Et Yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Et Yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2013 Cuma

Bulgurlu Köfte



     Kıyma ve bulgur kardeştirler :) Evet bence tam da böyledir. Mesela,içli köfte, yada bulgur köfteli çorbada,  çiğköftede hep birlikte kullanılırlar. Ben de, sıkça kullanırım bu ikiliyi. Anadolu'yu, yemek kültürümüzü veee lezzeti çağrıştırır.
    Bu kez de çocukların beslenmesi için böyle bir köfte hazırladım. Daha önce deİrmikli köfte yapmıştım. Hatta Çorum'da tavuklu bulgurlu köfte yapılıyorburadan da tarife bakabilirsiniz. Hepsi de güzel sonuçlar veriyor. İçine ekmek kırığı yada un katacağınıza bulgur, irmik gibi malzemeleri tercih ederseniz daha leziz ve daha besleyici olacaktır.
     Tombul Tarifleri facebooktan da takip etmek istiyorsanız tıklayın lütfen. 

Malzemeler:

  • 250 gram yağsız kıyma
  • 1 çay bardağı kısırlık bulgur (orta boy)
  • 3/4 çay bardağı sıcağa yakın ılık su
  • 1 orta boy soğan
  • isteğe göre 2 diş sarımsak
  • 1 yumurta
  • kimyon,karabiber,pulbiber, kurutulmuş reyhan,tuz
  • bir tutam maydanoz (ince kıyılmış)
  • kızartmak için 2 kaşık sıvıyağ

Yapılışı: 

  1. Kısırlık bulguru bir derince kaseye alıp, içine 3/4 çay bardağı ılık su katıyoruz ve karıştırıyoruz. Bulgur suyu iyice çekiyor.
  2. Bulguru, kıymaya ekliyoruz. Soğan ve sarımsakları rendeleyip, yumurtayı kırıyoruz. Baharatları, tuzu ve maydanozu da karışıma ekliyoruz ve yoğuruyoruz.
  3. Buzdolabında 30 dakika kadar dinlendirip, cevizden biraz büyükçe parçalar alıyoruz ve yuvarlıyoruz. Elimizle bu yuvarlakları bastırarak ortasının incelmesini sağlıyoruz. 
  4. İki kaşık sıvıyağ kattığımız teflon tavaya, köfteleri katıp, kısık ateşte önlü arkalı pişiriyoruz. Afiyet Olsun...



19 Aralık 2012 Çarşamba

Etli Kabak Dolması




       Kabak dolması, eminim hepinizin yaptığı dolmalardan biridir. Benim dolmalar kategorimde de bulunsun istedim. Yeşil ile kırmızının muhteşem ahengi oluyor. Hele de içine bol dereotu girdiği zaman. İster etli yapın, ister zeytinyağlı, her ikisini de çok seviyorum. Mutlaka yoğurt olacak yanında. Bu da benim zevkim tabii. O zaman buyurun tarife...

Malzemeler:

  • 4 adet kabak
  • 1 çay  bardağı pirinç
  • 1 orta boy soğan
  • 1 demet dereotu
  • 200 gram dana kıyma
  • kuru nane, kırmızı pul biber, kimyon, kişniş
  • tuz
  • üzeri için domates
  • 2 yemek kaşığı domates salçası (biri içine diğeri yemeğin suyuna)


Yapılışı:
  1. Kabakların kabukları kabuk soyacağı ile tırtıkla. İçini oy, ve parmağına aldığın biraz tuzla içini tuzla.
  2. Pirinçleri birkaç kez ılık suda yıka. İçine kıyma, rendelenmiş soğan, doğranmış dereotu, baharatlar, tuz ve salçayı katıp, iyice karıştır.(Bu aşamayı elimle yapıyorum, biraz daha malzemeler birbirlerine karışsın diye)
  3. Kabakların içini bu harçla doldur. Domatesleri koyacak kadar boşluk bırak.
  4. Üzerine ikiye böldüğün domatesleri (çeri) kapat. 
  5.  1 kaşık salçayı biraz tuz ve suyla ez. Dolmaların üzerine dök. Üzerine 2 kaşık sıvıyağ gezdir. Kısık ateşte pişir. Afiyet Olsun...

