2 Ağustos 2013 Cuma

Patatesli Şehriye Çorbası eşliğinde Kadir Geceniz Hayırlara Vesile Olsun...

                 
                     Cumartesiyi pazara bağlayan gece, mübarek ramazan ayının en hayırlı gecesi, Kadir Gecesi. Bin aydan daha değerli bu gece yapılacak tüm dualarınızın kabul olması, günahlardan arınma için vesile olmasını diliyorum. Rabbim Dualarımızı kabul etsin.
                     İftar akşamlarının vazgeçilmezleri arasında, herhalde çorbalar en başta geliyor. En azından bizim evde durum böyle. Hele de yazın, akşama kadar mideler resmen kuruyor. İftarda sulu birşeylerle açılış yapmak iyi geliyor. Rabbim masamızdan çorbamızı eksik etmesin, bir tas çorbaya muhtaç etmesin inşallah.
                    Şehriye çorbası tavuksuyu olmadan olmaz, malum. Tavuk haşladığım zaman suyuna mutlaka şehriyeli çorba yaparım. Hem seviyorum bu tadı, hem de kolayıma gidiyor. Arada da böyle, patates ilavesi  ile zenginleşiyor.

   Patatesli Şehriye Çorbası İçin Malzemeler:
                   (5-6 Kişilik)

  • 3 yemek kaşığı arpa şehriye
  • 1/2 orta boy patates yada küçük bir patates
  • 1 kaşık kavrulmuş un (Ben, yanmaz tencerede yağsız un kavururum, gerektiğinde çorbalarıma bu un ilavesi hazır oluyor, tavsiye ederim)
  • 1 kaşık domates salçası (Benim kullandığım salça ev yapımı, yumuşak salça, eğer siz hazır salça kullanacaksanız, oranı düşürmelisiniz.)
  • 3 su bardağı tavuksuyu
  • 2-3 su bardağı ılık su
  • tuz
Üzeri için: ince kıyılmış maydanoz


Yapılışı:
  1. Tencereye çok az sıvıyağ katıyoruz. Patatesi küçük küpler halinde doğruyoruz. Bu yağa salçayı da katıyoruz ve patatesle birlikte çok az kavuruyoruz. Kavrulmuş un ve tavuksuyuyla birlikte 5 bardak su ekliyoruz. 
  2. Suyumuz kaynayınca, içine şehriyeyi ilave ediyoruz. Kısık ateşe alıyoruz ve şehriyeler yumuşayınca, ocağın altını kapatıyoruz. 
  3. Maydanozu, küçük küçük doğruyoruz. Pişen çorbamızın üzerine ilave ediyoruz. Limonla servis yapabilirsiniz. Afiyet Olsun...

1 Ağustos 2013 Perşembe

Vişneli Armut Tatlısı



     Saat epey geç oldu, birden tatlı yapmak mı istediniz. Yaza uygun hem hafif hem meyveli hem de serin birşeyler olsun istiyorsunuz, bir o kadar da kolay olsun. O zaman gelin bu tatlıya kulak verin. Denemenize değecek.
       O kadar kolay ve o kadar hoş bir tatlı ki, kesinlikle tekrarı gelecektir. Hatta, misafirlere de yapmayı düşünüyorum. Eğer buzlukta kış için kaldırdığınız vişneleriniz ve 4 armutunuz varsa, tatlınız hazırdır. Hafif ekşimsi ve tatlı pembe renkli bu tatlıya bayılacaksınız.  Armutu ne kadar çok kullandığımı bir kez daha fark ettim. Sizler de benim gibi armutseverlerdenseniz Safranlı Armut Tatlısı 'nı da öneririm. Şimdiden afiyet bal olsun...

Vişneli Armut Tatlısı İçin Malzemeler:

  • 4 adet orta boyda ve sertlikte armut
  • 1 su bardağı dondurulmuş vişne (taze de olabilir)
  • 1 çay bardağı +2 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 çay bardağı su
  • 1 adet kabuk tarçın
  • isteğe göre vanilyalı dondurma

Yapılışı:
  1. Armutların kabuklarını soyup, ortadan ikiye ayırın ve ortasındaki çekirdek kısmını çıkarın. Ortaları yukarıya gelecek şekilde yanmaz tencereye dizin.
  2. Üzerine toz şekeri her yerine eşit miktarda dökün. Vişneleri de armutların üzerine ekleyip, kabuk tarçın ekleyin. Üzerine suyunu koyup, ağzı kapalı olarak kısık ateşte pişirin
  3. Armutlar yumuşayınca, armutları bir tabağa ayırın. Vişnelerle birlikte, vişne suyunu kıvam alıncaya kadar kaynatmaya devam edin. Tekrar armutları tencereye alıp, ocağın altını kapatın. Tencerenin ağzını kapatarak, bu şerbetin içinde armutların bir süre daha durmasını sağlayın.
  4. Servis esnasında, vişnelerle birlikte  vanilyalı dondurma da kullanabilirsiniz. Şahsen bizim ev ahalisi tarafından böylesi sevildi. Afiyet Olsun...

