Şerbetli Tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şerbetli Tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2013 Pazar

Kalburabastı



                      Hayırlısıyla bir kurban bayramını daha geride bıraktık. Allah kurbanlarınızı kabul etsin inşallah. Bu sene bayram tatlısını kalburabastı tercih ettim. Böylece hem şerbetli hem kıyır ve leziz bir tatlıyla ağırladık misafirlerimizi. Yiyenler tarafından beğenilen bu tatlıyı, ben de öneririm. Taze tüketmek her zaman en iyi sonucu verecektir. Mutlu Pazarlar...


Malzemeler:

  • 250 gram tereyağ yada teremyağ
  • 2 yumurta
  • 2 yemek kaşığı sirke (elma kullandım)
  • 1,5 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • 4 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 6 su bardağı un
  • 1 -2 su bardağı şeker irice çekilmiş ceviz içi
Şerbeti için:
  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su
  • 1/4 limon suyu
    

Yapılışı:
  1. Tatlımızı yapmaya, şerbeti kaynatmakla başlarız. Şeker ve suyu tencerede ocağa alır, kaynayıncaya kadar bekletiriz. Kıvam alıp almadığına, kaşığı tencereye sokarak karar veririz. Son damla biraz geç damlıyorsa olmuş demektir, limon suyunu sıkar, bir dakika sonra altını kapatırız. Soğumaya alırız.
  2. Oda sıcaklığındaki tereyağına, kabartma tozu ve un haricindeki bütün malzemeler katılır. Karıştırılır.
  3. Un eklenirken kabartma tozu da ilave edilir. Bir taraftan yoğurulup, bir taraftan un eklenir. (Unu özellikle son bardağını azar azar eklemenizi öneririm, tereyağ yada margarinin un çekme durumu eşit olmayacaktır) Kulak memesi kıvamında hamur elde edilir. 15 dakika kadar dinlenmeye alınır.
  4. Hamuru fındıktan biraz büyük parçalara ayırırız. Elimizde yuvarlak açarız, rendenin üzerinde biraz daha açar, arasına ceviz içi koyarız. Resimdeki gibi tersine rulo yapıp, ağzını kapatırız.
  5. Bütün hamur bitene kadar bu işlemi tekrarlarız. Önceden ısılıtılmış 170 derecede kızarıncaya kadar pişiririz.
  6. Fırından çıkardığımız kalburastılar, bir iki dakika havalanır, henüz sıcakken, ılık şerbetimizi dökeriz. Ağzını kapatmayız ki soğumasın. Hem leziz hem gevrek olacak bu tatlı eminim hoşunuza gidecektir. Afiyet Olsun...



24 Mart 2013 Pazar

Bumbada Tatlısı



        O, öyle bir cemaat içinde zuhur etmişti ki, vahşet onların tabiatlarıyla bütünleşmiş ve içiçeydi: İçki içer, kumar oynar, açıktan açığa zina eder ve bunların hiçbirini de ayıp saymazlardı. Fuhuş adeta resmi hale gelmişti. Bu iş için hasusi evler vardı ve bu evlerin kapısında bayrak dalgalanırdı. Rezalet, insanı, insanlığından utandıracak seviyedeydi. Ve, yazmaktan hicap duyduğum daha neler neler... Ayrıca bu insanlar bir bardak suda kızıl kıyamet koparacak karakterdeydiler. Bunları birbirine ısındırmak, imtizac ettirmek, bir araya getirmek adeta imkansızdı. Akif'in ifadesiyle : "Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi!" Tefrika derdi ise bütün Arab Yarımadası'nı sarmış, onulmaz gibi görünen bir hastalıktı. Evet, aklınıza kötülük adına ne gelirse hepsi orada vardı. Ve bunların Hz. Muhammed Mustafa (sav)'yı dinlemeleri kat'iyen mümkün görülmüyordu. Ama O, onların o fena huy ve fena hasletlerini birer birer söktü aldı ve adeta Kafdağının arkasına attı. Sonra da onları, en ali ahlak ve en muhteşem meziyetlerle öyle bir donattı ki, en kısa zamanda bütün medeni dünyanın önüne geçti, hatta onun muallimliğini derpiş ettiler.
                                                                                               -  Sonsuz Nur-379.sayfa-
     Mutlu Pazarlar Sevgili Dostlarım...
      Peygamberimizin hayatını okuyorum. Daha önce de okuduğum bazı kitaplar oldu. Onlar da güzeldi. Fakat Fethullah Gülen'in Sonsuz Nur'u kadar beni etkilemedi, itiraf etmeliyim. Kesinlikle gözyaşlarınızı tutamayacağınız derecede, başka birçok yerde karşılaşmayacağınız ayrıntılarla ve müthiş bir peygamber sevgisiyle yazılmış güzel bir eser. Tavsiye ederim.