17 Aralık 2012 Pazartesi

İrmikli Köfte

            Merhabalar Sevgili Dostlar...
           Geçenlerde Oktay Usta programında, irmikli köfte yapmıştı. Benim aklıma oradan düştü. Sonra bir başka televizyon programında da beslenme uzmanları, "_Ekmek yerine, irmiği köftelerde kullanmak hem daha yararlı hem daha lezzetli oluyor." deyince,"_Kesin yapmalıyım." dedim.
          Nitekim beklediğim gibi de başarılı oldu. İrmik köfteyi daha bir lezzetlendirdi. İrmikli köftede,  yumurta kullanılmıyor. İrmiğin kendine has yapışkansı hali, köfteye yeterli özelliği sağlıyor ve dağılmıyor. Tek şart, iyi yoğurup, dinlendirmek.

İrmikli Köfte İçin Malzemeler:
  • 500 gram dana kıyma
  • 1 büyükçe kuru soğan
  • 5-6 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı yoğurt (tepeleme olmasın)
  • 1 küçük kahve fincanı irmik
  • tuz
  • karabiber
  • pul biber
  • kimyon
Kızartmak için:
  • Sıvıyağ
Yapılışı:
  1. Kıymanın üzerine rendelenmiş kuru soğan, sarımsakları ve bütün malzemeyi katıp, iyice yoğururuz.
  2. Yoğrulmuş köftelik harç, buzdolabında, 2 saat bekleyecek. Çünkü bu esnada, irmikler suyu alıp şişecek. 
  3. Ceviz büyüklüğünde yuvarlak harç alırız, ve elimizle yassı şeklinde yuvarlak köfteler yaparız.
  4. Kızgın yağa atar, kızartırız. Fazla yağını alması için kağıt havlunun üzerine çıkarırız. Afiyet Olsun...

16 Kasım 2012 Cuma

Tepside Patatesli Köfte, Cemil Meriç ve Prensesler Hakkında



         
            Oldum olası kitap okumayı sevmişimdir. Hani "hobileriniz" yazan kısma, kitap okumak yazılır ya klasik olarak, işte bu gerçekten, benim için hobiden daha kuvvetli birşeydir. Bazen hayatın yoğunluğundan dolayı, ara verdiğim yada uzak kaldığım olur. Sonra, ilk fırsatta bulduğum kitapları derler toplar üst üste alırım. Okumaya bir başladım mı bitmeli o kitap en kısa zamanda. İçine girer adeta, satırlarında kaybolurum çoğu kez.
            Bir de, hayran olduğum yazarlar vardır benim de herkes gibi. Şimdi bunları sıralayacak değilim ama, en çok hayranlık duyduğum Cemil Meriç ' ten çok kısa da olsa bahsedeceğim. Taa ortaokul yıllarında tanıştım Cemil Meriç kitaplarıyla... O'nun o ağır dili, her satırda bilmediğim kelimeye bakmak zorunluluğu taşıdığı halde, merakla okurdum. Hayrandım, her haline, gözlerinin kapanması bile, onu durduramayışına hayrandım. Bundan birkaç ay önce, Cemil Meriç 'in kızı Ümit Meriç ' den, babası hakkında söylediklerini işittim. Bir küçük ayrıntıyı, kafama taktım ne mi idi?
            Cemil Meriç gözlerini kaybettiği zaman, o kadar üzülmüş ve bunalıma girmiş. Vefakar eşi onun yaşaması için, "_Sen yaşa ben herşeye razıyım."  tarzı bir söz söylemiş onu desteklemek ve içinde bulunduğu ruh halinden kurtarmak için. O da, bir gün farklı bir şehre gittiğinde (sanırım) trende karşılaştığı bir başka kadına zaman içinde aşık olmuş. O kadının varlığını eşi, yıllarca bilmiş fakat artık söz ağızdan çıktığı için hiç sesini çıkarmamış. Eşi vefat edince de, sevgilisiyle evlenmek istemiş Cemil Meriç. Fakat sevgilisinin, "_Mirası reddet öyle evlenelim." önerisine asla evet dememiş. Reddedeceği miras eşinden ona kalacak olan mirasmış.
            Bunu neden sizinle paylaştığımı anlayabilirsiniz kolayca. Benim, gözümde büyüttüğüm, "_Böyle bir insan kolay kolay dünyaya gelmez." dediğim, hatta düşünceleri tutarlı ve mükemmel bulduğum bu kişi de özel hayatında (maalesef) o kadar mükemmel değilmiş. Sonuçta insanmış işte...
              Hiç kimsenin mükemmel olmadığını biliyoruz, velhasıl, niye mükemmelleştirmek hevesimiz hiç bitmiyor. Bazen benim de yaptığım gibi yazarları, yada ünlüleri, yada ne bileyim, flört döneminde eşimizi. Sonra evleniyoruz " Pat " olan oluyor. O ışık gidiyor,  ortada sıradan bir insan kalıyor.
               Aynı şekilde, kızlarımızı da, küçük prensesler, oğullarımızı yürekli cesur şövalyeler yapma hevesimiz niye hiç bitmiyor. Gerçek hayatta ne prenses olacaklar ne şövalye. Sonra gelsin, kalp sızıları, hayal kırıklıkları ve mutsuzluklar...  "Anne olarak görevimizin, kayıtsız şartsız onları mutlu etmek olmamasını gerektirdiği" ni bir anlayabilsem belki ikinci adım olan uygulama kısmına geçiş mümkün olacaktı. İşte benim de zayıflığım bu. İnsanlığa dalalet :)
              Köfteye gelince oldukça basit, bilindik, sıradan bir yemek. Aynı zamanda her sofraya yakışan (davet, akşam yemeği, dost sofrası) bir lezzet. Biliyorum, sizler de yapıyorsunuz ve hatta çok seviliyor bu yemek. Bir de benden olsun istedim tarifi. En azından lezzeti garanti...
             Kalın Sağlıcakla...
                                                                         