   

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Zeytinyağlı Fırın Kabak


Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
 Azrailin kastı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 Samavatın kapıların açarlar
Alemlere rahmet suyu saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dili dillenince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar, taşlar,ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tacu tahta dayanma
Yedi iklim benim diye güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benu Murat kulun suçumu affet
Suçumu bağışlayıp günahım refet
Resulun sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

           Bu çok bilindik ilahinin sözlerinin, kime ait olduğunu eminim pek çoğunuz biliyordur. Bir de ben söyliyeyim: Osmanlı padişahlarının 14. sü, Kanuni Sultan Süleymanın torunu 3. Murat'tır. Bu kadar güzel bir şekilde, Allah sevgisini anlatan bir yürek, şair padişah. Tarihe az çok meraklı herkes gibi, ben de Orta Asya'dan tutun da, günümüze kadar gelen ecdadımızla gurur duyuyorum. Bazılarının aksine, Osmanlı padişahları, diktatör, duygusuz değildirler. Düşünün ki daha yakın çağda yaşanan Nazi katliamlarını. Almanların bir okul müfredatında, bunları kötüleyen halleri mevcutmudur? Niçin,o ahlak, insanlık ve din eğitimini her daim zamanın en iyi hocalarından almış olan Osmanlı padişahları böyle olsunlar? Aksi halde 700 yıl dünyaya hükmetmek, öyle kolay olmasa gerek. Arada bir Söğütlü damarım tutuyor işte ne yapalım :)
    Bugünkü yemeğimize gelince, dolapta uzun zamandır bekleyen kabaklarım vardı. Bu kabakları dolma yada kızartma şeklinde değil de babaannemin yaptığı gibi fırında yapmayı düşündüm. Bu yemeğin püf noktası soğan ve sarımsak zenginliğidir. Kesinlikle hem hafif hem de kolay olan bu yemeği denemenizi tavsiye ederim.




Zeytinyağlı Fırın Kabak İçin Malzemeler:

  • 3 kabak
  • 1 havuç
  • 3 kuru soğan
  • 10 diş sarımsak
  • 1 iri domates
  • zeytinyağı
  • tuz isteğe göre kekik

Yapılışı:
  1. Kabakların kabukları soyulup, yuvarlak doğranır, Havuçlar için de aynı işlem yapılır.
  2. Soğanlar ikiye kesildikten sonra şeritler halinde kesilir, sarımsaklar da soyulup doğranır.Sarımsakların bir kısmını, bir tutam tuz ve soğanlarla karıştırarak fırın kabımızın dibine sereriz.
  3. Havuçlar 2 bardak suda az tuz katılarak hafif yumuşayana kadar haşlanır. Kabaklar için de aynı işlem uygulanır fakat bu sefer suda haşlama süresi 2 dakika kadar olur.
  4. Soğanların üzerine bir sıra kabak dizilir. Onun üzerine havuçlar yerleştirilir. En üstüne kabaklar konulur.
  5. Domatesi yıkayıp rendeleriz. Kalan doğranmış sarımsakları da bu domates sosuna ekleriz. Biraz da tuz ilavesi ile hazırladığımız bu domates sosunu kabakların üzerine dökeriz. Üzerinde, birkaç kaşık zeytinyağı gezdiririz.(Kekik ve baharatlar bu esnada domates sosuna eklenecektir.) Üzerine haşladığımız sebzelerin suyundan, sebzelerin üzerini geçmeyecek kadar ekleriz.
  6. Fırın kabımızın üzerini alüminyum folyo ile kapattıktan sonra 180-200 derece arasında pişmeye bırakırız. Piştiğine karar verince, folyoyu alıp, biraz da üzerinin kızarmasını sağlarız. Afiyet Olsun...