     
       İkinci tavsiyem ise Bumbada Tatlısı.Bu tatlıyı uzun zamandır yapmayı düşünüyordum. Aslına bakarsanız, bu kadar uzun düşünerek yazık etmişim. Ev halkı tarafından, hatta eve gelen misafirlerimiz tarafından da çok beğenilen bir tatlı oldu. Tarifi ben, Birsence 'den uyarladım. Tam olarak onun ölçüleri olmasada onunkine yakın oldu. Ayrıca ben üzerine çikolata sosa gerek duymadım. Şerbet ve kakao tadı, tatlıyı gereken forma sokmuştu. Misafirlerinize güvenle deneyebileceğiniz, hoş bir ikram olur. Kalın Sağlıcakla...

Bumbada Tatlısı
Malzemeler:

  • 1 paket oda sıcaklığında margarin (yada 250 gram tereyağ)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 2 yumurta
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • 1 paket kabartma tozu
  • 6 çay bardağı un (altıncısını yoğurduktan sonra gerekirse ekleyin)
İç Harcı İçin:
  • 1 su bardağından iki parmak eksik hindistan cevizi
  • 2 yumurta akı
  • 2 kaşık süt
  • 2 kaşık pudra şekeri
Şerbeti İçin:
  • 3 su bardağı su
  • 3 su bardağı şeker
Yapılışı:
  1. Hamur malzemelerinin hepsini bir derince kaseye alıp, yoğuruyoruz. 
  2. İç harcı için gerekli malzemeleri bir kaseye alıp hafifçe yoğuruyoruz.
  3. Şerbetini ocağa alıp, kaynamaya bırakıyoruz.
  4. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp içli köfte yapar gibi şekil veriyoruz.
  5. İçine hazırladığımız iç harcından, bir küçük top yapıp koyuyoruz. Ağzını kapatıyoruz. Yuvarlak kurabiye şekli veriyoruz.
  6. Tepsiye diziyor, önceden ısıtılmış fırında 165 derecede pişiriyoruz. 
  7. Şerbet kıvamına gelince ılımaya alıyoruz. (Şerbet ne çok koyu, ne çok sulu olacak, hafif koyu bir şerbet istiyoruz)
  8. Fırından çıkardığımız kurabiyeleri başka bir tabağa alıp, sıcakken, şerbet ise ılıkken döküyoruz. (Kurabiyeler sıcak, şerbet oda sıcaklığında ılımış olacak) Afiyet Olsun...
Not: Kurabiye hamurunu yoğururken, son bardağı gerekirse diye eklememdeki kasıt, bardaktan bardağa değişiklik gösteriyor olmasıdır. Her zaman un oranlarını belirlerken, sizlerin son ölçüleri yoğurduktan sonra eklemenizi öneririm.

3 Mart 2013 Pazar

Çiçek Tatlısı Eşliğinde, İç Hesaplaşmalarım...