       Köfte için malzemeler:                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            
  • 500 gram dana kıyma
  • 1 yumurta
  • 3 yemek kaşığı galeta unu
  • 1/2 tatlı kaşığı kimyon
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı içyağı ( robotta yada rende yardımıyla ufalanmış)
  • 1 tatlı kaşığı tuz (silme)
  • karabiber
Yemeği için: 
  • 3 adet orta boy patates
  • 1 yemek kaşığı dolusu domates salçası
  • 3 su baradağı su
  • biraz tuz ve çok az sıvıyağ

Yapılışı:
  1. İşe tabiiki köfteyi hazırlamakla başlıyoruz. Köftelik malzemelerin hepsini derince bir kasede birleştirip, soğan ve sarımsağı rendeliyoruz. (İsteğe göre maydanoz da eklenebilir) 15 dakika kadar yoğuruyoruz ve bu karışımın üzerini  streç filmle kaplayıp, buzdolabına kaldırıyoruz. Buzdolabında 30 dakika kadar dinlenen köftelik harçtan, çok da küçük olmayan, yuvarlak köfteler yapıyoruz.
  2. Patatesleri soyup, köftelerin büyüklüğünde 1 cm kadar eninde yuvarlak dilimlere ayırıyoruz.
  3. Tepsiye, bir köfte bir patates olarak sıra sıra diziyoruz.(Ben küçük borcam kullandım)
  4. En üstüne salçayı biraz tuz ve 3 su bardağı su ile özeleyip, tepsinin üzerine döküyoruz. Üzerine çok az da sıvıyağ katıp, orta ısıdaki fırında pişirmeye bırakıyoruz. Afiyet Olsun...

