar azar ekleyerek bulgura katıyoruz.(Sakın ha hepsini birden boşaltmayın) Bu ölçülerde 2 kaseye yakın su çekiyor. Yoğurduğumuz köftelik bulgurumuz sakız gibi olmalı, yapışkan olmalı.
  2.  3 tane soğanı  doğrayıp, yumuşayana kadar kavuruyoruz. İçine biberi ekliyoruz. kıymayı en son ekliyoruz ki kurumasın. Yine biraz salça da buraya koyup aynı baharatlardan ekleyip soğumaya alıyoruz.
  3. Yoğurduğumuz hamurdan, cevizden biraz büyükçe parçalar koparıp, içine hazırladığımız bu iç harçtan koyuyoruz. Resimdeki gibi kapatıyoruz.
  4. Bir tencereye 1-2 adet soğan doğrayıp, biraz biber salçası ve domates salçası ilavesi ile kavurup su ekliyoruz. Suyumuz kaynayınca içine hazırladığımız köftenin bir tanesini atıyoruz. Eğer çatlamadan, dağılmadan pişiyorsa hamurumuz kıvamında olmuş demektir.
  5. Bu suda haşladıımız köfteleri bir tabağa alıp üzerine kendi suyundan bir kaşık ekliyoruz böyle servis yapıyoruz. Afiyet Olsun.

         

17 Ekim 2012 Çarşamba

Patlıcanlı Bükme



         Ara verdim dostlarım zoraki sebeplerden dolayı. Bu süre zarfında bir sürü tarifim birikmedi, kimselere uğrayamadım, hatta bloğuma bile giremedim. 2012'nin son ayları bende bu şekilde gider sanırım.
       Gelelim tarifimize. Bükme pide tarzı bir hamurişi.Hamuru, en bilindik haliyle yoğurup, içine hazırladığınız patlıcanlı harcı katıyorsunuz. Sonra da yağsız olarak tavada pişiriyorsunuz. Çankırılılar bükme diyor, Bilecikliler yan pidesi diyor,  her yörede adı başka olsada tadı hep aynı...
Malzemeler:
  • 1/2 yaşmaya
  • 6 su bardağı un
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • 4 patlıcan
  • 3 kuru soğan
  • 4 domates
  • 3 sivri biber

Yapılışı:
  1. Yaşmayı ve tuzu bir kaba alıp, ılık su ile mayayı iyice çözüyoruz. Üzerine 6 bardak un ekleyip, karıştırıyoruz. Bir taraftan da azar azar su ekliyoruz. Böylece ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz.
  2. Hamur kulak memesi yumakşaklığında olmalı. 2 saat mayalanması için beklemeye başlıyoruz.
  3. Bu arada kullanacağımız iç harcımızı hazırlıyoruz. Ben patlıcan ve madımak kullandım. Patlıcanları alaca soydum. Küçük küçük küp küp doğradım. Tavaya biraz yağ koyup önce soğanları sonra biber ve patlıcanları en son kabukları soyulmuş domatesleri küp küp doğrayıp ekledim. Tuzu ekleyip yeteri kadar pişince altını kapattım soğumaya bıraktım.Siz isterseniz aynı şekilde kıymayı da hazırlayabilirsiniz, hatta bükmenin madımaklısı da meşhurdur, benim memleketim Bilecek'te de ıspanaklısını yaparlar.
  4. Hamurum mayalanınca, cevizden az daha büyük bezeler yaptım ve başladım açmaya. Açılan hamurun yarısına bu iç harcı koydum diğer yarısını üstüne kapattım kenarlarını kapatıp kızgın ama yağsız teflon tavaya aldım. İki tarafını da pişirip kenara aldım.
Püf Noktaları:
Hamur elimize yapışmayan kıvamda olmalı, fazla büyük bezeler olmamalı, iç harcı çok yağlı olursa hamur da ince açılırsa yağı hamurdan dışarı çıkar ki bu istenen bir durum değildir, en son olarak da hamuru tavada pişirirken bir tarafı pişince tam pişmesine bakmadan diğer tarafını çevirirseniz ve en son olarak iki tarafının eşit pişmesini sağlarsanız istenen olmuş demektir.