                        

            Bir gün Hz. Ömer, peygamberimizin odasına girmiş. Peygamberimiz uyuyormuş, Ömer gelince uyanmış. Yattığı yer hasırmış, ve hasırın, o mübareğin yüzüne izi çıkmış. Bunu gören Ömer'in gözleri yaşla dolmuş. Ve "_ Kisre ve Kayser saraylarında bazıları debdebe ile yaşasınlar, iki cihan serveri kuru bir hasırın üzerinde yatsın, bu nasıl iştir? " demiş.
            Peygamberimiz, hafifçe gülümseyerek "_ Dünya onların olsun ya Ömer, cennet bizim olsun istemez misin? " buyurmuş.
           Ne zaman peygamberimizin yattığı yerin resmini koysalar (bilmiyorum gerçek midir) içim cız eder, elimde bulundurduğum imkanlardan utanır olurum. Bu dünyanın onun yüzü suyu hürmetine kurulduğunu bildiğim, Rabbimden her istediği misli ile verileceğini bildiğim, onun mütevazilik ve dünyalık şeylere karşılık ahireti istediğini bildiğim halde, yine beni şaşırtan ve aklımın idrak bile edemediği  bu hikaye karşısında hep gözlerim yaşarır Ömer gibi...
           Güzel sofralar kurmayı, değişik tatlar denemeyi, güzel eşyalar alıp, güzel kıyafetler giyinmeyi düşünüyorum da... Bunların hesabını, bunların sorumluluğunu nerde vereceğim Rabbim. Hele de böyle bir peygamberim varken, bana böyle bir yol göstermişken.
            Hiçbirşey ve hiçbir bahane, o mübareğin yüzündeki hasır izinin, beni etkilediği kadar etkilemiyor. Bu dünya üzerinde, açlıktan ölen insanlar var, bu dünyada, ikinci el kıyafet almayı bile lüks sayan insanlar var ve bizim hayran olduğumuz, kurban olacağımız, örnek aldığımız Muhammed Mustafa var...
            Şimdi bazılarınız diyecekler ki "_Peki neden sen o kadar yiyecekle meşgul olup, zengin sofralar kuruyorsun, bunlar da bir yerde mütevazilikten, peygamberimizin izinden gitmekten uzak değil mi?"
_Evet yüzbin kere evet. Sık sık düşünüyorum, peygamberimizin ve ailesinin üst üste karnını doyurarak yemek yediği zamanlar olmuyormuş. Bırakırsam bu işi sırf bunun yüzünden bırakacağım arkadaşlar... Tabi bırakmakla da kalmaması gerekiyor. Burda resimlemeyi bıraksam bile, sonuçta evimde de aynı mütevaziliği yaşatabilecek miyim?
           Şimdilik tek elimden gelen şey, evimde mümkün olduğunca israf etmemeye çalışmak. Bir parça ekmekten, birkaç pirinç tanesinden dolayı sorumluluk duymak ve çöpe gitmemesini sağlamak. Rabbim bizi korktuğumuz şeylerden korusun. Amin...
     Gelelim çiçek tatlısına... Sizlere, buruk bir hüzünle birlikte, vermek istedim bu tatlıyı. Çiçek tatlısı çok nefis bir tatlı. Sırf böyle olduğu için, içimizde, yiyemeyen insanlar adına bir burukluk hissetmek gerektiğine inanıyorum. Şöyle yapın böyle yapından ziyade, bu güzel nimetleri yerken, yiyemeyenleri ve peygamberimizi düşünüp yememizi sizden istiyorum naçizane...  
    Halihazırda bekleyen, mevsim sebzeleriyle yapılmış başka tarifler varken, istek üzerine çiçek tatlısını paylaşmak zorunda kaldım.
    Bu tatlıyı iki kez yaptım. İlkinde ev halkına, ikincisinde ise, ablamın gününde misafirlerine yaptık. Orada yiyenler tarafından çok beğenilince, "_Bloğa koy, biz ordan tarifi alırız." dediler ve böylece ben de tarifi fazla geciktirmeden yayınlamak istedim.
     Bu tarifi yeşil kivi den aldım. İyiki de almışım, gerçekten nefis birşey oldu. Baklava tadında, ama hamur değil, hem de baklavaya yada diğer şerbetli tatlılara göre ne bir ağırlığı var, nede yapılışında bir zorluğu.
 Kesinlikle sizi misafirleriniz önünde mahçup etmeyecek bir tatlı olacaktır. Denemeniz dileğiyle...