11 Kasım 2012 Pazar

Hünkâr Beğendi ve Bir çekiliş


            Herkese mutlu haftalar, sevgili dostlarım
            Kış moduna girdiğimizden olsa gerek, bloklar alemi pek bir renkli şu sıralar. Her yerde güzel leziz tarifler, bol yayınlar var. Yazın rehaveti olsaydı, bırakın yemek yapmayı, çoğu zaman karpuz peynir yeterli gelirdi aç karmızı doyurmaya. Kış ayları bu yüzden bereketli bence. Evlere,daha bir kapanıyoruz malum. Okul, hastalık, kış... Hal böyle olunca da evde kalıp mutfağımıza daha fazla zaman ayırıyoruz. 
             Ben sanki hiçbirşey yapmıyorum gibi hissediyorum, fakat bir bakıyorum, fotoğraf makinemde, resimler birikmiş. Demek ki her ne kadar gönlüm ağustos böceği olsa da, ellerim o kadar alışmış ki artık buna, karınca desem yeridir. Tü tü  maşallah bana ve tabi siz diğer karıncalar alemine :) Sevdim ben bu benzetmeyi, " _Karıncayım ben,işçi karınca..."
           Mevsimin son patlıcanlarını buldum geçen gün. Amcanın biri, bahçesinin son patlıcanları olduğunu söyleyince, dayanamadım aldım. Bu patlıcanlarla, salata yapamazdım ya, ben de şöyle okkalı bir yemek yapmayı düşündüm ve böylece bu pazar yemeğimiz hünkâr beğendi oldu. Hünkâr beğenmiş zaten, biz mi beğenmeyelim :)
            Neyse lafı fazla uzatmıyayım, bana kalsa yazarım da yazarım. Nerden alıştıysam şu on parmağa. Eskiden olsa, kafamdakini yazana kadar, çoktaan, unutur giderdim. Bak laf yine gidiyor biryerlere, ben tarifi vereyim de bugünlük bu kadarla yetineyim baari...

Malzemeler:
Eti terbiyelemek için:
  • 1 adet soğan suyu
  • 1/2 çay bardağı süt
  • 2 kaşık sıvıyağ
Hünkâr Beğendi tarifi için malzemeler:
  • 500 gram dana kuşbaşı (yumuşak yerlerinden)
  • 2 orta boy soğan
  • 1 tane kabukları soyulup küp küp doğranmış domates
  • 5 adet patlıcan (Ben patlıcanı bol seviyorum ne yapayım)
  • 2 yemek kaşığı un (Fazla tepeleme olmasın)
  • 2 su bardağı süt
  • sıvıyağ
  • tuz
  • karabiber
  • 1 kaşık salça

Yapılışı:
  1. Dana etlerini terbiyeleme işlemini bir gece önceden yapın. Eğer fazla vaktiniz yoksa, kuzu eti kullanabilirsiniz. Terbiyelemek için, 1/2 çay bardağı süt, 2 kaşık sıvıyağ, 1 tane soğanın rendelenip sıkılmış suyunu kullanıyoruz. Bütün malzemeyi, etlerin üzerine döküp, karıştırıyoruz. Ağzını kapatarak, dolapta 1 gece bekletiyoruz.
  2. Patlıcanları közleyip, kabuklarını soyuyoruz. Tahtada, satır kıyması tarzında küçük küçük parçalar halinde iyice üzerinden geçiyoruz. Sonra bir süzgece alıp, fazla suyunu salmasını sağlıyoruz.
  3. Dolaptan çıkardığımız terbiyelenmiş dana eti, suyunu salmış olmalı. Ocağın üzerine koyup, kendi suyunda pişmesini sağlıyoruz. Suyu azalınca, içine küp küp doğradığımız 2 adet soğanı ve salçayı ekliyoruz. Domatesi de ekleyip baharatları katabilirsiniz.
  4. Etler yumuşayınca, üzerine tuz atıp, birkaç dakika daha pişirip, altını kapatıyoruz.
  5. Bir tencereye iki kaşık sıvıyağ katıp, unu ekliyoruz. Un kokusu çıkana kadar kavuruyoruz.(dikkat edin sararmasın). Daha sonra, üzerine azar azar sütümüzü ekliyoruz. İyice çırpıcıyla karıştırdıktan sonra, üzerine patlıcanları ekliyoruz.Tuz ve karabiberi ekleyip, altını kapatıyoruz. (ben etin kendi yağı olduğu için tereyağ kullanmıyorum)
  6. Servis ederken, tabağın altına patlıcanlı beğendiyi, üzerine ise pişirdiğimiz etleri koyuyoruz. Afiyet Olsun...
Arkadaşlar bir de sizlere Sevgili Deryayla Lezzetler 'in işbirliğiyle düzenlenen  Yemek Gurmesi sponsorluğunda bir çekiliş duyurusu yapmak istiyorum. 
Yukardaki yemek takımı ve çay seti hediyeli muhteşem bir çekiliş var. Katılmak isterseniz son gün 20 Kasım. Random org yardımıyla yapılacak çekilişe herkes katılabilir. Bol katılımlar Derya Ablacığım...

