12 Aralık 2011 Pazartesi

Rulo Pasta


                            Cumartesi akşamı beni yeni tarifler deneme isteği tuttu. İki tarif denedim; biri güzel oldu. Bu güzel oldu dediğim rulo pasta. Daha öncede yapmıştım rulo pasta. Bu kez Oktay Usta'nın tarifini denedim.Ölçüler güzel tuttu. Pazar günü misafirlerim geldi. Tesadüf oldu, onlara da nasip oldu. Yiyenlerden tam not aldı. Denemeniz dileğiyle. Sevgiler.
                            Malzemeler:4 yumurta,1 çay bardağı toz şeker,5 çorba kaşığı un,1 vanilin,1 kabartma tozu,1 çorba kaşığı kakao,1/2 çay bardağından az su.
                               Kreması: 2 su bardağı süt,1 çay bardağı toz şeker,1 yumurta sarısı,2 çorba kaşığı un,vanilin.
                              Keki ıslamak için; 3 çorba kaşığı erik marmelatı.
                              Süslemek için Damla çikolata
                              Üzeri için 1 su bardağı soğuk süt, 1 tane sade kremşanti.
                              İçi icin 2 tane muz.

 Yapılışı:

  1. Kremşantiyi soğuk sütle çırpıp dolaba kaldır.
  2. Kek malzemelerini bir kasede çırp. Fırın tepsisine yağlı kağıt ser ve kek hamurunu dök. 200 derecede pişir.
  3. Hamuru tepsiden almadan önce alt tarafını hafifçe ellerinle ıslat(böylece çıkması daha kolay olacaktır.)Kekin üzerine erik marmelatını sür.
  4. Süt, şeker ve unu katarak ocakta puding kıvamında pişir ve ocaktan alınca vanilin ekle. Biraz ılınınca içine 1 tane yumurta sarısı ekle.Pandisyanyanın üzerine sür.
  5. Uç tarafına muzları soyup bütün koy ve kağıdı yardımıyla sıkıca rulo yap.Sardıkça yağlı kağıdı da bir taraftan çek. Kağıt yardımıyla rulo yapmak gerekiyor.
  6. Son olarak üzerine önceden hazırladığınız kremşantiyi sür ve çikolata parçacıkları ve muzla isteğine göre süsle.Afiyet Olsun...

10 Aralık 2011 Cumartesi

Buharda Brokoli Salatası



                                 Geçen pazar günü pazara gitmiştim. Oraya gidince ben kendimi kaybediyorum. Onu da alayım, bunu da alayım. Bazı pazarlar vardır. Köylülerin kendi kurdukları, o çevrenin bol yeşillikleri taze taze dolu olan, bol, bereketli olan pazarlar... Çok severim ben onları. Marketten almak (her ne kadar kendimiz tek tek seçsek de) pazarın tadını hiç mi hiç vermiyor bana.
                                   Brokolilerin olduğu tezgaha gittim. Az biraz brokoli almak istedim( çoğu zarar ya). Satıcı çocuk ;  "Kalmadı abla, şu paraya veririm abla " dedi. Allem etti kellem etti, bana bir poşet brokoliyi doldurdu. Ara sıra salataya kattım falan ama baktım bitecek gibi değil."Salataya katmakla değil, salatasını yapmakla anca biter bu" dedim kendime.
            Akşam vakti yıkadım ağzı geniş bir tencereye su koydum. Üzerine de süzgeci yerleştirdim. İçine benim brokolileri koydum. Ağzına da bir kapak. Sonra düşündüm neden içinde patates ve havuç olmasın ki.Zaten bunlar ayrılmaz üçlü değiller mi? (Yok değiller, onlar bezelye, patates ve havuç üçlüsüydü).Hepsini buharda pişirdim. Pişerken de üzerlerine tuz, nane ve kekik serptim. Salata tabağına aldım. Üzerlerine sarımsaklı yoğurt yakışır dedim. Sosuna iki kaşık da mayonez ekledim.  Son olarak nar ekşisi ve zeytinyağı ile bitirdim.
                       Bayılmadılar tabi tadına. Bizim evin birşey sevmez insanları. Ama mecburlar, bu brokoliler bi- te- cek. Bana gelince ben sevdim. Çok sağlıklı bir salata oldu. Hatta çok da güzel. Sonuç kızlar havucunu yedi, ben ise geri kalanını.Eşimin böyle sebzelerle arası olmadığı için gerisi malum...
                     Aklıma yıllar önce yaptığım buharda sebze ve tavuk karışımı geldi. Buhara sebzeleri koyarken içine tavuk parçalarını da koyuyorsun, tabi tuzlayarak. Birlikte pişiyorlar. Önce hangisi pişerse onu tabağa alıyor diğerlerini de pişiriyorsun. Sebzelerle birlikte tavuk etlerini didikleyip yiyiyorsun. Yani rejim yaparken yapmıştım.Böylesi de tavsiye olunur.
                        Bence haşlamaya güzel bir alternatif olmalı buharda pişirmek. Daha kuru, daha leziz. Artık gerisi size kalmış. Sevgiler...