Tatlı İçin Malzemeler:

  • 250 gram oda sıcaklığında margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yumurta
  • 1,5 yemek kaşığı yoğurt
  • 1,5 tatlı kaşığı elma sirkesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 4 su bardağı + 2 kaşık un
Şerbeti İçin:
  • 5 su bardağı şeker
  • 5 su bardağı su
  • 5-6 damla limon suyu
  • 1 su bardağı irice çekilmiş ceviz
Üzeri için ve arasını yapıştırmak için 
  •  1 adet yumurta (sarısını üzerine süreceğiz- beyazıyla iki hamuru birleştireceğiz)
Yapılışı:
  1. Şerbeti hazırlamakla işe başlıyoruz. Şeker ve suyu katıp, bir taşım kaynattıktan sonra, limon damlatıyoruz ve bir iki fokurdatıp indiriyoruz.
  2. Hamuru için un hariç, bütün malzemeleri bir kapta birleştiriyoruz. Azar azar unu ilave edip, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediyoruz.
  3. Bu hamuru resimdeki gibi iki parçaya ayırıyoruz. Çiçek kalıbımızla, (yada yıldızlı kapli siz nasıl isterseniz) hamuru kesiyoruz. Kestiğimiz parçaların içine bir de küçük bir kapak yardımıyla tam ortasından bir yuvarlak daha kesiyoruz. (Marmelatlı kurabiyede olduğu gibi)
  4. Bir bütün bir de ortasından yuvarlak delik açılmış ikinci parçayı, yumurta akı yardımıyla yapıştırıyoruz.
  5. Şeklini verdiğimiz çiçeği tepsiye yerleştiriyoruz. (yağlamaya gerek yok zaten içinde yağ var)
  6. Üzerine yumurta sarısı sürüyoruz, en son ceviz ile ortasını dolduruyoruz ve 200 dereceli fırında kızarana kadar pişiriyoruz. 
  7. Tepsideki çiçekleri başka bir kaba alarak (şerbetleyeceğimiz tepsiye) üzerine ılık şerbet döküyoruz. Hem hamurlar hem de şerbet ılık olmalı. Hamurlar ılık olmalı çünkü içinde margarin olduğu için donmadan şerbetini alması gerekiyor. Afiyet Olsun...

1 Aralık 2012 Cumartesi

Ayva Tatlısı



            Mutlu Pazarlar Sevgili Dostlar. Kış sebzeleri, kış meyveleri kullanmanın zamanı geldi. Hava durumuna göre, kış kapıda. Bana kışı hatırlatan meyvelerin başında gelir ayva. Tatlısını yapmak o kadar kolay ki. Hem de kısa zamanda hazır oluyor. 
            Ayva tatlısını yada reçelini, neden kırmızı yapmak isterler bir türlü anlayamam doğrusu. Çekirdeklerinin, tatlının rengini biraz olsun koyulaştırma özelliği olsa da, kıpkırmızı ayva tatlısı bence ayvanın kendi doğal rengine aykırı bir durum. Ben böyle sarı hallerini daha çok seviyorum şahsen.
            Tabiri caizse, ayva tatlısı, tam da lokum kıvamında oluyor. Yumuşak, ve son derece leziz. Hele de pişmiş ayvanın, kendine has aroması gerçekten güzel...
            