1 Kasım 2012 Perşembe

Osmanlı Tiridi ve Heyecanım




               "_ Aman Allah'ım ! Ben ne yaptım ?" demek oldu ilk tepkim. Korktum evet. Her zamanki gibi, pc 'nin başına geçince, biraz orayı biraz burayı kurcalarken, Bumerang Blok Ödülleri Yarışmasını gördüm. Var mıdır benim gibi internetin içinde bir görünüp bir kaybolan, bilmiyorum. Az zamanım, çok yapılacak işim, ilgilenecek iki haylaz kızım varken, bir de yarışma karıştırıverdim araya.
                Yıllarca okulu tamamlamaya uğraştım (3 yıl). Bu arada, anne olma denemelerim (Nitekim oldum da hem de iki kız annesi). Sonrasında yine internette gezinirken kendi kendime kurduğum bloğum ve onu kaybedip bir ay bulamayışım :) Ah ben neler yapıyorum bir bilseniz. Yapıp bozup, sonra düzeltmeye çalışmakla geçiyor bütün zamanım. Şimdi bunu kim düzeltecek ?
               Bu senenin başlarında, yine 2012 de katiplik sınavına girmiştim. Yine 3 dakikada 90 kelimeyi geçip yine mülakata kalmıştım. Yine çalışmış çabalamış, yine sınavı geçmiştim. Ama kaldım mülakatta, malesef büyük adamları tanımadığım için :(  İşte o mülakatta jürinin karşısına geçtiğim an kadar heyacanlandım. "_Aman Allah'ım Ben ne yaptım?"
               Üstelik, en tarz blok alanına aday oldum. Baktım rakipler dişli. Ooh pek çoğu bu işin kurdu. Kelimelerle iyi oynuyorlar, web işinden iyi anlıyorlar falan falan... Ne yapalım ben de güzel yemek yapıyorum. Benim tarzım da bu olsun bundan böyle.
             Umarım bu yarışma, bana panikatağımı yeniden kazandırmaz. Fazla heyecan bana göre değil vesselam...
             Neyse gelelim Muhteşem Tarifimize. Bu yemek tiritin aslıdır. Babaannemden öğrendiğim şekilde yaptım tiriti. Kabul ediyorum, epey ağır bir yemek oluyor, malum hem yufka, hem de et. Fakat arada yapmadan duramıyacağınız bir yemek bu. Osmanlı tiridi yada Saray tiridi de diyebiliriz. Evet adı böyle olsun :) Koydum gitti...

Malzemeler:

  • 1 kg dana eti  (büyük parçalar halinde) yada kemikli et
  • (isteğe göre kemikli et de kullanabilirsiniz. biz genelde o şekilde yaparız)
  • 2 orta boy soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 2 kaşık salça
  • isteğe göre tane karabiber
  • defne yaprağı
  • tuz
Yufkası için Malzemeler:
  • 3 su bardağı un
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 tatlı kaşığı tuz


Yapılışı:
  1. Öncelikle işe yahniyi pişirmekle başlıyoruz. Siz ister parça et isterseniz benim gibi kemikli et tercih edin, düdüklü tencereye bütün malzemeyi katıp etin yada kemiğin yapısına göre yeteri kadar pişirin. Etler yada kemikler tabiri caizse, lime lime olsun.(Soğanları ben küp şeklinde doğrayarak ekliyorum yemeğe, siz isterseniz, arpacık soğanla da yapabilirsiniz tabi.)
  2. Yahnimiz hazır olunca yufkayı hazırlamaya başlayabiliriz. Yahninin pişmesi uzun süreceğinden, yufkanın da soğumaması için, etler piştikten sonra yufka yapımına başlamak en uygunu olacaktır.
  3. Yufka hazırlamak için bir derince kaseye un, tuz koyup ılık suyu azar eklemek kaydıyla, pek de yumuşak olmayan bir hamur elde ediyoruz. Bu hamuru 10 dakika dinlendirip, 9 bezeye ayırıyoruz. Her bir bezeyi çok ince olmayacak şekilde açıp,(büyükçe tabak kadar) yanmaz tavada, yağsız olarak alt üst değiştirerek pişiriyoruz.
  4. Pişirdiğimiz yufkaları üst üste koyup, her bir yufkanın eklenmesinden sonra üzerini ve heryerini sıkıca örtüyoruz. Bu işlemi yufkaların kurumaması ve sıcaklığını muhafaza etmesi için yapıyoruz.
  5. Yahniyi iyice ısıtırken, biz yufkaları rulo yapıp tepsinin boyunda kesiyoruz. Diklemesine sıralıyoruz. Yufkaların üzerine hazırladığımız yahninin suyundan koyarak ıslatıyoruz. Servis tabağının en üstüne ise yahninin etlerini döküyoruz. (kemikli yapmışsanız kemikleri etlerden ayırarak üzerine ekleyin). Sıcak servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