9 Aralık 2011 Cuma

Kilis Tava (Tepsi Kebabı)



                          Hayat Cafe Tarifleri bloğunda gördüğümden beri denemek istiyordum.Meliha'nın tarifinin hemen hemen aynısını yaptım. Yapımı kolay geldi bana.Lezzetinin de öyle olduğunu düşündüm. Yani Antep yöresinde misafirliğe gittiniz mi mutlaka yapılan bir yemekse ...Ah ne güzel yemekleri var. Kebapları var. Keşke Antepli bir komşum falan olsaydı.
                            Yalnız abartmıyorum gerçekten çok enfes bir lezzet. Daha önce yaptığım kebaplara benzemiyor.Misafirleriniz geldiğinde, bir akşam yemeğinde çok iyi gidecektir. Hem yapımı zahmetsiz hem lezzeti garanti.
                         

Malzemeler: 1kg orta yağlı kıyma,2 kırmızı biber,3 tane yeşil biber, 1 orta boy soğan, 1/2 kaşık domates salçası,1/2 kaşık biber salçası, 1/2 demet maydanoz,1 tane domates,1/2 çay kaşığı karabiber,1/2 çay kaşığı pul biber,1/2 çay kaşığı kimyon,1/2 çay kaşığı kişniş.

Yapılışı:

  1. Soğanı, 1 adet yeşil biberi, 2 adet kırmızı biberi,soğanı robota atıp ince kıydım.Suyunu süzdüm, bir bardağa aldım.
  2. İki kere çekilmiş orta yağlı kıymaya robotta çekdiğim sebzeleri karıştırdım.Tuzunu, baharatlarını ekleyip başladım yoğurmaya.
  3. En son içine ince kıyılmış maydanozları ekledim, biraz daha yoğurup yağlanmış alüminyum tepsiye elimle bastırdım.
  4. 180 derece fırında kızarıncaya kadar pişirdim. Ben iki küçük tepsi kullanmıştım bunun için. Siz eğer varsa bir orta boy tepside yaparsanız daha iyi olur.Afiyet Olsun...

8 Aralık 2011 Perşembe

Sultan Lokumu (Krem Şantili)




                            Merhabalar sevgili dostlar.Nasılsınız bugün bakalım. Ankara yine kapalı, hatta yağmurlu.Hava durumu raporu verirmiş gibi oldum ama kapalı havalar beni, açık güneşli havalardan daha fazla etkiliyor sanırım. Sıkıntı kasvet falan işte. Neyse böyle şeylerden konuşmıyacağım bugün.Krem şantili sultan lokumundan bahsedeceğim. Kızımın tabiriyle Kartopu'ndan.
                            Efendim dün itibarıyla canım sütlü tatlı çekti. Kendi kafamda tasarladığım bir şey yapacaktım Biraz meyveli, biraz etimekli. Derken önce herşey yolunda idi.Muhallebimi yaptım, ocaktan aldım, 1-2 dakika sonra içine kremşanti katacaktım.Kattım da ama nasıl kremşanti, hani şu Doktor Oetker marka olan ve kaymak tadında olan var ya ondan işte. Bu krem şanti nasıl karışmış benimkilerin arasına? Onu da kısa bir özet geçeyim. Eşime listeyi verdim alışveriş yapması için,beyaz kremşanti dedim. O aldı geldi bunlardan,4 tane. Değiştir dedim değiştirmez. Bende bunu bir şekilde değerlendirmeliyim.Kurabiye falan...
                            Derken nerde kalmıştık. indirdim muhallebiyi ocaktan, 1-2 dakika ılındı,içine bu kremşantiden boşaltım. Bir iki karıştırdım baktım ki kaskatı oldu. Koyu kıvamlı bir şey oldu. Puding desem puding olmıyacak bunlardan. Bir ara atayım dedim. Kıyamadım nitekim içinde 1 kg süt var. Dolaba kaldırdım. Bir kaç saat sonra baktım daha katılaşmış. Ben de sultan lokumu yapayım dedim. İyi ki de yapmışım gerçekten güzel bir tarif çıkmış oldu ortaya. Bakmayın benim tarif buldum gibi dememe. Ne hattime! Sadece kremşantilisini bulmuş kadar oldum.
                              Biliyorsunuz her izleyicisine düşkün bloggerlar gibi bende beğenmediğim tariflerimi koymuyorum. Yani aslı da öyle olmalı bence. Fakat bu konulmayacak gibi bir şey olmadı inanın. Bir atışta kapıştı bizimkiler. En çok da hindistan cevizi yerine fındık kırıklarıyla yaptıklarımı beğendiler. Bilgilerinize...