Malzemeler:

  • 4 adet ayva (sekiz porsiyon için)
  • 5 çay bardağı şeker (siz bir bardak eksik de tercih edebilirsiniz)
  • 2 çay bardağı su
  • isteğe göre karanfil, kabuk tarçın gibi şeyler de kullanabilirsiniz (ben kullanmadım)
  • üzeri için kaymak (mutlaka öneririm)
Not: Çay bardağı ölçüm, küçük boy cam çay bardağıdır.








Yapılışı:
  1. Ayvaları soy, yarım limonu her yerlerine sürerek kararmalarını önle.
  2. Ayvaların, ortalarını genişlet, (ben sadece ortalarını çıkarmayı tercih ettim) tabanından biraz kes tencereye düzgün otursun. Ortaları üstte kalacak şekilde ayvaları geniş tabanlı bir tencereye yerleştir.
  3. Üzerini örterekten toz şekeri dök. Ayva çekirdeklerini de atmayıp üzerine serpiştir. 
  4. 15 dakika kadar beklet ve ocağa al. Yüksek ateşte şekerler biraz erimeye başlayınca, üzerine suyu ekle, kısık ateşte yavaş yavaş pişsinler. Küçük bir çatal ile pişip pişmediğine karar ver. 
  5. Ocaktan indirince, biraz soğusun, üzerine kaymak koyarak servis yap. Afiyet Olsun...
Not: Ayva tatlısını eğer daha kırmızı olsun istersen, suyunu koyduktan, kısa süre sonra kırmızı gıda boyasından çay kaşığının ucu ile çok az miktarda toz boya kullanmak yeterli gelecektir.

9 Kasım 2012 Cuma

Kestaneli Toplar + Üşengeçlik = Mutlu Son :)


          Bu aralar pek bir üşengecim. Havalar değişti Ankara'da. Soğuk kendini göstermeye başladı, doğalgaz yanmaya başladı. Grip, nezle kapıdadır tabi doğal olarak. Fakat beni en mutsuz eden şey, sabahları kalktığımda karanlık, puslu havayla güne başlamam. Güneşin pırıl pırıl ışıkları sizi çook özleyeceğim anlaşılan...
          Böyle puslu havalarda, ne birşey yapasım var ne de kızların istediği tatlıları. Evde, kaç gündür bekleyen kestaneleri çizip de kavurmak yerine,  düdüklüye koyup, haşlıyorum. Kızım burun kıvırıyor, "_Ben kestane yemem." diyor. Tutturmuş tatlı istiyor.  Ben de "_Sen misin tatlı isteyen?" deyip kestaneleri robota atıveriyorum. Sonra  kızların eline kestaneli harcı veriyorum ve  yuvarlatıyorum. Çikolataya batır. Bu kadar... Bitti gitti...
           Hem benim ufaklıkların tatlı krizi geçiyor, hem de ben, bugünkü tembelliğimden ödün vermeden, kendimi minumum yorarak, tatlı yapmış oluyorum. (İyi fikir tuttum bunu, ben bundan sonra meşakkatli yemeklerden uzak durayım, bak böyle de güzel oluyor nasılsa...)
            Kestane toplarına gelince ; dışına bakıyorsun çikolata, içini yiyorsun, bildiğin kestane...  Bu gün de böyle geçsin. Hadi kalın sağlıcakla...


Tarif buradan alınmıştır.
 Ben bu tarifi Sevgili arkadaşım Gelibolu 17 ye gönderiyorum. Etkinliğin kolay gelsin arkadaşım. 