         

18 Ekim 2012 Perşembe

İçli Köfte (Elâzığ Usulü)


                 Ben ne bilirim Elazığ usulü içli köfteyi. Tamam içli köfte yaptım tabii ki daha önce. Fakat bu yediğim diğerleri gibi değildi. Arkadaşım Melike bizim için kendi yöresinin içli köftesini yaparken ben de ölçüleri aldım görüntüledim. (Ben bu işe iyi alıştım bugünlerde) Kendi yaptığım şekliyle değil de asıl tariflerle sizleri buluşturmak istediğimde, o işin erbabını bulmaya çalışıyorum. Bu şekilde niyetim, sizlere en iyi tarifleri verebilmek. Bu tarifle mutlaka deneyin derim, kesinlikle pişman olmazsınız.
                Bu tarifimi Yemek Gurmesi Tencere Yemekleri Yarışması ' na gönderiyorum. Buradan bütün bloggar arkadaşları da yarışmaya katılmaya davet ediyorum. Tencere yemekleri kategorisinde, "Tencerede yapılan yemekler" konulu yarışmanın ödülü de süper bir Döküm Tencere. Döküm tencerenin sağlığı ve kullanışlılığı konusuna ise hiç değinmiyorum bile. Bekliyoruz bayanlar...

İçli Köfte İçin Malzemeler:
  • 500 gram dana kıyma
  • 5 adet orta boy soğan
  • 3 su bardağı köftelik bulgur
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı kuru reyhan
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 yumurta
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 kaseye yakın su 
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1/2 kaşık domates salçası



Yapılışı:
  1. Kıymanın yarısını ve ince doğranmış yarım soğanı,bulgur, nane, reyhan,karabiber,yumurta,un,tuz ve salçaları teker teker ekleyerek, yoğuruyoruz.Bu yoğurma işlemi 45 dakika ile 1 saate yakın sürüyor. Yoğururken, yanımıza bir kase soğuk su koyuyoruz. Bu sudan azar azar ekleyerek bulgura katıyoruz.(Sakın ha hepsini birden boşaltmayın) Bu ölçülerde 2 kaseye yakın su çekiyor. Yoğurduğumuz köftelik bulgurumuz sakız gibi olmalı, yapışkan olmalı.
  2.  3 tane soğanı  doğrayıp, yumuşayana kadar kavuruyoruz. İçine biberi ekliyoruz. kıymayı en son ekliyoruz ki kurumasın. Yine biraz salça da buraya koyup aynı baharatlardan ekleyip soğumaya alıyoruz.
  3. Yoğurduğumuz hamurdan, cevizden biraz büyükçe parçalar koparıp, içine hazırladığımız bu iç harçtan koyuyoruz. Resimdeki gibi kapatıyoruz.
  4. Bir tencereye 1-2 adet soğan doğrayıp, biraz biber salçası ve domates salçası ilavesi ile kavurup su ekliyoruz. Suyumuz kaynayınca içine hazırladığımız köftenin bir tanesini atıyoruz. Eğer çatlamadan, dağılmadan pişiyorsa hamurumuz kıvamında olmuş demektir.
  5. Bu suda haşladıımız köfteleri bir tabağa alıp üzerine kendi suyundan bir kaşık ekliyoruz böyle servis yapıyoruz. Afiyet Olsun.

         

16 Eylül 2012 Pazar

Sulu Köfte (Annem Usulü)

           Merhabalar Sevgili Dostlar. Yeni bir haftaya başlıyoruz inşallah. Okul hazırlıkları, okula uyum haftası derken geldi çattı okul maratonu. Hem çocuklar sevinsin, hem anneler biraz kolaya kaçsın istedim. Enerji de depolayalım bu hafta ; köfte yapalım.
           Yukarıdaki köfte, annem usulü. Annemin sulu köftesini hep çok sevmişimdir. Her ne kadar ben onun kadar lezzetli yapamasam da mümkün olduğunca onunkine benzetmeye çalıştım. Tadı tam istediğim gibi oldu. Ne fazla dağıldı ne sert bir top gibi oldu. Tam ideal ölçüyü yakalayınca sizlerle paylaşmak farz oldu.