30 Temmuz 2013 Salı

Tavuklu Topalak Çorbası


            "Topalak" yuvarlak anlamına geliyor. Göcenin elimizde küçük yuvarlaklar yapılması ile oluşuyor. Göce, buğdayın iri çekilmesiyle oluşmuş, irice buğday. Ayranlı Göce Çorbası da sıkça yaptığımız çorbalardan biridir. Doğruyu söylemek gerekirse, elimde göce varken, bulgurla köfte yapmak hiç işime gelmedi. Ayrıca, göce ile yaptığınız bu küçük köfteler, kesinlikle dağılmıyor, içinde ne yumurtası var ne başka birşey. Buğdayın, kendine has yapışkanlığı gerekli birleşmeyi sağlıyor. Küçük, şirin köfteleriniz oluyor.
            İçine eklediğimiz nohut ve tavuk, çorbaya ayrı bir lezzet verdiği gibi besin değerini de artırıyor. Özellikle, çocuklar için önereceğim bu çorbayı, iftar akşamları için de misafirlerinize hiç çekinmeden sunabilirsiniz. Denemeniz dileğiyle...

Tavuklu Topalak Çorbası İçin Malzemeler:

  • 1 küçük kase ince göce
  • 1/2 tavuk göğsü (haşlanmış)
  • 1 küçük kase nohut (haşlanmış)
  • 2-3 diş sarımsak
  • 2 kaşık domates salçası
  • 2 su bardağı tavuk suyu
  • 6 su bardağı ılık su
  • 1 yemek kaşığı iri bulgur
  • 1 kaşık kavrulmuş un
  • 1 kaşık tereyağ
  • pulbiber-karabiber



Yapılışı:
  1. Çorbamızı yapmaya, göceyi yoğurup şekil vermekle başlayabilirsiniz. Göceyi yoğurma kabına alıp, içine tuz, karabiber ve bir kaşık sıvıyağ ekliyoruz. Azar azar ılık su ilavesi ile göceyi yoğuruyoruz. Nohut büyüklüğünde parçalar koparıp, küçük parmağımız yardımıyla üzerini hafifçe bastırıyoruz. Yassı şekil veriyoruz böylece. 
  2. Bir taraftan, sıvıyağ ile salçayı kavuruyoruz. İçine kavrulmuş un, tavuk suyu ve 6-7 bardak su ekliyoruz. Kaynamaya başlayınca içine, iri bulgur, tavuk eti ve nohutu ekliyorum. (Benim nohutum biraz sert idi sizinki yumuşaksa en son da ekleyebilirsiniz.)
  3. En son bu hazırladığım göce yuvarlaklarını ekleyerek, kısık ateşte pişmeye aldım. (Ara sıra karıştırarak, çorbanın suyunu kontrol ediniz, gerekirse daha ekleyiniz)
  4. Çorbamız piştikten sonra, üzerine küçük parçalara doğranmış sarımsakları, tereyağının içinde şöyle bir kavurdum, ve en son pul biber katarak, bu tereyağlı karışımı çorbaya ekledim. Afiyet Olsun...

25 Temmuz 2013 Perşembe

Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı yada Taşlı Pilav ile Merhabalar...




  Merhabalar Sevgili Dostlar...
                     Öncelikle geç de olsa, bütün müslüman alemine, ramazan ayının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim bu ayda yaptığınız bütün ibadetlerinizi misliyle kabul etsin inşallah.
                    Artık üzerimden şu rehavet kalksın, tekrar döneyim istedim. Sağlığım epeyce düzeldi, mutfağa girip yemek yapabiliyorum mesela. Soğan, sarımsak ve fazla salça kullanmayarak idare ediyorum durumu.
                   19. haftaya giriyoruz hayırlısıyla. O kara günler inşallah geçmişte kaldı. Bebeğimin olacağına nihayet kanaat getirdim (bundaki kasıt, düşük tehlikesi ve sağlık sorunlarımdan dolayı her an kaybedeceğim endişesiydi). Kendimce ufak tefek eşyalar almaya, beşik vs. bakmaya başlıyorum. (Gerçi yatak, beşik bizim evde son ana kadar alınmaz. Beğenilir, bebek eve gelince beşik de öyle eve gelir. Bunun da bir hikayesi vardır aile geçmişimizde.)
                  Bu arada bebeğimizin cinsiyeti de belli oldu, oğlumuz olacakmış hayırlısıyla. Erkek bebeklerde genelde böyle sorunlar yaşanabiliyormuş. Sanırım bizde de durum böyle oldu.
                 Bu kadar haber havadis yeter. Sizleri, çok bilindik bu pilavla karşılayacağım. Kış günlerinden kalma, arşivden bir tarif bu. Ne yapalım yeni tariflerin gelmesine daha biraz var sanki... Ben bu pilavı komşumdan öğrendim. Bizim oralarda daha önce hiç yapmazdık. Benim kızlarım da et yemeyince, bakliyata ağırlık yermeye çalışıyorum beslenmelerini düzenlemek için. Bu pilav da bu çabaların bir sonucudur.
               Kalın Sağlıcakla...