İsteğe göre sıcakken tereyağıyla yağlanarak servis edilebilir. Ben tereyağı kullanmamayı tercih ettim.
                                                              AFİYET OLSUN

28 Eylül 2012 Cuma

Ekşili (Çerkeş Yöresi)

     
      Arayı epey açtım, farkındayım. Bu aralar hayatımda olan değişiklikler, şehir dışından misafirlerim, kızların ikisinin de okula giriş ve çıkış saatlerinin farklı olması, kış hazırlıkları ve rahatsızlanmam beni bloğumdan uzak tutmaya yetti. Beni merak eden tüm dostlarıma teşekkür ediyorum. Şükür artık iyiyim. Çok yoğun ve yorucu günler, güzel mutlulukları da beraberinde getirdi. Ev aldık.  Henüz yeni evimize geçecek olmasak da oranın da işleri karıştı doğal olarak.
       Bugünkü yemeğimize gelince; ekşili, kayınvalidemin bizlere öğle yemeklerinde yaptığı lezzetlerden. Başka yörede yapılıyor mu yada ismi başka şekilde anılıyor mu bilmiyorum. Tek bildiğim benim damak tadıma uyduğu. Hem yöresel olması açısından hem de pratik olması açısından paylaşılmaya değer bulundu. Siz de benim gibi düşünüyorsanız buyurun tarife:


Malzemeler:
  • 2 patates
  • 2 soğan
  • 1 tavuk kalçası (derisi alınmış)
  • 5 su bardağı su
  • 1,5 su bardağı un
  • üzerine koymak için limon suyu yada üzüm sirkesi

Yapılışı:
  1. Kalça etlerini küçük küçük doğra. Soğanları irice doğra. Biraz sıvıyağda birklikte kavur.
  2. Patatesleri ekle. Patatesler de kavrulunca 5 su bardağı su ekle. Su kaynasın (etler ve patates iyice pişsin)
  3. 1,5 su bardağı unu bir derince kaseye al biraz su ekleyerek özele. Biraz da yemeğin suyundan ekleyip azar azar yemeğe ekle.
  4. 10 dakika kadar bu şekilde başında karıştırarak pişir. Tabağa alıp üzerine üzüm sirkesi yada limon ile servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

    5 Eylül 2012 Çarşamba

    Pratik Tirit Yemeği


                     Tirit yemeğini bilenler bilir "Yukardaki de tirit mi?"  diyebilirler doğal olarak. Bu "pratik tirit", yada çok kullanılan şekliyle "yalancı tirit". Bizim yöremizde tirit yufka ile yapılır ve yahni tarzında pişirilen et kullanılır. Onun lezzeti bir başkadır. İnşallah onu bir başka zaman paylaşırım.
                   Bu yemeğin tek püf noktası ekmeğin seçimi. Sert olmalı ekmek, lapa gibi olmamalı suyu çektiği zaman. Ben, bizim yöresel ekmeğimizi kullandım. Bu ekmeğin özelliği; ekşi mayalı, köy fırınlarında pişen, kalın kabuklu ekmek olması. Pratik bir öğlen yemeğinde tüketildi tarafımızca. Belki sizlere de fikir verebilir düşüncesiyle paylaşılmaya değer görüldü. Sevgiyle kalın dostlarım.

    Malzemeler:
    •  Tabak sayısına göre ekmek dilimi (ben bir tabak için 2 incecik dilim kullandım)
    • Üzerine yine tabak sayısına göre 100 gram kadar kıyma kullandım tabak başı (daha da az olabilir)
    • 1 tane küçük soğan
    • 1 orta boy domates
    • 1 diş sarımsak
    • 1/2 tatlı kaşığı karabiber
    • isteğe göre kimyon 
    • Üzerine isteğe göre yoğurt
    • tuz

    Yapılışı:
    1. Soğanı küp şeklinde mümkün olduğunca ince kıyıyoruz. Çok az sıvıyağda hafifçe kavuruyoruz.
    2. Soğanlar kavrulurken, içine kabukları soyulup küçük küpler halinde domates ve sarımsak da eklenir.
    3. 1 su bardağı su eklenir. Bir iki fokurdadıktan sonra indirilir.(gerekirse suyu çoğaltabilirsiniz)
    4. Ekmekleri, ince dilimler halinde doğrayıp, kare kare doğrarız. Üzerine hazırladığımız kıymalı harcı döker, suyuyla ekmeklerin ıslanmasını sağlarız. İsteğe göre yoğurt da ekleyibilirsiniz. Afiyet Olsun...