Malzemeler:

  • 1 kg dana kıyma (orta yağlı)
  • 4  yemek kaşığı galeta unu
  • 1 kaşığı un
  • 1 yumurta
  • 1 orta boy soğan
  • 5 diş sarımsak
  • 1/2 tatlı kaşığı kimyon
  • 1/2 çay kaşığı beyaz biber (yada karabiber)
  • 1 kaşık salça
  • 2 kaşık un
  • 1,5 litre ılık su

Yapılışı:
  1. Kıyma derince bir kaseye alınır. Üzerine galeta unu, 1 kaşık un, 1 yumurta, baharatlar, 1 tatlı kaşığı kadar (dolu olmasın) tuz eklenir. Soğan ve sarımsaklar incecik rendelenir suyuyla birlikte kıymanın üzerine eklenir.Hepsi birden yoğurulur.
  2. Yoğurulan kıyma harcına yuvarlak şekil verilir. Çok küçük şekilde olmasın çünkü bu çorba değil, cevizden küçük misketten büyük olsun.
  3. Bir tavaya, biraz sıvıyağ ekler, köfteleri kızgın yağa atılır. Şöyle bir ters yüz eder, tabağa alınır.( Çok kızarmasın, rengi dönsün yeter)
  4. Yapışmaz bir tencereye, biraz sıvıyağ ekler, 2 kaşık un koyulur, biraz kavrulur, salçasını ekler, bir iki karıştırdıktan sonra, 1,5  litre kadar ılık su koyulur. Suyumuz kaynamaya ve biraz kıvam almaya başlayınca, içine köfteleri eklenir. Altını kısık ateşe alır, kısık ateşte pişmesini köftelerin lezzetini suyuna vermesini sağlanır. Fazla da kaynatmadan kapatılır. Afiyet Olsun...

5 Eylül 2012 Çarşamba

Pratik Tirit Yemeği


                 Tirit yemeğini bilenler bilir "Yukardaki de tirit mi?"  diyebilirler doğal olarak. Bu "pratik tirit", yada çok kullanılan şekliyle "yalancı tirit". Bizim yöremizde tirit yufka ile yapılır ve yahni tarzında pişirilen et kullanılır. Onun lezzeti bir başkadır. İnşallah onu bir başka zaman paylaşırım.
               Bu yemeğin tek püf noktası ekmeğin seçimi. Sert olmalı ekmek, lapa gibi olmamalı suyu çektiği zaman. Ben, bizim yöresel ekmeğimizi kullandım. Bu ekmeğin özelliği; ekşi mayalı, köy fırınlarında pişen, kalın kabuklu ekmek olması. Pratik bir öğlen yemeğinde tüketildi tarafımızca. Belki sizlere de fikir verebilir düşüncesiyle paylaşılmaya değer görüldü. Sevgiyle kalın dostlarım.

Malzemeler:
  •  Tabak sayısına göre ekmek dilimi (ben bir tabak için 2 incecik dilim kullandım)
  • Üzerine yine tabak sayısına göre 100 gram kadar kıyma kullandım tabak başı (daha da az olabilir)
  • 1 tane küçük soğan
  • 1 orta boy domates
  • 1 diş sarımsak
  • 1/2 tatlı kaşığı karabiber
  • isteğe göre kimyon 
  • Üzerine isteğe göre yoğurt
  • tuz

Yapılışı:
  1. Soğanı küp şeklinde mümkün olduğunca ince kıyıyoruz. Çok az sıvıyağda hafifçe kavuruyoruz.
  2. Soğanlar kavrulurken, içine kabukları soyulup küçük küpler halinde domates ve sarımsak da eklenir.
  3. 1 su bardağı su eklenir. Bir iki fokurdadıktan sonra indirilir.(gerekirse suyu çoğaltabilirsiniz)
  4. Ekmekleri, ince dilimler halinde doğrayıp, kare kare doğrarız. Üzerine hazırladığımız kıymalı harcı döker, suyuyla ekmeklerin ıslanmasını sağlarız. İsteğe göre yoğurt da ekleyibilirsiniz. Afiyet Olsun...