Malzemeler:

  •  1,5 su bardağı iri bulgur
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 domates
  • 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
  • 1-1,5 su bardağı tavuksuyu
  • aldığı kadar ılık su
  • tuz

Yapılışı:
  1. Soğanı küp küp doğrayıp, biraz sıvıyağda kavuruyoruz. Domatesleri rendeleliyoruz, soğana ekliyoruz.
  2. Bulguru yıkayıp, suyunu süzdürüp, soğana ekliyoruz. 
  3. Mercimeği ve arkasından tavuk suyunu ekliyoruz.Üzerini hafifçe geçecek kadar kadar ılık su ilavesi yapıyor, kısık ateşe alıyoruz.
  4. Bulgur, suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Afiyet Olsun...

23 Mayıs 2013 Perşembe

Duaya İhtiyacım Var Dostlarım....



                   Merhabalar Sevgili Dostlar...
   Uzun bir aradan sonra, beni merak edenler var biliyorum. Yeni eve taşınmamla birlikte, sonrasında ağırca atlatılmış bir grip, sonra bilgisayarda problemler vs derken, bütün bunları unutturacak bambaşka bir  gündemle başbaşa kaldım.
   Ailemize yeni bir bireyin katılacağı haberini alınca ilk düşündüğüm şey bu kadar içtiğim ilaçlar oldu. Sonrasında diğer hamileliklerimde de yaşadığım o berbat bulantılı günleri en ağırından yaşadım ve yaşıyorum halen.
    Neyse, geçer diye bekliyorken bu kez, kahverengimsi lekeyle uyandım geçen gün. Karın ve bel ağrıları, doktorlar falan...
     Durumum bebeğimin düşme ihtimalinden, bulantılarımının ve ağrılarımın artacağı ve rahime birleşik bir minyon  haberinden derken liste uzadı gitti.
     Doktorum daha iyi araştırılır düşüncesiyle üniversite hastanesine gönderdi. Bakalım oradan ne sonuç çıkacak. Umarım haftalardır yaşadığım bütün bu zahmetlere değer ve netice güzel sonuçlanır. Dualarınızı bekliyorum. Kalın Sağlıcakla...

18 Nisan 2013 Perşembe

Bir Kahvaltı Sofrası Ve Çerkeş Loru


               Merhabalar Sevgili Dostlar...
Nihayet taşınma, yerleşme işleri yoluna girdi. Ardından bu yorgunluğun üzerine ağır bir grip atlattık. Halen hastalığın izlerini taşıdığımız halde, normal hayatımıza döndük çok şükür. İlk kahvaltımızı da yaptık yeni evimizde. Masada pek bir emek isteyen şeyler yer almadı malesef. Tombul Tarifler'in o zorlu tarifleri henüz evimizde yerini almadı. Bu boşluğu bir peynir çeşidi ile kapatalım istedim ben de.

              Çerkeş loru, kayınvalidemin köyden yaptırtıp getirdiği bir peynir türü. Kızartılarak da yeniyor, kaşar gibi rendelenerek yeniyor. Fazla bir kokusu yok. Yuvarlak ve çok sert olan bu peynir, bir gece önceden, suyun içinde alınıyor. Böylece hem fazla tuzundan kurtulmuş, hem de peyniri kesebilecek hale getirmiş oluyoruz. Yöresel olması açısından paylaşılmaya değer buldum. Türkiye, peynir çeşitleri bakımından oldukça zengin bir ülke. Birçoğundan haberimiz bile yok malum.

               Tarif falan yok bugün. Hatta bugünlerde de gelmeyebilir yeni tarifler. Benimkisi, bir seda vermekti sadece. Bilgisayardan uzak olduğum şu günlerde, bu durum bir süre daha devam edeceğe benzer. Ben masadakilerin resmini çekerken, küçük kızımın masada çıkan görüntüsünü de paylaşmadan edemedim. Zavallım, bütün blogger çocuklarının yaşadığı o tatsız anları yaşıyor.
              Hepinizi çok özlediğimi söyleyerek, şimdilik benden bu kadar diyorum. Kalın Sağlıcakla...