Malzemeler: 1kg süt,1 su bardağı +2 yemek kaşığı şeker,1 su bardağı dolusu un,1 paket kaymak tadında kremşanti.
                  Süslemek için; 2 su bardağı hindistan cevizi yada fındık kırığı.

Yapılışı:

  1. Sütü derince bir tencereye alıyoruz. İçine şekeri katıp tadını kontrol ediyoruz. (Eğer daha tatlı seviyorsanız biraz daha eklemelisiniz)
  2. Ununu ekleyip güzelce birbirine karışana kadar çırpıyoruz.Ocağa alıp koyu kıvamlı bir muhallebi olana kadar pişiriyoruz.
  3. Ocaktan alıp bir iki dakika kadar karıştırarak soğutuyoruz.İçine bir paket Kaymak Tadında Kremşanti katıyoruz.İyice karıştıyoruz. Ilınınca dolaba alıp birkaç saat bekletiyoruz.
  4. Yeterince katılaşınca elimizle ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlak şekil veriyoruz.(Şekil verme kısmı en zor olan kısmı. Fakat ben daha öncede yapmıştım diğer tariflerinden Diğer hamurlarda da zor olan kısım bu yani. Bu tatlının en zor kısmı)
  5. Kolay şekil vermek için; kopardığımız parçaları,içine hindistancevizi koyduğumuz tabağa atıp orda şekil verirsek, işimiz daha kolay olur. Afiyet Olsun

 Küçük bir not; bu tarifi yaparken mutlaka Doktor Otker marka kaymak tadında kremşanti kullanmalısınız. Aksi takdirde kıvamı olmıyacaktır. Benim de yukarda açıkladığım gibi normal kremşanti etkisi olsaydı zaten puding yapacaktım. Sevgiler.

6 Aralık 2011 Salı

Arnavut Ciğeri



                        En çok Arnavutlar mı yaparmış yoksa Arnavutlardan mı öğrenmişiz bilmem ama her nasıl öğrenildiyse iyiki de kültürümüze karışmış. Ben ciğeri çok severim.Aslında süt ve yumurta haricinde her şeyi seviyorum herhalde. Yani direkt kullanmaktan bahsediyorum yoksa yumurta ve sütsüz mümkün değil. Hala bir bardak süt içemem. İçine birşeyler karışacak yada yumurta kokan şeyleri yiyemem mesela.İşte bu şekilde başladı yemek yapma aşkım. Herkesin yaptığını yiyemememdir buna sebep. O zamanlar internet yoktu. Önceleri takvim yapraklarından aldığım yemek tariflerini denedim. Hatta çok iyi hatırlıyorum. Bir keresinde patlıcanlı pilav yapmıştım. Bizimkiler beğenerek yemişlerdi.Zaten ondan sonra büyüyerek devam etti bu çalışmalarım.Şimdilerde ise altın çağını yaşıyor diyebilirim. Bizimkiler bundan rahatsız değiller. İşin garibi ben de çok alıştım bu şekilde yemek yapmaya, amma velakin şu kilolara iş geliyor takılıyor.
                      Bazen bakıyorum bloklara bloggerlar oldukça zayıf ve naif hanımefendiler. Nasıl oluyor diyorum. Sanırım onlar benim gibi tadına bakayım derken bir dilimi birden götürenlerden değil. Bu muhabbet tatsızlaşmaya başladı. Keyfim kaçmadan ben tarife geçeyim.

Malzemeler:
500 gram kadar dana ciğeri(zarı soyulmuş, sinirleri alınmış ve küçük küçük doğranmış),2 küçük patates,bolca un
Terbiyesi için;tuz, karabiber, kırmızı biber, kekik karışımı.
Kızartmak için sıvıyağ.
Yanında servis yapmak için 1 kuru soğan, 3 dal maydanoz.

Yapılışı:

  1. Ciğerleri bir kez daha yıkayıp süzgece alıyoruz. Patatesleri ciğerlerin boyutuna göre küp küp doğruyoruz.
  2. En önce yağda patatesleri kızartıyoruz.
  3. Patatesler kızarırken, ciğerleri terbiyesi; için tuz karabiber, kırmızı biber ve kekik karışımı ile iyice karıştırıyoruz. Daha sonra ununu ekleyip, bol unla iyice karıştırıyoruz. Bir süzgece alıp fazla ununu arındırıyoruz.Patatesler kızarınca ciğerleri tavaya alıyoruz, kızartıyoruz.
  4. Kurusoğanı soyup ortadan ikiye kesiyoruz. İnce ince dilimliyoruz.Tuz ve sumakla biraz ovuyoruz.Tabağın en altına soğanları onun üzerine ciğer ve patatesleri karışık döküyoruz. En üstüne ince ince doğradığımız maydanozları serpip sıcak servis yapıyoruz.