Malzemeler:


  • 4 su bardağı haşlanmış, soyulmuş kestane (ezilmemiş halde) 
  • 200 ml krema
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 2 adet vanilin
  • 180 gram bitter çikolata
  • üzeri için hindistancevizi, fındık yada antepfıstığı gibi süsler

Yapılışı:
  1. Haşlayıp soyduğumuz kestaneleri robota atıyoruz. Üzerine pudra şekeri, vanilin ve 5 yemek kaşığı krema katıp iyice robotta çekiyoruz.
  2. Biraz da elimizle yoğurup, yuvarlak küçük toplar yapıyoruz.
  3. Bir tencerede benmari usulü erittiğimiz çikolatayı açmak için arada birer kaşık krema ilave ederek, çikolatanın istediğimiz akışkanlıkta olmasını sağlıyoruz. 
  4. Sonra bu kestane toplarını çikolataya atıp, tepsiye diziyoruz. Dolaba kaldırıyoruz.
  5. İsterseniz hemen sıcakken isterseniz benim gibi daha sonra üzerine fındık kırığı yada başka birşey ekleyerek servis yapıyoruz. Afiyet Olsun...

5 Ekim 2012 Cuma

Cevizli Tatlı


              Cevizin içine girdiği herşey güzel geliyor bana. Hele de böyle şerbetli tatlılar ile birleşirse...
              Bu tarif için fazla uzun bir malzeme listesi yapmanıza gerek yok. Yapımı için ise, hamurlar açıp, incecik yufkalara hiç gerek yok. Kurabiye yapması kadar kolay, fakat yine bir o kadar da garanti.
              Kesinlikle evde reçetesi bulunması gereken bir tarif. Fazla söylemiyeyim de siz deneyin...

Malzemeler:
  • 2 su bardağından 1 parmak eksik sıvıyağ
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı irice çekilmiş ceviz içi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
  • 19 kaşık un
Şerbeti İçin:
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1/2 limon suyu

Yapılışı:
  1. Tatlımıza şerbetimizi yapmakla başlıyoruz. Su ve şekeri bir taşım kaynatıp, içine limon suyunu sıkıyoruz. Az daha kaynattıktan sonra ılımaya bırakıyoruz.
  2. Sıvıyağ, su, vanilin, kabartma tozu, ceviz ve un bir kasede karıştırılır.
  3. Fazla sert olmayan bir hamur yoğurulur.
  4. Tepsiye köfte şeklinde şekil verilerek dizilir.
  5. 180 derecedeki fırında altı hafif kızarıncaya kadar pişirilir.
  6. Pişen hamurları bir tepsiye alıp ılıyan şerbeti üzerine dökeriz.
  7. İsteğe göre hindistancevizi ile süsleyip servis yaparız.
Not: Hamurlar sıcak, şerbet çok az ılık olacak.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Safranlı Armut Tatlısı



          
   Armutu seviyorum,bazen marmelat , bazen salata , bazen tatlı, bazen tart yada bazen böyle sadesini yapmayı... Armut yerken aklıma hep,  "Melekler Şehri" filmindeki o sahne geliyor. Hani Meg Ryan'ın , meleğe armutun tadının nasıl birşey olduğunu anlattığı sahne...Rabbim her meyveye nasıl ayrı renk, ayrı koku ayrı tat vermiş. Sadece bu bile tefekkür sebebi olabiliyor bende.
   Armutu safrana eklemek uzun zamandır aklımdaydı. Zerdeçaldan sonra, armuta o bal rengini verecek şey olarak, safranı kullanmayı düşündüm. Şöyle bir baktığımda ise bunu ilk kez benim düşünmediğimi benden önce de pek çok kişinin bunu yaptığını gördüm. Tüh yine kaçırdım yine birileri benden önce davranmış :)

 Malzemeler:
  • 5 adet irice armut
  • 1 su bardağı + 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı safran
  • 1 kabuk tarçın
  • 1 limonun kabuğu (portakal da olabilir)
  • üzeri için nane yaprağı


Yapılışı:
  1. Armutlar soyulup, sapları çıkartılır. Üzerine 2 kaşık şeker serperiz ve böylece 1-2 saat dinlendiririz.
  2.  Safranı bir bardağı koyup üzerine ılık su koyarız. Böylece bekler.
  3. Armutları derince bir tencereye yatırarak koyarız. Üzerine 1 su bardağı şekeri dökeriz. Kabuk tarçını ve limon kabuğu rendesini de ekleriz.
  4. Safranı süzgeçten süzüp tenceremize suyunu da ekleriz. Üzerinden hafifçe armutlar görünecek kadar su koyup, küçük ocakta pişmeye bırakırız. Arada bir armutları ters yüz ederiz. Üzerine gelen köpüğü alırız.
  5. Armutlar yumuşayınca, şerbet de biraz koyulaşmış oluyor. Armutları servis kasesine alıp, üzerine nane yaprakları ile süsleriz. Servis yaparken özellikle bu şerbetini de üzerine dökeriz. Afiyet Olsun...