22 Ağustos 2012 Çarşamba

Tas Kebabı


                  Merhabalar Sevgili Dostlar. Mübarek ramazan ayını da geride bıraktık. Bayramı hayırlısıyla geçirdik. Aslında bu tarif bayram tatiline çıkmadan öncesi için hazırlanmıştı, gidişimiz o kadar yoğun ve acele oldu ki yayınlamak bu güne nasip oldu. Bayramı Çerkeş'te geçirdik.  Eş, dost, akraba bu bayram hep köye gelmişler. Akşamları hatta bazı sabahlar orada soba yaktık. Evet yanlış duymadınız soba yaktık çünkü üşüdük. Ben buradan ince şeylerle gitmiştim, fakat epeyce soğuktu. İzgi ile ben sobanın yanına kediler gibi yanaştık, erkenden kış yaşadık. Köyde bayram eski adetlerle yaşandı. Mesela sabah erkekler bayram namazından çıktığında bizler de hazırda bekleyip, benim ufaklıklarla birlikte ceviz topladık. Hepimizin elinde birer poşet vardı. Hane sahipleri evin önüne çıkmış, ellerinde cevizlerle bizleri bekliyordu. Bizler onların yanına gidiyor, bayramını kutluyorduk, onlar da bizlere ceviz veriyordu.  Güzel ve değişik bir bayramdı bizler için, malesef kısa sürdü.
              Şimdi gelelim tarifimize. Et yemekleriyle her zaman aram iyi olmuştur, benim kızların aksine. Kime çektilerse artık. Tas kebabına patates yada bezelye koymayanlar da var biliyorum. Bu şekilde tas kebabını, biz düğünlerimizde yaparız. Biz tas kebabını bu şekilde severiz. Ben de alışkın olduğum şekilde yapıyorum. Denemek size kalmış...

5-6 kişilik
Malzemeler:

  • 600 gram dana eti (mümkünse yumuşak yerlerinden)
  • 1 çay bardağı haşlanmış yada konserve bezelye
  • 1 tane kırmızı biber
  • 1-2 tane sivri biber
  • 1 orta boy patates
  • 1 kaşık salça
  • sıvıyağ
  • isteğe göre tane karabiber yada toz karabiber
Marine etmek için:
  • Et kuşbaşı şeklinde doğruyoruz.
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 soğanın suyu
  • 2 kaşık sıvıyağ
  • 1/2 su bardağı süt

Yapılışı:
  1. Etleri bir gece önceden terbiyelemek en iyisi. Çünkü dana etini pişirmek için epeyce zaman gerebiliyor. Terbiyelediğimiz taktirde, etler daha lezzetli ve daha yumuşak oluyor. O zaman buyurun terbiyeleme kısmına.
    Etleri bir kaseye alıyoruz. İçine bir soğanı rendeleyip suyunu sıkarak, etlere bu suyu ekliyoruz. 1/2 su bardağı kadar sütü ekliyoruz. 2 kaşık sıvıyağ ekleyerek iyice karıştırıyoruz. Üzerini streç filmle kapatıp buzdolabında 1 gece dinlendiriyoruz. 
  2. Etleri marine ederken soğan suyu ile yumuşattığımız için isterseniz soğan eklemeyebilirsiniz. Fakat soğan Türk mutfağında bolca kullanılan ve bizim damak tadımıza uygun olduğu için ben yemeğin içine de soğan ekliyorum. Soğanı küp küp doğrayıp, bir teflon yada döküm tencereye alıyoruz. İçine Biraz sıvıyağ ekleyip, soğanları kavuruyoruz. Soğanlar kavrulmaya yakın içine salçayı ekliyor çok az da salça ile kavuruyoruz. 
  3. Sıra etleri eklemeye geldi. Etlerden sonra karabiber ve istediğiniz başka baharat varsa onları ekliyoruz. Kapağı kapalı ve kısık ateşte olarak etlerin suyunu çekmesini sağlıyoruz.
  4. İçine küp küp doğranmış (etlerin boyutuna göre) patatesleri ekliyoruz. Biraz su ekliyoruz. En son biberleri doğrayıp ekledikten sonra, patatesler yumuşayınca altını kapatıyoruz. Afiyet Olsun...