Lorlu Mantı (Çökelekli Mantı)



                                 Kayınvalidemden öğrendiğim tariflerden biri çökelekli mantı.Bizde de yapılır buna benzeyen şekliyde mesela bizde ıspanak, yada sade salçalı sosla yapılır. Eşim annesinin yaptığı şekliyle sevdiği için onu yaptım. Kayınvalidemden de tam not aldım. "Benimkini de geçmiş" dedi. O kadar diyorum.
                               İsterseniz bu ölçülerin yarısını alarak da yapabilirsiniz.O zaman iki beze olur. Biz kalabalıktık. Anca yetti.
                 Malzemeler: 2 yumurta,4 su bardağı un,1 su bardağı + 2 yemek kaşığı ılık su,1 tatlı kaşığı tuz, İçi İçin: tuzsuz lor peyniri.

Yapılışı:

  1. Yumurta, tuz, un karıştırılır. Suları da ekleriz. İçine azar azar un  eleyerek koyarız. Biraz katı kıvamlı bir mantı hamuru olur.
  2. Hamuru 4'e bölüp bezeler yaparız. Her bir bezeyi büyükçe açarız. Ne çok ince ne çok kalın olacak. Kayseri mantısı gibi keseriz lakin onun gibi küçük olmayacak, daha büyük kareler olacak. 
  3. Kesilen karelerin ortasına kıyma yerine lor peynirinden koyarız. İki çapraz ucunu birleştirip üçgen şeklinde kapatırız. Her bir bezeye şeklini verdikten sonra altına kalınca örtü serdiğimiz temizce bir yere kaldırırız ve böylece 2 saat kadar kurumasını bekleriz.
  4. Bir tencereye su doldurur, içine biraz tuz ekleriz.Kaynayınca hamurlarımızı mantı gibi salar pişiririz. Ocaktan alınca suyunu döker üzerine  biraz soğuk su koyarız. Bu arada tavada 3 kaşık tereyağ biraz sıvıyağ koyar kızarınca soğuttuğumuz mantının üzerine dökeriz. Bu mantı yoğurtla yenilmediği için benim kızlar ketçabı tercih ediyorlar. Mevsim sebzeleri bol yeşillikli bir salata ile güzel gidiyor. Afiyet olsun...

5 Aralık 2011 Pazartesi

Palamut Tava


                   Dün akşam yemeğinde palamut vardı. Çoktandır aklımdaydı. Böyle yeşillikler içinde, bol limonlu, iyi kızarmış şekilde.Dün pazardan dönüşte yemeğim olmadığı için kolay birşeyler olsun istedim. Balıkçıda durduk ve ilk gözüme takılan balık palamut oldu. İyiki de yapmışım kızım da yedi ilk kez. ( Bu aralar etle, tavukla, balıkla tanışma aşamalarındayız da...)
                  Benim gibi bir balık canavarının et yemez kızları... Gerçekten işim çok zor çok...Zaten onların ve babalarının yemek seçmesi değil midir beni blok açmaya götüren sebep.Gerçi iyi bir şeye sebep olmuşlar. Ama yeseler ben daha bir iştahla yapıcam yemeklerimi, tatlılarımı. Mesela mantarı kullanacağım bol bol, yada sakatat yemekleri yapacağım, ne bileyim işte bamya kötü bir yiyecek midir sizce de? Bizim evde seven yok da ben hariç...
                Neyse yine çenem açıldı."Az laf çok iş" sloganım bu olsun benim de tabi kendimi tutabilirsem.Neyse hanımlar çok işim var çok. Siz bir de benim yaptığım şekilde yapın palamutlarınızı inanın çok seveceksiniz. Sevgiler...

Malzemeler: 1 kg palamut(temizlenmiş),1 yumurta,2 kaşık un,tuz,1tane limonun suyu, bir çay kaşığı karabiber.
Kızartma yağı: 2 kaşık tereyağ,yeteri kadar sıvıyağ.

Yapılışı:

  1. Palamutlar yuvarlak kesilir.Geniş bir kaba yumurta kırılır,un, tuz limon suyu, karabiber katılır iyice çırpılır. Gerekirse biraz daha limon suyu ekleyebilirsiniz.
  2. Balıklar bu karışıma batırılır. Tavaya tereyağ konur eriyince içine sıvıyağ eklenir, biraz kızdırılır.Balıklar kızgın yağa atılır. (İsteğe göre kızartma aşamasını sadece sıvıyağ ile de yapabilirsiniz)
  3. Bol yeşillikle servis edilir. Afiyet Olsun...