12 Temmuz 2012 Perşembe

Portakallı Lor Tatlısı

                   Merhabalar Sevgili Dostlar. Sizlere müthiş bir tatlı tarifi ile geldim. İnanın bu kadar güzel olacağı aklıma bile gelmezdi. Hani ben evde lor yapmıştım ya. İşte o lora tuz katmamıştım tatlı yapacağım diye. Bu müthiş tatlı ortaya çıktı böylece.
                  Lor tatlısı yapmak istiyorsanız, önce kendiniz lor yapın derim, buradan benim yaptığım şekilde yapabilirsiniz. Eğer marketten aldığınız tuzsuz lorla yapacaksanız (ki hiç tavsiye etmem çünkü onu da denedim direkt çöpe gitti malesef) hem yağlı, hemde emin olmasınız.
                  Tarif biraz buradan , biraz da Anne Kedi 'den  aldım. Fakat portakal eklemem kendi tercihim, portakal şerbeti yine kendi tercihim. Siz isterseniz portakal eklemeyebilirsiniz tabi. Ama portakal eklenince nasıl güzel oluyor anlatamam.    

Malzemeler:
  • 2 yumurta
  • 1 kabartma tozu
  • 1 vanilin
  • 2 kaşık un (tepeleme)
  • 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
  • 1 kaşık pirinç unu
  • 1/2 kg lor peyniri
Şerbeti İçin:
  • 2 su bardağı şeker
  • 2 su bardağı su
  • 1 tane portakalın suyu
Üzeri için : Hindistan cevizi, portakal kabuğu

Yapılışı:
  1. Öncelikle şerbeti hazırlıyoruz. Şeker ve suyu koyup, koyulaşana kadar kaynatıyoruz, damla testini yaparak şerbete karar verince, içine bir portakalın suyunu sıkıyoruz. 1 dakika daha kaynatıp alıyoruz. Ilımaya bırakıyoruz.
  2. Loru robotta iyice çekip, içine diğer malzemeleri ekliyoruz. İyice yoğuruyoruz. Sıkma aparatına alıp, yağlı kağıt serili tepsimize, küçük toplar halinde sıkıyoruz.
  3. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında hafif kızarıncaya kadar pişiriyoruz.
  4. Lorlar ve şerbet ılıkken (ikisinin de ılık olması gerekiyor) döküyoruz. Bir gece bekletiyoruz ki tadı yerini bulsun. Portakal kabukları ve hindistan cevizi ile süslüyoruz. Afiyet Olsun...

12 Haziran 2012 Salı

Portakallı Revani


       Geçenlerde arkadaşımın günü için, bahçelerine gittik. Orada çoluk çocuk 33 kişi olduk. Arkadaşım,bizleri çok güzel ağırladı. "Çay bahçesi, kendin pişir kendin ye"  tarzı bir yer olduğu için, hem çocuklar eğlendiler. Hem de bizler yorulmadan bu kadar kişiyle baş edebildik. O gün için yapmıştım revaniyi. Baktım revani tarifim yok, ekleyeyim dedim. Portakallı olanı çok severim ben. Kaldı mı derseniz, en küçük kırıntısından bile eser yoktu. Denemeniz dileğiyle...


Portakallı Revani için Malzemeler:
Şerbeti İçin:
  • 4 su bardağı su
  • 3 su bardağı şeker
  • 1 portakal suyu
Keki İçin:
  • 4 yumurta
  • 2 su bardağı sıvıyağ
  • 2 su bardağı süt
  • 1/2 su bardağı irmik
  • 2 su bardağından biraz fazla un
  • 2 kabartma tozu
  • 1 portakalın kabuğu
  • 1 şekerli vanilin
Yapılışı:
  1. Bütün şerbetli tatlılarda yaptığımız gibi önce şerbeti ocağa koymakla işe başlıyoruz. Su ve şekeri bir tencerede karıştırıp, ocağa alıyoruz. Damla testini yaptıktan sonra ise, portakal suyunu ekleyip 1 -2 dakika daha kaynatıp altını kapatıyoruz. Ilımaya bırakıyoruz.
  2. Fırını 180 dereceye ayarlalıyoruz.
  3. Keke gelince, yumurtaları 3 dakika çırpıp, sıvıları ekliyoruz(süt, sıvıyağ) sonra irmiği ve 1 bardak unu ekliyoruz. Karıştırıp, kabartma tozu, vanilin, portakal kabuğu ekleyip unun geri kalanını ekliyoruz. Katı yağla yağlanmış fırın tepsisine her yeri eşit olacak şekilde döküyoruz.
  4. Kek kürdan testi ile piştiği onaylandıktan sonra, ılıması için fırından çıkartıyoruz. Kek biraz ılınınca, şerbetini azar azar her yerine değecek şekilde döküyoruz. (Hem şerbet, hem de kek ılıkken dökmelisiniz). İsteğe göre üzeri hindistan cevizle süslenebilir. Afiyet Olsun...

25 Kasım 2011 Cuma

Kıbrıs Tatlısı

                           Uzun zamandır yapmak isteyip de bir türlü fırsat bulamadığım tariflerin en başında yer alıyordu. Artık buna bir son verdim.Hem şerbetli, hem sütlü, hem tatlı ve hem de kalorili. İçinde ceviz, hindistan cevizi,şerbet ve süt var. Bence en iyisi siz bunu çocuklarınıza yedirin. Yedirin ki (benim gibi) evde enerjilerini atacak kanepe ve masa bırakmasınlar. Tam anlamıyla tombul bir tarif yani :) Neden böyle güzel şeyler çok kalorili oluyor yaaa.

Malzemeler:
Keki İçin;4 yumurta,1,5 su bardağı sıvıyağ,1 bardak şeker,1 bardak galeta unu, 1 bardak ceviz, 1 bardak hindistan cevizi,1,5 kabartma tozu.
Kreması; 4 su bardağı süt, 1 su bardağı şeker,1 su bardağından iki parmak eksik nişasta, 1 kaşık pinirç unu, 1 tane beyaz kremşanti, vanilya.
Şerbeti: 3 su bardağı su, 2 su bardağı şeker.

Yapılışı:

  1. Keki için yumurtaları kırıp şekerle çırpıyoruz. İçine kabartma tozu haricinde bütün malzemeleri katıp karıştıryoruz. En son kabartma tozunu katıp yağlanmış tepsiye döküyoruz. Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında pişiriyoruz.
  2. Bu arada şerbeti ocağa koyup kıvam alana kadar pişiriyoruz.
  3. Kekimiz fırından çıkınca, ılınmasını bekliyoruz. Ilınınca üzerine hazırladığımız ılık şerbeti döküyoruz.
  4. Kek soğurken,muhallebimizi hazırlamaya başlıyoruz. Sütü bir tencereye alıp nişastayı ve pirinç ununu, bir tabakta özeliyerek tencereye ekliyoruz. Şekerini ekliyoruz. Kıvam alıncaya kadar pişiriyoruz. İndirince vanilini ve krem şantiyi ekliyor ve mikserde hızla çırpıyoruz.Hazırladığımız kekin üzerine seriyoruz.
  5. En üstüne ise hindistan cevizle süslüyoruz.